- Kategori
- Kitap
Özdil, iktidarı sorguluyor: " Ne hakla, 35'e bakla !"

Yılmaz Özdil. Her zaman kral.
Bazı şeyler vardır hayatımızda. Derin izler bırakır. En alakasız kimseler bile, o şeylerden ızdırap çekiyorsa,, demek ki "o şeyde, bir şeyimin şeyi" vardır.
Özdil’in kitabını okuduk. Bir kronoloji gibi, bir binek taşı gibi, bir hafıza kartı gibi, olaylar kabarmış kabarmış, milletcek “nah buramıza” geldiği anda devreye girmiş, oklavayla hamur açar gibi açılımlar yapıyor.
Kitap büyük boy 352 sayfalık. Fiyatı 19 lira. “Beraber Yürüdük Biz bu Yıllarda” diyen tramvayın arkasına asılmış. İçindekiler “ Depoya gider” demesine rağmen o depoya girip bağdaş kurmuş bile.
Kitap, iktidarın DNA’ sını ortaya koyuyor. Kopardığı her parçadan, türlü çeşitli sesler çıkmasına rağmen, o, sonuna kadar kelle koltukta DNA’nın akibetini soruşturuyor.
Kitapta 649 isim geçmekte. Özdil, literatürümüze yeni deyişler de eklemiş. “Gari, iyi mi, , anca, teee, zart, şak, şırak” gibi.
Özdil, mevcut basını, yerlerin dibine sokuyor yeri geldikçe. Bazılarının adiliklerini ortaya koyuyor. Pervasız. Neden? Kendine güveniyor. Yegane sermayesi, kalem, kağıt ve kafa. Hiç kimseye bağımlılığı yok. O her zaman, her yerde kral. Yegane güvencelere, doğuştan sahip. Yakında Hürriyetten kovulursa şaşmayın. Kendisi de şaşmaz zaten. O, Ege’nin çocuğu. Blog yazarlarımız onu pay edemiyorlar. Özdil, bizim blogculara yakın. Çok seviliyor. Her fırsatta yazısı kopyalanıyor. Vurdu mu, oturtturan cinsen. Kalkmamacasına.
Mostar Köprüsünün yanı başında bir taş vardır kocaman. Üzerinde şöyle yazar: “ Unutma !” diye. Özdilin de yaptığı bu. Biz ahaliye, ufaktan ufaktan kakalananlara dikkati çekiyor. Yedire yedire, milim milim, gıdım gıdım, yavaş yavaş, alıştıra alıştıra değişikliklerini, bu iktidar, ballı böreklere sarılı olarak ortaya koyuyor. Özdil, tuttuğu çetelelerle hatırlatmalar yapıyor bize. “ Unutmayın” diye. Bir yerinize “yazın” diye.
Özdil çok önemli noktaya parmak basıyor: “ Ortaya konan resme, her gün birer ekleme, değiştirme, yeni ilaveler yapılıyor. Göz alışıyor. Bunu anlamak için, tablonun ilk ve son halini mukayese etmek lazım diyor. Ne kadar canlı değil mi?
Kafamıza çivi çakar gibi biz ahaliye yalvar yakar olurcasına yırtınıyor. Daha ne yapsın? İktidarın 11 yıllık çetelesi bu. Dile kolay. Çekilen çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri bir bir anlatılıyor. İktidarın başının düştüğü çelişkiler, birer ibretlik levha. Özdil, ısrarla her paragrafta bu temayı işliyor. “Biz bunları yaşadık mı “ diye geçiriyoruz içimizden. Bazı satırbaşlarını anımsıyoruz ama, tamamını okudukça, yeniden hayıflanıyoruz.
Dermirel’in deyişi ile “Dünya evrenin başlangıcına ulaşmağa çalışırken, Türkiye, sözün bittiği yere ulaşmağa çalışıyor". Özdil, çetele tutmuş. Arşivler karıştırmış, belli. Arşivler yalan söylemez. Özdil de o arşivlerin yalancısı zaten.
Kitabı büyük bir hırsla okuyorsunuz Bittiğinde de, hala daha dişlerinizin sıkılı olduğunu görüyorsunuz. Omurgamızın daha dik durduğunun da farkına anında varıyorsunuz. Yürüyüşünüz bile değişiyor.
Yılmaz Özdil, ilk günlerden itibaren 350 bin satmış zaten. İnsanda kalem olmalı, ruh olmalı ve cengaverlik olmalı.
Ha, unutuyorduk Tayip Erdoğanı sırtından atan Cihan ölmüş. Yılmaz Özdil diyor ki “ Onu unutmayacağız. Saygı değer bir attı.
Kitapta, anılara da yer verilmiş. Kara mizah ustası Özdil, onlara yorum getirmiş kitabında. Tayip Erdoğan Belediye Başkanı iken tabutların klimalı olmasını istemiş. Cenazeleri de Mersedesle taşıyalım.. Benİm milletim yaşarken beceremedi, bari cenazesi binsin demiş. Cevap Özdilden: “ Siz ölün, gerisi kolay” diyor.
Bir başka misal. Irak’a girmiştik. ABD Savunma Bakanı Ankaraya geldi. “Yeter artık, harekatı bir an önce bitirin. “ dedi. Höt demişti, 24 saat geçmeden apar topar Iraktan çekildik. Oteldeki odandan “çık” deseler, bavulunu bu kadar çabuk toplayamazdın O derecedeydi” diye not da düşmüş.
Bir başkası. Şehit naşı, kamyonet kasasında taşınarak, havaalanında “bavul” muamelesi gördü. Kurallara göre tören kıtaları aprona giremiyorlarmış. Özdil, işte burada devreye giriyor: ” Aprona deve girebiliyor, asker giremiyor!”
Kitap fırtına gibi esiyor her paragrafta. Yıl 2002 sandıktan ampul çıktı ile başlıyor, “Ayran milli içkimizdir” ile de bitiyor.
Lafın kısası Özdil, iktidarı sorguluyor: "Ne hakla 35'e bakla!" diyerekten.
Te işte o ka!