- Kategori
- Deneme
Öyle güneşli bir gün…

Öyle güneşli bir gün…
Dün gibi!
Yarın olacağı gibi…
Bu günler yüzünden mi erteleyişlerimiz?
Kaçışlarımızın ve uzun cümleler kurmak istemeyişimizin sebebi; Kırlangıçlar mı?
Boşveeer…
Hadi gidelim buralardan!
Fakat nereye?
Geçmiş, paçamızdan tutmaz mı?
Dolap içlerinde sakladığımız siyah beyaz fotoğraflar; “ otur oturduğun yere” demez mi?
Kaçsam!
Kaçsan!
Kaçsak?
Bulmazlar mı bizi?
Yahut ararlar mı?
Yaşanmışlıklar, tebeşir tozlu siyah önlüğümüzün kuşağını koparmaz mı?
Öyle güneşli bir gün…
Eskisi gibi!
Akıl taşlarımız yerinden oynamamış daha, çakıl çakılız…
Hayat; ne görüyorsak o!
Misketlerimiz cebimizde örneğin, pabuçlarımız yeni, adını hatırlamadığımız ve yüzüne bakmadığımız komşu teyzenin koyduğu mendil, gömlek cebimizde, beyaz üstelik.
Islanmamış daha!
Umut ağacından düşüp kalbimizi kırdığımız günün ertesi…
Gözlerimiz yerde;
“ Bak bakalım, bakıyor mu” diyoruz arkadaşımıza, sevdiğimiz geçerken.
Utanıyor, çekiniyoruz… Tutuluyoruz aşk yüzünden.
Hayal kuruyor, uyuyamıyor, yemeden, içmeden kesilip özgür irademizle yalnızlığı tercih ediyoruz
Hoş, başımıza gelenin aşk olduğunu bile bilmiyoruz!
Öyle güneşli bir gün…
Yarın gibi!