- Kategori
- Öykü
Ormanda dehşet - Final

O günden sonraki haftaları o geceyi her geçen gün daha az düşünerek ve sonunda da unutup monoton yaşantısının uyuşuk ritmine adapte olarak geçirdi. Aklının bir köşesinde kendini hatırlatmaya çalışan sinir bozucu bir sinek vızıltısı gibi zaman zaman onu rahatsız etse de, bilinçaltı, akıl sağlığını korumak amacıyla ön plana çıkmaya çalışan görüntüleri ezip yok ediyordu. Bir tek manolya kokusu duyunca durum farklılaşıyordu. Tüm duyuları harekete geçiyor, elini uzatıp tutmak istediği bir görüntü parmaklarının arasından hızla kayıp kurtulurken yüreği garip bir sızı ve kayıp duygusuyla yanıyordu.
Böyle zamanlarda yakın bir binanın çatısında oturmuş onu izleyen bir silüet ise bir sıçrayışta onun yanına gidip kollarının arasına almak ve tüm yaşananları, bildiklerini ve bilmediği koca bir dünyayı ona açıklamak ile bir daha onu görmemek ve kendini unutturmak arasındaki ikilemle kıvranıyordu.
İnsan eti ve kanıyla beslenen bir canavarın tuzağına düşmüş olan ve neredeyse korkunç bir şekilde can verecekken, önce tünelde yaktığı meşalelerle yönlendirip çıkışa ulaştırdığı, daha sonra da yamaçta yuvarlanırken kucaklayıp evine götürdüğü, yaralarına pansuman yapıp, pijamalarını giydirip yatırdığı baygın kıza aşık oluşunu nasıl açıklayacaktı? O gece ve sonraki pek çok gece kâh yatağının başucunda kâh bu gece olduğu gibi karşı binanın çatısında nöbet bekleyip onu koruduğunu anlatsa, inanır mıydı? Yoksa deli saçması olduğunu mu düşünürdü tüm bunların?
Günün ışımasına bir saat kalmıştı. Artık tehlike geçmiş sayılabilirdi. Onun da gidip dinlenme zamanı gelmişti. O geceden beri iki ayı aşkın bir süre geçmiş, bir saldırı daha olmamıştı. Kim bilir belki kızın peşinden gelmeyecekti, çoktan başka kurbanlar bulmuştu kendine canavar. Tamamen içgüdüleriyle hareket eden fazla akıllı olmayan bu yaratıkların neyi ne zaman ve ne maksatla yapacakları belli olmazdı. Üç yüz yirmi sekiz yıllık hayatının son iki yüz yılını bu canavarlarla savaşarak ve onları yok ederek geçirmişti. Onun dünyasında bu, genç bir yaştı. Canavar Avcıları onların toplumunun polisi gibiydi. Bu görevi seçmeden önce yüz yaşında reşit olmasından sonraki yıllarda hangi alanda çalışmak ve yaşamını devam ettirmek istediğine karar vermek için bir dönem geçirmiş ve avcı olmaya karar vermesi sadece yirmi sekiz yılını almıştı. Eğitim, üretim ve yönetim alanlarındaki görevlerdeki deneme çalışmaları onu kısa sürede bu işe yönlendirmişti.
Kalktı, yatağında bir kolunu başının üzerine atmış sere serpe yatan kızın masum dünyasını kendi tehlikeli ve karmaşık dünyası ile altüst etmeye, onu huzursuz ve stres dolu bir yaşama mahkum etmeye hakkı yoktu.
Aniden çıkan hafif bir meltemle uzun kahverengi saçları uçuştu. Elini dudaklarına götürüp bir öpücük yolladı sevdiği kıza.
Kız uykusunda iç çekti, aralık pencereden giren hafif bir meltemle burnuna dolan manolya kokusuyla minik bir öpücük kondu yanağına sanki veda eder gibi. Dudakları aralandı “Gitme” dedi belli belirsiz…
SON