- Kategori
- Blog
Ört ki, Ölem' den sonra, "De ki, Bartın"

Tarihi evlerin, dizi dizi muhteşemliği, gözbebeklerinize değer her seferinde.
“Vefa” denilince, Türkiye’de ilkten “Vefa Bozacısı” niye akla gelir?, Kadir kıymet bilmezlik, öyle ağızdan dolma tüfekler gibi midir?
Günümüzün çürümüşlüğünün yolu, bozacıdan geçer oldu. O bozacıdan önce insanlık, vefa duygusundan yoksun muydu? Değil tabi
Çocukluğumda gündüzler, yıl kadar uzundu, Hiç tükenmezdi. Geceler ise Ay gibi parlaktı, hiç bitmedi, eksilmedi, sönmedi. Üstelik de tükeneceğini, söneceğini bile bile, hayatın her saniyesinden hayat içinde hayat çıkararaktan geçti günlerim.
Kendimi bildim bileli, hep Bartın’ı sayıklamışımdır. Çocukluk ve gençlik, oralarda geçti benim. İçimdeki rengarenk kuşları, orada uçurdum. “İlk” lerimin ilklerini, oralarda fark ettim ve tattım. Oralarda rüzgar başka eserdi. Güneş her seferinde başka başka yerlerden doğardı.
Böyle diye diye zaten olduk bir “Bartın Yangun’u” Bartın’lılar bu adı taktı bana. Evet! Ben bir Bartın üşütüğüyüm. Bundan gocunmuyorum. Bartın’lılar kibarca “Yangunu” diyorlar. “Herkes bu vefayı gösteremedi” diye de ekliyorlar. Bundan gururlanıyoruz tabi.
“Bartın’ı çok iyi biliyorsunuz. Gel de biraz da bizlere anlat” diye seslendi Bartın’dan İsa Küçük Bey. İçi edebiyat sevgisiyle dopdolu bir insan.
Geçen Mayıs ayıydı. Gittim. Yıllardan sonra. Evet! Yılar sonrası Bartın’lıların karşısına çıktım. Bartın Valisi İsa Küçük: “ Bu şehir, 60 yıl önce kaybettiği çocuğunu buldu” diye takdim etti beni, plaket verilirken. Edebiyat yolu ile de Bartın’a ve insanlarına verdiği değeri, böylece ifade ettiğinde, çok alkışlandıydı. Bizimse, gözlerimiz yaşarmıştı.
İki hafta önce, aynı İsa Bey, şöyle dedi: “ Bartın’a ait bir kitaplık yazı olması lazım sizde. Bartın’a ait bir kitap düşünür müsünüz?” dedi. Doğrusu benim aklıma gelmemişti. Edebiyata derin bir sevgi ile bağlanan, bu yolla da Bartın’a hizmet eden bu idarecimize gıpta ettim doğrusu. Şaşkınlığımı da belli ederek “Tabi, neden olmasın!” dedim.
İşte Bartın’a ve Bartın’lılara hizmet sevdasından kaynaklanan bu arzu, derin bir vizyon ile birleşince, bir kitap çıktı ortaya. Ve de ismini kendisi koydu: “ DE Kİ, BARTIN ” diye.
Kitap İzmir’deki matbaada. Baskıya girdi. Bartın sevdalılığımı öne çıkaran, vizyonu geniş bir edebiyat adamımız olan İsa Küçük’e, teşekkür ederim. “Bartın’a ve Bartın’lılara kazandırdığı bu kitap için.
Evet, evet. Bartınlı’ların bir kitabı var şimdi. Eskiden yoktu. Şimdi var artık. Her sayfasında, her satırında, her hecesinde, Bartın’lıların sesi var. Bartın’lıların nefesi var. Bartın Vali’sinin sihirli eli var.
Bartın’lılar, bu kitapta, “kendilerini” bulacak. Nesillerden nesillere, “içindekileri,” birbirlerine göstererekten hem!
