- Kategori
- Güncel
Örnek olsun

Türk Kadını kağnılarla cepheye cephane taşıdı (alıntı)
Anadolu’m işgal altında. Kadınlarımızın, kızlarımızın ırzına geçiyor vahşi düşman askerleri. Yurdum yakılıp, yıkılıyor, her yer yağmalanıyor. Nice vahşetler yaşanıyor. Her yer yağmalanıyor. Savaşacak silah ve cephane yok, yiyecek, giyecek ve para yok. Ezanlarımızı dahi dinleyemiyoruz. Demir ve Kara Yollarımız işgal altında. Türk Milleti bu çetin koşullar altında mucizeler yarattı: Erkeği, kadını, genci, yaşlısı ile çoluk, çocuk yollara düştü. Cephane üretti, düşmanların silah depolarını soydu, işkencelere göğüs gerdi, imanla azimle çalıştı, yoktan var etti. Kadınlarımız kar altında cepheye cephane taşıdı. ATAM’IZIN önderliğinde, inanılmaz azim ve kararlılıkla bu Ülkeyi kurtardı. Nice, nice canlar verdi. Çocuklar öksüz kaldı, Analar, bacılar dul kaldı. Aşağıdaki öykü VATAN uğruna kanını, canını veren Öğretmen Ahmet Rıfkı’nın öyküsüdür. Bu ülkeyi bölmeye kalkan, gaflet, delalet hatta ihanet içinde olan ve Atatürk’e dil uzatanlara örnek olsun. “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.”
NAHİDE ÇELEBİ
Muallim Ahmet Rıfkı
Yıl 1915. Çanakkale'de kızılca kıyametin koptuğu günler. Aylardan Mayıs. Vefa Lisesi Fransızca Muallimi Ahmet Rıfkı her günkü gibi mektepten içeri girer. Selâm verir Ahmet Rıfkı ama çocuklar selâma bile karşılık vermezler! Ahmet Rıfkı iyice şaşırmıştır. Arka sıralarda oturanlardan biri ayağa kalkarak; “Hocam, mahallemizde eli ayağı tutan ağabeylerimiz Çanakkale’ye gönüllü gittiler, ama siz hâlâ buradasınız! Biz de gitmek istiyoruz, fakat yaşımız tutmuyor, söyler misiniz bize, vatanımız elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar?” Yaşlı gözlerle sınıftan çıkar ve mektebin idaresine dilekçesini verir. Arkadaşlarıyla, talebeleriyle vedalaşır, evine gelir. Ahmet Rıfkı’nın hayattaki tek varlığı yaşlı annesi Ayşe Hanımdır ve Şehzade başı semtindeki evlerinde beraber oturmaktadırlar. Durumu annesine anlatır, ondan hakkını helâl etmesini ister. Ardından mahallenin bakkalı, güngörmüş bir zat olan Selâhattin Adil Efendiye uğrar ve şöyle der: “Selâhaddin Amca, Allahın izniyle vatanın bağrına saplanmış olan düşman hançerini çıkartmaya gidiyorum. Senden isteğim, anamı iaşesiz bırakma! Kısmetse dönüşte borcumu öderim!” Çeşitli cephelerde savaşa katılır. 19 Aralık 1915 günü şehit olur..Annesi haberi alır, çok üzülmesine rağmen imanı bütün bir hanım olduğundan hâdiseyi tevekkülle karşılar. Aklına, veresiye yiyecek aldığı bakkal gelir. “Yedi aydır senden veresiye alırız, borcumuzu verelim de oğlum borçlu yatmasın!” der. Selâhaddin Efendi şöyle cevap verir: “Ayşe Hanım, sen okuma yazma bilmezsin, okuma bilen bir yakınını getir de hesabı o çıkarsın!”Bunun üzerine Ayşe Hanım, komşusunun kızı Gülşah’la birlikte dükkâna gider. Selâhaddin Adil Efendi, “Ahmet Rıfkı” bölümünü açarak veresiye defterini Gülşah’ın önüne koyar! Gülşah, onlara veresiye defterindeki kırmızı harflerle yazılmış satırları gösterir. Şöyle yazıyordur defterde: “Bu hesap Ahmet Rıfkı’nın kanıyla ödenmiştir, vesselam!”