- Kategori
- Deneme
Ötenazi
ÇAKIR:
Lakabı gözlerinin renginden ileri geliyordu... Evli çoluk, çocuk sahibi olmasına rağmen bir işte çalışmıyordu...
Kahvehanede oynadığı 51 oyununu iyi bilip, çok iyide kağıt takip ediyordu...
Para buldukça arada at yarışı da oynamayı ihmal etmiyordu...
"Ben öleceğim diyordu..."
Kesik, kesik öksürmesinden de bir sıkıntısı olduğu belliydi...
Aradan çok yıllar geçti.
Bir daha kendisine rastlayamadım:
Hayatta mı?
Yoksa...
****
LOKANTACI:
Üç kardeşin işlettiği iyi iş yapan bir lokantanın ortaklarındandı...
Sabahın köründen gece yarılarına kadar bir içki müptelalığı...
Alkol almadığı an yok gibiydi...
Üstelik doktorlar da; hastalığından dolayı alkolü yasaklamıştı...
Lokantacı verilen ilaçlar yerine içki içip, hapları da göle atıyordu...
Tek bir dileği vardı yakın zamanda evlenecek olan kızının düğününü görebilmek...
Bu dileği gerçek oldu en son onu düğünde görmüştüm, hastalığından ayakta zar -zor durabiliyordu...
Bir hafta sonrada....
***
İki farklı hayat ve benzer istekler...
Ötanazinin gerçek tanımından bunların farkı; birinde umutsuz hastalık ve hayata bağlanmanın makineye bağlı oluşu ve fişin çekilmesi için de
başka birilerine gereksinim duyulması...
Diğerlerinde; hayata tutunmak için onlarda olmayan "yaşam mücadelesi" ve fişin çekilmesi için de başkalarına gerek duyulmaması...