- Kategori
- Kent Yaşamı
Öteki Bodrum

Bugünkü Radikal gazetesinde okuduğum “öteki Bodrum” başlıklı haber beni her zaman düşündüren konuyu yazmaya itti.
Öncelikle haberi aktarayım kısaca; eğlence hayatının sabahın ilk ışıklarına kadar sürdüğü Bodrum’da birkaç kilometre dışında “öteki” Bodrum sakinleri var.
Türkan doğum yaptığı gün çöplükte yaşadığı barakaları yandı. Bebek dünyaya evsiz olarak geldi. Anne ve bebek hastaneden çıkıp çöplükle arasına atılan şilteye ilişti.
Bu insanlar Bodrum’un çöplerinden –plastik, hurda demir, cam ayrıştırarark günde 10 tl ile yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Sağlık sigortaları, yeşil kartları, evleri hiçbirşeyleri yok. Çocukları okula gidiyor fakat okuldan sonra ödev yapma gibi bir lüksleri!!! yok.
Burası Bodrum…
Çok değil sanırım 15-20 gün önce meşhur “yemekteyiz” programının Bodrum ayağını izlemiştim. Orada Bodrum’un yerlisi olarak yarışmacı bir kadın vardı. Ben İstanbul’un taşı toprağı altın olduğu gibi, Bodrum’unda taşının toprağının altın olduğunu düşünüp yerli kadının da durumunun iyi olabileceğini, hiç değilse mutlaka toprakları olduğunu ve gelirlerinin iyi olabileceğini varsaymıştım büyük bir aymazlıkla…
Kadının ziyafet verme günü geldiğinde evinin ne kadar basit, çatısının sadece eternitten –kışın çok soğuk, yazın çok sıcak tutan malzeme- oluştuğunu ve mutfak tavanında da bu eternittten başka bir şey olmadığını görünce şaşırmıştım. Bana burası hangi Bodrum? dedirtmişti.
Tıpkı güzelleme yapmaya doyamadığımız İzmir’de olduğu gibi…
İzmir güzeldir; yaşam kolaydır, rahattır… İzmir’i diğer şehirlerden her zaman ayrı yere koyarım da, daaa…
Kordon’u, Alsancak’ı, Karşıyaka’sı, Pasaportu, Mavişehir’i, Bostanlı’sı, Güzelyalı’sı, teleferiği ile…
Boyozunu, kumrusunu, gevreğini, çiğdemini, gün batımını, kızını, havasını suyunu, denizini anlata anlata bitiremeyiz.
Evet tüm bunlar güzeldir…
Ama tüm bu yazdıklarım, öve öve bitiremediğimiz hangi İzmir’dir?
Kimlerin İzmir’i?
Yeşildere’yi, Kadifekale’yi, Karşıyaka varoşlarını hiç hesaba katmayız. Onlar İzmir’i nasıl yaşar acaba?
Ya yukarda “hangi Bodrum?” diye bahsettiğim gibi İzmir’in yaklaşık
Çalışmaya traktör römörklarında itiş kakış ve her sene trafik canavarının! onlarca belki de yüzlerce can aldığı kurbanlar…
Aynı yol kenarından lüks jipleriyle onlara gözünün ucuyla bakarak geçen paralı şahıslar hangi Bodrum’a gidiyor? Elbette bir gecede milyarlık yemek, eğlence, deniz içinde 1 günlük locayı 1.5 milyara kiralayan Bodrum’a gidiyorlar.
Yukarıdaki insanlarsa onların bir günde harcadığı paranın % 1o’nunu, aynı kişilerin çöplerini ayrıştırarak bir ayda kazanmaya çalışıyorlar.
Sosyal adaletsizlik, gelir dağılımı olduğu sürece bu uçurum sürekli büyüyecek gibi duruyor.
Kent içinde kent, yaşamlar içinde yaşamlar var…
Size tarihten bir oburluğuyla ünlü kişinin yaşamının nasıl sonlandığını anlatmak istiyorum.
AYGIR İMAM EFENDİ
Üçüncü Selim’in düşmanlarından “Aygır İmam” lâkabı ile meşhur Derviş efendi isminde bir softa bir seferde – ve son seferinde- 2 okka pastırma üstüne 40 yumurta kırdırarak 1 lenger pastırmalı yumurta yemiş, fakat koca lengeri sıyırdıktan sonra dili şişmiş ve dili ağzına sığmayarak boğularak ölmüştür….
Allah rahmet eylesin…
<ı>ı>