- Kategori
- İlişkiler
Önyargısız bakabilmek

Ne Beyazıt'larGeldiî-Geçti, Şu Fâni Dünyâ'dan!..
Sevgili Beyazıt' ın şahsı'nda...
Milliyet Blog'ta, 20.02.2008'de; Değerli dostlar, 50 sene'lik hayatım boyunca, çocukluğumdan beri, hiç kimse'yi ne eylemlerimle ne de söylemlerimle, aslâ ''baskı altına almak(!)'' gibi bir niyetim olmamıştır. ''Baskıcı zihniyete'', ''Tepeden inmeciliğe'', ''Despotizm'e'' vs. bugüne kadar hep karşı çıktım. ''Güzel dinimiz İslâm'ın özünde zâten baskı değil; sevgi, kardeşlik ve sosyalite hâkim olduğunu hatırlatmak isterim...'' Yazım'ı ''çok iyi anladığını'' belirten kardeşimin, yazdığı yorumundan, bunun böyle olmadığını görmekteyim ne yazık ki!.. ''Akl'ı hür, vicdanı hür(!)...'' bir üniversite öğrencisi olarak keşke daha müdakkik, daha muhakkik olabilme basireti gösterebilmiş olsa idi!...Yazım tekrar okunduğunda görülecek ki, ben, O Zât-ı Muhterem'in ibâdetlerinden, hattâ ''ibâdet''ten hiç bahs'etmemişim... İnsanlara, ibâdetlerine göre değer biçme, not verme bizim ne haddimize!..O, Yüce Yaradanımız'ın işi'dir... Üstelik, şimdiye kadar hiç kimse'yi, ibâdetlerine göre değerlendirme gibi bir alışkanlığım olmadı! Bunun yanlışlığını hep müşâhade ettim ve söyledim...Yazım'da, dikkat ederseniz bir sosyalite'ye vurgu vardır. Ana fikr'i; ''Ahiret'te seni kurtaracak bir eserin olmadığı taktirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.'' cümlesi olan bir yazı'dan nasıl böyle bir ''ard niyyet'' çıkarılabilir? Hayret ettim doğrusu!.. Bâzı arkadaşlar bu yazım'ı, ''anlamak istedikleri'' gibi okumuşlar gâliba!.. <...yazınızın ana="" fikrine="" aynen="" katılmakta="" olduğumu="" belirteyim.="">> dedikten sonra, < sizin="" yazdıklarınız="" üniversitelerde="" yapılmasından="" korkulandır.="">> diye yazmıış. Bu ne demek? Bir türlü anlıyamadım (!)...Lutf'edip izah etse idi, inanın çok sevinirdim. ''Benim yazdıklarım'', (bu kardeşimizin, kafasının içinde ne var? Bilemiyorum!..), ''üniversitelerde yapılmasından korkulan''sa eğer, yazım'ın anafikr'ine katıldığını söylediğine göre, O da, ''üniversitelerde yapılmasından korkulan bu (!)'' şey'lerii tasvip ediyor demektir. Benim yazım'dan çıkarttığı, ''üniversitelerde yapılmasından korkulan(!) O şey(!)' den kast'ının ne olduğunu inanın merak ettim doğrusu. Lutf'edip açıklarsa, sevinirim... Ama n'apalım ki insanlar, kendilerine; kafalarının içerisindeki oluşumlara göre yorum yapıp, hiç lüzum yokken sinirlendirmenin yollarını bulabiliyorlar. Bir türlü anlamıyorum inanın. ''Karşıdaki de bir insan. Tam olarak ne diyor acabâ?..'' deyip, sükûnetle düşünerek anlamaya çalışmak ve ondan sonra konuşmak, daha doğru olmaz mı?!.. Birbirimizin ard niyetli olduğu ''ön yargısı'' ile mes'elelere yaklaşım, (bana göre en azından) cidden çok yanlış inanın... Bu yanlışlığı; <...iyi yaşamak="" ve="" yaşatmak="" için="" kullansana="" diye="" bitecek="" şeklinde="" düşünürken,="" olayı="" adamın="" âhiretine="" bağlamışsınız..