​ Orta Türkçe / Dilbilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '18

 
Kategori
Dilbilim
 

Orta Türkçe

Orta Türkçe
 

Divan-ü Lügat'i Türk


 
Eski Türkçeyle yeni Türkçeyi birbirine bağlayan geçiş dönemidir. Eski Türkçeyi (Uygur dönemi) izleyen Türk yazı diline Orta Türkçe çağı denir.  Bu dönemde bütün Orta Asya’da kullanılan Türkçeye, Ortak Türkçe, Müşterek Orta Asya Türkçesi adları da verilmiştir. “Orta Asya Türk dünyası, XII. yüzyılda başlayan bazı kaynaşma, karışma ve ayrışmaların sonucu olarak, yavaş yavaş Türk dilinin genel yapısında birtakım değişme ve gelişmelere sahne olmuştur. 
Bir yanda Uygur yazı dili yaşar. Öte yanda ayrı bir alanda, başka bir uygarlığın etkisi altında yeni bir yazı dili gelişir. Bu yazı dili Orta Türkçe’dir. Orta Türkçe evresi tüm bilim adamlarınca kabul edilmiş değildir. Orta Türkçe döneminde Türkler, yeryüzünün uzak alanlarına yayılırlar. Dil için doğal bölünme koşulları doğar. Türkçe dal budak salar 
Orta Türkçenin belirgin üç kolu söyle sıralanır:
 
1.Karahanlı Türkçesi, bu kollu Harezm ve Çağatayca izler.
2.Kıpçak Türkçesi
3.Oğuz Türkçesi
 
Bu değişme ve gelişmeler yeni yazı dillerinin oluşmasına ortam hazırlamıştır. Bu değişimde, Harezm bölgesi önem kazanır. Bu bölge, dil tarihimizde, bir yandan Karahanlı Türkçesi ile Harezm Türkçesini birbirine bağlayan bir köprü vazifesi görürken, bir yandan da Eski Türkçenin yeni şartlar altında devamını sağlayan ve Doğu Türkçesini başlatan Çağataycanın oluşmasına ortam hazırlamıştır. . Böyle bir oluşum ve dallanmaya beşiklik eden asıl bölge Edebî gelenek bakımından, Harezm’in kuzeyindeki Altınordu-Kıpçak Türkçesi de Harezm Türkçesine dayandığı için bölgenin Kıpçak Türkçesinin ayrı bir kol hâline gelişinde de büyük katkısı vardı.
Doğu Orta Türkçe: Bu dönemin en bilindik yapıtları arasında Kutadgu Bilig, Dede Korkut Kitabı, Köroğlu Destanı ile Ali Şîr Nevaî'nin yapıtları sayılabilir. 
Bütün bir Eski Türkçeden söz edilmesine karşın, bütün bir Orta Türkçeden söz edilemez. 
 
Doğu Orta Türkçesi üç kola ayrılır:
 
1.Karahanlı Türkçesi.
2.Harezm Türkçesi.
3.Çağatay Türkçesi
 
Uygurcadan Kıpçakça ve Çağataycaya geçiş süreci, Orta Türkçe döneminde başlamıştır. Türklerin İslamlığı kabul etmesinden sonraki dönemdir.11.yüzyılda başlayan bu dönem, 15.yüzyıla değin sürer.
Bu dönemde, Türkçenin sözvarlığında önemli değişmeler olur. Eski Türkçeye, Çin ve Orta Asya halklarından sözcükler girmiştir. Zamanla onların yerini Arapça ve Farsçadan giren sözler alır. Türk okumuşları arasında din dili olarak Arapça, yazın dili olarak Farsça önem kazanır. Medreselerde bu diller öğretilir. Türk ozanlar, sanatçılar, bilginler arasında Arap ve Fars dillerinde ürünler vermek üstünlük sayılan bir özellik olur. Yavaş yavaş Türkçe önemsenmemeye başlar. Türkçe halk dili olarak gelişme sürecine bırakılır. Türkçe yaygın bir alanda konuşulur
 
Dönemin en önemli ürünlerini Karahanlılar verir.Bu dönemin iki büyük yapıtı Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’iyle Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lugati’t Türk’üdür. Türklerin büyük çoğunluğu İslamlığı seçer. Bu dönemde doğuda Hakaniye(Karahanlıca) ,batıda Oğuzca, kuzeyde Kıpçakça Türkçeleri oluşur. Bu üç diyalekti dil bilimsel bakımdan birbirinden çok kesin çizgilerle ayırmak güçtür. Çuvaşça, Yakutça, Güney Sibirya dilleri gibi birkaçı bu öbekten ayrılır. Böylece üç ayrı kolda ilerleyen Orta Türkçeyi değişik Türk boyları konuşur. . Karahanlıca, Eski Türkçeden fazla ayrılmaz. Onu, Harezmce ve Çağatayca izler. Özbekçe bu yazı geleneğine dayanır. Kıpçakça ve Eski Anadolu Türkçesi ise çok önce Eski Türkçeden kopar uzaklaşmaya başlar. Oğuzca da Azeri ve Anadolu Türkçesi olarak iki kola ayrılır. Yazın dilleri, öz yapıtlarını vermeye başlar. Türkçenin temelini oluşturan yapıtlar, bu dönemde yazılır. Bu dönem; Karahanlı, Selçuklu, Moğol ve İlk Osmanlı dönemlerini kapsar.
 
