- Kategori
- Gündelik Yaşam
Oyun sizin oyununuz mu..!!?

Hayatta ya bize biçilen rolleri oynarız ya da doğaçlama yaparız içimizden geldiği gibi.
Bize biçilen rolleri oynuyorsak eğer, repliği unuttuğumuz anda, karmaşaya döner hayat denilen o kocaman sahne. Sahnenin arkasında repliği hatırlatacak kimse bulamayız bazen. Öylece kalırız. Bu iyidir aslında çoğu zaman. Oynamaktansa, sahnedeki bir aksesuar gibi durmak öylece, sessiz, sakin… Çok daha fazlasını söyler, anlam katar o oyuna.
Bazen de bize yanlış replikler fısıldanıverir. En kötüsü yanlış repliklerin fısıldanmasıdır. Çaresizlikten tekrarlanıverir. Ve bir bakarız ki, bambaşka bir oyunun içindeyiz. Tanımadığımız kişiler, ya da çok iyi tanıdığımız ama rolü değişenlerle birlikteyiz. O oyundan o oyuna sürükleniriz. “Ben oynamıyorum” da diyemeyiz. Rolümüz bitip, bizim için perde kapanana kadar.
Doğaçlama yapıyorsak bu koca sahnede, işte o oyun bizim oyunumuzdur. İçimizden geldiğince oynarız. Kimsenin bize sahne arkasından replik hatırlatmasına gerek yoktur. Sahnenin arkasında da değildir hiç kimse, oyunumuzun içindedir her daim. Gülmemiz gerekiyorsa gerçekten güleriz, ağlamamız gerekiyorsa da gerçekten ağlarız. Dostluğu, sevgiyi, aşkı, mutluluğu, acıyı… Hayata dair yaşanacak ne varsa onu sergileriz. Ne makyaja ne de maskeye ihtiyaç duyarız bunlar için. Yüreğimiz yüzümüze ve gözlerimize vurur çünkü.
Sahnenin en ortasında, başrolde oynayan “ İşte BEN ” vardır her zaman.
Zamanı geldiğinde de mutlu, huzurlu, yaşanacak ne varsa yaşamış olarak, tebessümle selamlayarak hayatı, kendi ellerimizle kapatırız perdeyi.