“De ki, Bartın”daki yazılar, Milliyet Blog’daki yazılarım. Daha da zenginleştirilmiş şekli. Milliyet İnternet, yazmak konusunda güç ve teşvik vermiştir.Hareket motorum olmuştur. Minnet borcumuz vardır.
“Ört ki, Ölem”den sonra “De ki, Bartın” ikinci kitabım oluyor. Bense hala daha çocukluk arkadaşlarımı ve değnekten atımı arıyorum. Ve bu kitapta şöyle sesleniyorum:
“ Nellede siyiz deyven bakay! N’apıyo suyuz? Eyi misiyiz? Ey Süreyya Karakaşlar, Aliş’ler, Alemdarlar, Sezai Altınay’lar, Giresunlu’lar, Bayrı’lar, Kara Şaban’lar, Nerminler, Tomris’ler, Işıklar, Pertev Halulu’lar, Aydemir Mete’ler, Kırıkoğlu’lar, Ayhan’lar. Nellede siyiz bakay? Çıkıp, geliverin biyo.”
Bir Bartın sevdalığı ki, dağlar taşlar dayanmaz. İçimde burcu burcu tüten, ilk aşkların filizlendiği yer Bartın. En iyisi mi şiirle söyleyelim:
“Eskidendi o / Bütün yollar, çıkardı Roma’ya / Şimdilerde ise çıkar Bartın’a / Parthenia’ya / Sular İlahın’a, / Bartın’a “
“Ey, Parthenia / Sular İlahı Parthenia / Yalnız kaldığın bir gece / Ve de habersizce / Gelmeliyim gizlice / Kıvrılmalıyım koynuna / Boğaz’dan koparak / Aladağ’dan aşarak / Sessizce girmeliyim yatağına”
“Sen yatağında / Tüterken pembe pembe / Ayak uçlarıma basa basa / Sana gelmeliyim / Sesime kulak ver eğil / Bir sevgili gibi değil / Sevgi tüterek gelmeliyim / Kıvrık dudaklarında / Gülücükler uçuşurken / Dağınık saçlarında çiçekler açarken / Çarpmaklı kalbinde / Kelebekler uçuşurken / Manalı gözlerinde, arzular yanarken / Mavi düşler içinde / Seni düşünürken / Bir sevgili gibi değil / Bir “Bartın yangunu” olarak / Sevgi tüterek gelmeliyim”
“Ellerin ellerimdir / Gözlerin, gözlerimdir / Yüreğin, yüreğimdir / Diyebilmeliyim."
“Mavili mavili ela kız / Diyen dillerini yiyeyim / Kırtepe’lerden / Biyago’lar çekelim / Kendimizden geçelim / Geçip gidelim / Yirmibeş Kuyusuna / Sevda çıkrığında / Aşkımızı çekelim”
“ Hıdırellezlerim / Sular ilahım / Sevdam benim / İlk göz ağrım / Bartın’ım…”
Sen Bartın’ım / İçmeden sarhoş olunan aşkımsın / Çiğ tanemsin Gölbucaklarda parlayan / Perimsin, sadece beni çarpan / Meleğimsin, tertemizliğe kanat açan / Sular İlahısın gönlüme taht kuran / Hülyamsın, devam edecek olan / Sevgimsin, özlemlerle anılan / Şiirimsin, hecelerimde varolan /
“ Çiçeğimsin, kalbimde hiç solmayan / Güzelliğimsin, pırıl pırıl parlayan / Yağmurumsun içime dolan / Canımsın, canlara can katan / Çılgınımsın beni çıldırtan / Ateşimsin, düştüğü yeri yakan / Kandilimsin, kendiliğinden yanan / Arzumsun, buram buram tüten / Işığımsın yolumu gösteren / Pırlantamsın paha biçilemeyen / Tılsımımsın başımda çılgınlarla esen / Ey sen renkli Bartın’ım / Söyle artık, daha neyin olayım?!”