Divanü Lugati’t Türk ‘teki Orta Türkçe evresi tüm bilim adamlarınca kabul edilmiş değildir. Kaşgarlı Mahmut, Oğuzca ve Kıpçakça’yı her zaman birlikte anmıştır. Haremce, Eski Anadolu Türkçesi (Eski Türkiye Türkçesi), Memluk Kıpçakçası gibi dillerin yanı sıra, diğer diyalektlerde de ortak özellikler yoğundur. Türk yazı dilleri, diyalektleri (lehçeleri )ve ağızlarındaki sayısız dallanmalara karşılık, sınırlı sayıdadır. Avrasya ve Afrika coğrafyasındaki tarihi Türk yazı dilleri şu şekilde sıralanabilir: Orhonca,Uygurca, Karahanlıca, Harzemce,Çağatayca, Bulgarca, Oğuzca, Kumanca (Kıpçakça, Memluk Kıpçakçası,Ermeni Kıpçakçası)
 
Karahanlı Türkçesinden Çağatay Türkçesine geçiş olarak değerlendirilen bu dönemde, dil tarihi bakımından önemli eserler yazılmıştır. Bu dönemin dil yadigârlarını Harezm Türkçesi ve Kıpçak Türkçesi olmak üzere iki grupta değerlendirmek de mümkündür. Bunlardan başlıcaları aşağıda kısaca anılmıştır:
 
Harezm Türkçesiyle yazılmış yapıtlar:
 
1.Mukaddimetü’l – Edeb: Dîvânü Lûgati’t-Türk’ten sonra Orta Türkçe döneminin en zengin söz varlığına sahip bu yapıt, Zemahşerî tarafından 1127-1144 yılları arasında pratik bir sözlük tertibinde yazılarak Harizmşah Atsız’a sunulmuştur.
 
2.Kısasü’l – Enbiyâ: Rabguzî tarafından bir yılda yazılarak 710 (1310)’da Emir Nasrüddin Tok Buğa’ya sunulan bu yapıt; Kuran’da adı geçen peygamberlere ait kıssaların yanı sıra Hz. Muhammed, dört halife, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e ait menkıbeler de vardır.
 
3.Muînü’l – Mürid: Arapça bilmeyen Türkmenlere İslâm fıkhını ve tasavvufu öğretmek amacıyla İslâm mahlaslı bir şair tarafından 1313 yılında yazılan 900 beyitlik manzum bir eserdir.
 
4.Muhabbetnâme: 1353’te Harezmî tarafından yazılan manzum bir yapıttır.
 
5.Nehcü’l – Ferâdis: Kerderli Mahmut tarafından 1358’de yazılmış, kırk hadis tercümesi niteliğinde dinî, ahlâkî bir yapıttır. Sade bir dille kaleme alınan bu yapıt Harezm Türkçesinin nesir alanındaki güzel örneklerinden biridir.
 
6.Anonim Kuran Tefsiri bu döneme ait diğer bir yapıttır.
 
Kıpçak Türkçesinin yapıtları:
 
1.Kodeks Kumanikus (Codex Cumanicus): İtalyan tüccarlar ve Alman rahipler tarafından derlendiği tahmin edilen, Hristiyanlığa ait ilâhileri, bilmeceleri Türkçe – Almanca, Lâtince, Farsça sözlük parçalarını içine alan ve anonim bir eser olan Kodeks Kumanikus, Kıpçakça için olduğu kadar Türk dili tarihi için de önemli bir kaynaktır. Eserdeki 1303 tarihi eserin yazılış tarihi mi yoksa istinsah tarihi mi olduğu bilinmemektedir.
 
2.Tercümanü Türkî ve Arabî: Konyalı Halil b. Muhammed b. Yusuf tarafından 1245’te Mısır’da yazılmış bir sözlük gramerdir. Mısır’da yazılan Kıpçakça yapıtlar içinde tarihi bilinenlerin en eskisidir.
 
3.Kitâbü’l-İdrâk li Lisânü’l-Etrâk: Türkçenin bilinen ilk grameridir. Esirü’d-din Ebû-Hayyan tarafından 1312’de yazılmıştır.
 
4.Husrev ü Şirin: Nizamî’nin aynı adlı yapıtının Türk edebiyatındaki ilk çevirisidir 1341’de Kutb tarafından yazılmıştır. Kıpçak Türkçesinin temel kaynaklarından biridir.
 
5.Gülistan Tercümesi: Sadî’nin Gülistan adlı Farsça eserinden Saraylı Seyf’in yaptığı  çeviridir.
 
6.Et-Tuhfetü’z-Zekiyye fi’l-Lûgati’t-Türkiye: Yazılış tarihi kesin belli olmayan Kıpçak gramerlerinden biridir.
 
7.El-Kavaninü’l-Külliye li Zabti’l-Lûgati’t-Türkiye: Kıpçakçanın önemli gramerlerinden olan bu eserin de yazarı bilinmemektedir.
 
Kaynaklar: 
Fuat Bozkurt, Türklerin Dili, s.111
Nurettin Demir,Emine Yılmaz, Türk Dili,s.68,69
(https://tr.wikipedia.org/wiki/Orta_Türkçe) 
 Suzep
 
 
 
 
 
 
 
Toplam blog
: 391
: 2555
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..