Özel günlerde çiçek mi almalı erik mi dikmeli? / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '06

 
Kategori
Mizah
 

Özel günlerde çiçek mi almalı erik mi dikmeli?

Özel günlerde çiçek mi almalı erik mi dikmeli?
 

Yılbaşına yaklaştığımız şu günlerde sevgili medyamız hediye dosyalarını yavaş yavaş açmaya başladı. Bu dosyalarda, Britney'in donunun (ki kendisi artık giymemeyi tercih ediyor) Türkiye disbritöründen tutun da, siyah gül satan çiçekçileri, yılbaşında tur düzenleyen firmaları, el yapımı saatleri... Her şeyi ama herşeyi bulabilirsiniz. Sonra da başlarsınız kara kara düşünmeye; ne alsam acep? Tabi önce her özel günde olduğu gibi çiçeği baş köşeye koyasınız. Onun alınması garantidir, diğer hediyelerin anlamı onunla daha fazla olacaktır. İşte bu yazıda, bu kanımızca kötü alışkanlığın maddi manevi etkilerini ortaya koyup, yine kanımızca daha faydalı bir başka alışkanlığı oluşturmaya çalışacağız.

Öncelikle çiçek alma olayı, bir romantik ilüzyondan başka bir şey değildir. Çünkü bu sistem artık yalama olmuştur. Bilhassa filört aşamasındaki çiftler, zaten yanlışlıkla evlenirlerse bu alışkanlık tarihe gömüleceğinden, haftalık her kavgadan sonra bu yönteme başvurmakta ve sistem kendi içinde bir sonuçsuzluğa doğru ilerlemektedir. "Kavgamı eder, çiçeğimi alır barışırım" zihniyeti, çiçeğe popüler kültürce atfedilen o yüce değeri yok etmektedir. Atfedilen değer ise ayrı bir tartışma konusudur. Çiçek alınır, vazoya konulur, muhtemelen bir hafta sonra sararmış solmuş bir görüntü kirliliği olur çıkar. Hediyeyi genelde haklı olduğu için alan feminen taraf, çiçek erkek tarafında dere otuyla aynı etkiyi yarattığı için erkek kısmı bu süreçte daha pasiftir, çiçeğe baktıkça bundan bir çok genellemeye ulaşır. "Ben de bunun gibi solup gideceğim. O zaman bana çiçek almayacak. Gerçi yenisi bu hafta gelir, kavgaya az kaldı. Kadın her yaşta güzel midir gerçekten?" kabilinden genellemeler yaparak hem ilişkiye, hem kendine, hem de çiçeğe yabancılaşır. Yüce değer nereye gitti peki?

İkinci olarak çiçeği almak zorunda olan erkek tarafı, kuvvetle muhtemel, fayda maliyet analizi yapmadan bu işe girmeyecektir. Çiçeğin her ilişkinin baş hediyesi olması sebebiyle, almak zorunda olduğunu bilecek ama bu sebeple her flörtte bütçede bir anda sivriliveren hediye ve tabi bundan aslan payını alan çiçek kalemini gördükçe daha bir agresif olmaya başlayacaktır. Çünkü zaruri ihtiyaçlar aleyhine genişleyen bu kalem, beklenen faydayı yeterince sağlamamaktadır. Agresif erkek de en çok birlikte olduğu kadının canını sıkacağından, ilişkide bir kurtarıcı gibi görülen çiçek, bir anda onun temellerini sarsan bir rutubet haline dönüşecektir. Rutubet de romatizmaya sebep olduğundan, ilişkinin muhtelif yerleri ağrımaya başlayacak ve en sonunda da artık çiçek almaya gerek kalmayacaktır.

Kavgasız gürültüsüz çiçek alma mevzu ise genelde yılbaşı, doğum günü; evlilik, nişanlanma, ilk kez görme gibi yıl dönümlerde ve sevgililer gününde vuku bulur. Burada erkek tarafı biraz daha kasılır. Çünkü ortada bir kavga olmadığı için, çiçek erkeğin gözüne daha bir işlevsiz görünür. Bu isteksizlik ama mecburiyet, erkeğin o önemli gündeki anlamsız davranışlarının temelinde yatan sebeptir. Ancak kadın tarafı bunu "Bu erkekleri anlamıyorum!" koşullanmasına bir katkı olarak kabul eder ve gerçekten anlamama yönünde bir adım daha atar.

Görüldüğü üzre çiçeğin kadın ve erkeklerdeki etkisi farklıdır. Etki farklıyken aynı sonuca ulaşmaya çalışmak ise nafiledir. Öyleyse, ikisinde de aynı etkiyi yaratan bir çözüm bulmak gerekiyor. Bu çözüm ise ağaç dikmektir. Çünkü bir fidan, kim dikerse diksin aşağı yukarı aynı şeyleri düşündürür, aynı tatları aldırır. Benim önerim erik dikilmesidir. Erik yaz meyvelerinin en lezzetlilerinden biri olduğu ve olumsuz kış koşulları ürün oluşumunu çok etkilemediği için, her daim ürün verebilecek ve faydalanılabilecek bir meyve olma niteliğini haizdir. Ayrıca "sevgilim senin için erik diktim" demenin verdiği kıvanç, her iki çifti de kaplayacak, fidanın ilk sezonda verdiği ürünlerin birlikte tüketilmesiyle de doruğa ulaşacaktır. Çiftlerin dikdikleri ağacın dallarına oturarak, Cem Karaca'nın "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında" şarkısının baş kısmını "ben bir erik ağacıyım" şeklinde değiştirip söylemeleri de mümkündür. Pek önerilmese de arzuları halinde çiftler ağacın gövdesine isimlerinin baş harflerini kazıyabilirler. Bunun illa ki istenmesi durumunda, organize sanayi bölgelerinde rahatlıkla bulunabilecek bir tabelacıya gidilerek "bu ağaç falanla filanın aşkının bir timsali olarak falanca tarihte dikilmiştir" şeklinde bir tabela yaptırmak hem ağacı zedelenmekten kurtaracak, hem de gövdede açılan baş harfler ağaç tarafından kapatılacağı için sürekli yenilemek zorunda kalınmayacaktır. İlaveten ilişkinin bitmesi halinde yeni sevgiliye yeni bir tabelayla hediye edilmesini de mümkün kılacaktır. Bu durumda ilk tabelayı bir hurdacıya satmak geri dönüşümün desteklenmesi açısından daha faydalı olacaktır.

Bir toplumsal meseleye daha eğilmenin verdiği kıvançla şimdilik müsadelerinizi istiyorum. Yeni problemlere yeni marjinal yaklaşımlarda görüşmek üzere, mutlu kalın.

 
Toplam blog
: 19
: 1888
Kayıt tarihi
: 10.11.06
 
 

Tutunamayan hayvanı (disconnectus erectus), yorgun bürokrat, depolitize birey, sosyal medya gözle..