- Kategori
- Siyaset
Ordu-Hatay- Ankara!

İsrail ordusu dünyadaki en ahlaklı ordudur…
Baba baba… Adamlara bak ya!
Nasılda sahipleniyorlar, toz kondurmuyorlar ordularına…(Bizdeyse…)
O kadar ahlaklı ki…
Kundaktaki bebeği bile katlediyor… Ölüm kusuyor…
Ahlak anlayışına bak!
Falanca dizinin bir bölümünde İsrail bayrağında kan vesaire görüntüler varmış… Bizim bayrağımızla kıyaslandığında…
Buna tam amiyane tavırla oha !
Diyeceğim... Unutmuşlar en yakın tarihte Hitler zulmünden kaçanların sığındığı ülkeyi.
Ve tarih boyunca her başları sıkıştığında koştukları yeri.
Türk milleti mazlumun yanındadır hep.
Ülkeme hakaret, orduma hakaret, bayrağıma hakaret…İllaki açık açık olması gerekmiyor.
Alçak koltuk gibi ince ayarlarla başlayan…
Sinek küçük ama mide bulandırır misali.
Büyükelçimiz
—İbranice bilseydim, gereken cevabı verir ve giderdim diyor.
Bir ülkenin bir başka ülkedeki üst düzey temsili, ülkenin haysiyeti, dış siyaseti bir bakıma büyükelçilerin sorumluluğunda diye düşünürüm.
Büyükelçimizin İbranice bilmesi yâ da İbranice bilen bir tercümanın yanında olması gerekmez miydi?
Bu eksiklik olmasaydı sadece gülümsemekle yetinmezdi.
Hangi ülkede görevliyse büyükelçinin o ülke hakkında dolu dolu olması gerekir. Bilgi yönünden eksik olmamalı.
Hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmemeli. Siyasi entrikaları, karşısındakinin her attığı adımı daha o adımını atmadan hesaplayabilmeli.
Kendi ülkesinin menfaati için. İlk odaya girdiğinde alçak koltuğu gördüğünde tavrını koyması gerekmez miydi?
En inceden söz, davranış büyükelçinin mercek altında tutması gerekenlerdir.
Adı üzerinde; Büyük+ Elçi