="">> diyen kardeşim de bilse'ydi ve ''ön yargısız'' yaklaşabilse'ydi eğer, benim; ''Âhiret'te seni kurtaracak bir eserin olmadığı taktirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.'' cümlesi'yle bitirdiğim bu yazıda, ne demek istediğimi çok daha iyi anlıyacak, kendisi'yle '' iyi yaşamak ve yaşatmak'' konusunda, hemfikir olduğumuz noktaları görebilecekti. Olmuyor işte dostlar!.. İşin içine ''ön yargı ile'' girilince, anlaşılması çok basiit mevzûlar bile anlaşılamıyor mâlesef!.. Keşke hiç birimiz böyle yapmadan, birbirimizi anlıyabilmenin yollarını bir bulabilsek?!.. O zaman; Kıymetli dostlar... Beyazıt Öztürk'ün, bir gazeteye verdiği mülakat'a atf'en yazmış olduğum; Rabb'im'e şükr'ediyorum ki, yaptığımız her iş'te Kendi Rızâsı'nı bize düşündürtüyor. Her zaman, her iş'te AHİRET' in varlığını hatırlama ve ona göre hayâtına yön vermeye çalışma güzelliğini bahş'etmiş olması, bizim gibi âciz, fakir ve bîçâre bir kul için, fevkalâde güzel bir nîmettir. Bir nev'î otokontrol'dür... Bir göz kırpış'ın, bir nefes alıp-verme'nin, bir yutkunma'nın, 50 sene'dir, şu fâni dünya'nın geçici zevk ve güzelliklerini temâşâ etmeme vesîle olan, hayâtımın penceresi gözlerim'in ve daha nice hârika vazîfelerle teçhîz edilmiş, diğer âzalarım'ın bana en güzel bir şekilde hizmet edebilmeleri'nin tek müsebbîbi olan ''can damarım hükm'ünde'' olan, hayat kaynağım KALP'imin, hizmetkârlıklarını anlıyabilmek; O, Yüce'ler Yüce'si Zât'ın, bizi varlığından haberdâr ettiği ÂHİRET'in varlığını anlıyabilme güzelliğine nasîp olmak kadar güzel ne olabilir ki?!.. Rabb'im beni, bunları düşünebilme basiretinden uzaklaştırmasın... Kendisine, 10 YTL milyar yevmiye verecek birine, hiç teredüt etmeden akşama kadar köle gibi çalışmayı kabûl edebilecek olan, insan denen şu mahlûk; herbiri katrilyonlarca YTL değerinde olan, bedava aldığını zann'ettiği bu azaların hesabının sorulmayacağını nasıl düşünebilir?!.. İşte bunun içindir ki; <''ahiret'te seni="" kurtaracak="" bir="" eserin="" olmadığı="" taktirde,="" fâni="" dünyada="" bıraktığın="" eserlere="" de="" kıymet="" verme.''="" kardeş,="" ne="" olur?..="">> diyerek bitirdiğimiz yazıda, ilk muhatap bu fakirdir dedik arkadaşlar. Sonra, şu kısacık(!) fânî dünyada olduğu gibi, ebedî, hiç bitmiyecek olan AHİRET HAYATI' ndaki güzelliklere lâyık olan'lar ve öyle olasını istediğimiz Beyazıt Kardeşimiz gibi güzel insanlardır muhatabımız... Bunda kızacak, gocunacak ve sinirlenecek ne var bilemiyorum?.. O yazım'da hakâret yok, kırıcı bir şey yok!..Zâten öyle bir şey'e de hiç kimse'nin hakkı yok!.. O yazım; Sevgili Beyazıt 'ın şahsı'nda, ÂHİRET inancı olan herkes'le bir hasbihâl'dir sâdece... Elbette ki, ÂHİRET'e inancı olmıyanlar'a değildir sözümüz...Onlar da üzerlerine alınmazlar olur, biter!.. Sağlık ve Muhabbetle... Bektaş Azizoğlu
Bir arkadaşım;
BEYAZ kendisini yıllardır kanıtlamış biridir. Ahiret için yaptıklarını da kendisi bilmeli. Çünkü hesabı ondan soracaklar. Sizi niye ilgilendirdi bu konu? Siz ahiret için neler yaptıklarınızı açıklayın da öğrenelim. Beyaz'ı yargılamak size, bana düşmez. Efendice vazifesini yapan, herkesin takdir ettiği bir kişidir. Ya siz? >> şekl'inde yazan, iiyi niyetli bir insan olduğunu tahmin ettiğim Zât-ı Muhterem'in, daha farklı bir yaklaşımı olacaktı belki de?..
01.03.2008, cumartesi
Üsküdar-İSTANBUL