- Kategori
- Güncel
Özel Yetkili Mahkeme güç gösterisine devam ediyor. Aziz Yıldırım'a tahliye yok!

3 Temmuz sabahından beri süren şike ve teşvik pirimi davasında, sanıklar nihayet savunmalarını yaptı…
Bildiğiniz gibi iddianame, Aziz Iıldırım’ın dediği gibi ‘iddialar yığını’ olarak kimseyi tatmin etmedi.
Yapılan savunmalara bakıldığında, şikeyi yapanın Fenerbahçeliler olduğu hemen göze çarpıyor. Fenerbahçe’den başka bu işleri yapan yok! Fenerbahçelilerden başka şikeci de yok!
Evet, Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen futbolda şike duruşmasında 23 tutuklu sanığın savunması tamamlandı. Mahkeme Heyeti, Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, altyapı koordinatörü Cemil Turan, Eskişehirspor'un eski teknik direktörü Bülent Uygun, Sivasspor'un başkanı Mecnun Odyakmaz, Giresunspor Asbaşkanı Coşkun Çalık, Giresunspor Başkanı Ömer Ülkü ve masör Mehmet Yenice'nin tahliyelerine karar verdi.
Başta Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım olmak üzere 16 sanığın tahliye talepleri ise reddedildi.
Tahliye kararları suç vasfının değişme ihtimali dikkate alınarak verildi.
Tahliye talepleri reddedilen sanıkların ise ‘kuvvetli suç şüpheleri’ devam ediyormuş.
3 Temmuz 2011'da gözaltına alınan sanıklardan bazıları böylece 232 gün sonra özgürlüklerine kavuşmuş oldu.
16. Ağır Ceza Mahkemesince alınan bazı kararlar şöyle:
- Tutuklu ve tutuksuz sanıkların yargılanması için 26-30 Mart arasında bir davya devam edilecek.
- Başkan Aziz Yıldırım, Yöneticiler İlhan Ekşioğlu ve Mali işler Müdürü Tamer Yelkovan’ın tahliye talepleri reddedildi...
- Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, Amatör Şubeler Koordinatörü Cemil Turan, Coşkun Çalık, Bülent Uygun, Mecnun Otyakmaz, Ömer Ülkü, Mehmet Yenice tahliye edildi…
- Bülent Uygun’un maçların temsilcilerinin dinlenmesiyle ilgili talebinin reddedilmesine, (Talep kabul edilirse, temsilciler sahada bir şey yok derse, mahkeme sanıkları nasıl, neyle suçlayacak?)
- Bütün sanıkların seyir yasaklarının kaldırılmasına, (İlginç maddelerden birisi de bu. Seyir yasağı kalkarken, maalesef sanıklar cezaevinde tutuluyor. Acaba sanıkların cezaevinden çıkıp maça gidemeyeceklerini düşündükleri(!) için mi bu kararı aldılar?)
- Özel hayatı ihlal eden bazı tapelerin iddianameden çıkarılmasına,
- Yıldırım Demirören’in tanık olarak değerlendirilmesine,
- Serdar Kulbilge’nin hesaplarının incelenmesine,
- Olgun Peker’in 2010-2011 yurt dışına çıkış belgelerinin istenmesine,
- Muğla cezaevinde yatan Cihan Oskay’ın tanık olarak dinlenmesine,
- Yayıncı kuruluştan davaya konu olan maçların görüntülerin istenmesine karar verdi.
Bu kararlara bakıldığında; Aziz Yıldırımın söylediklerinin doğru olduğunu düşünmemek elde değil. Aziz Yıldırım ne demişti?
“Bu Türk sporunu ele geçirmek üzere Fenerbahçe üzerinden yapılan bir operasyondur. Belli bir grup, Cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine sahip çıkan Fenerbahçe’yi ele geçirmeye çalışıyor. Ancak başaramayacaklar! Kurtuluş savaşı sırasında olduğu gibi biz mücadelemize devam edeceğiz.”
Tahliye edilenlerle, tahliye talepleri reddedilenler arasında ne gibi farklar var dersiniz?
Tutukluların hangisi çıktığı zaman delil karartabilir veya kaçabilir?
Netice itibarıyla, Özel Yetkili Mahkemelerin güç gösterisi devam ediyor.
Şimdi Aziz Yıldırım ve içeride kalanlar, kiminle, nasıl şike yapacaklar?
Daha önceleri hiç olmazsa Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz ve Eskişehirspor eski teknik direktörü Bülent Uygun vardı. Onlarla bir araya gelip, bol bol şike(!)şike yapabiliyorlardı!
Mahkemede yapılan duruşmalar anında, sanıkların verdiği ifadelerin, yaptıkları savunmaların bir anlamının olmadığı açıkça görülüyor. Örneğin Mecnun Otyakmaz’ın söylediği “Bize Fenerbahçe değil, Trabzonspor teşvik teklif etti” sözünün bir anlam taşımadığını açıkça gördük. Trabzonsporlular halen pür-ü pak, Fenerbahçe ve diğer Fenerbahçelilerin yönettikleri takımlar kirli!
Gelenek bozulmadı!
Tıpkı Ergenekon, Odatv ve Balyoz davalarında olduğu gibi, yandaş basın mahkeme heyetinin vereceği kararı önceden bildi! Ve yayınladı!
Sabah Gazetesi İnternet Sitesi, savcının tahliye talep ettiği üç sanığın bile mahkeme heyeti tarafından tahliye edilmediğini, 23 sanığın da tahliyelerinin reddedildiğini açıkladı.
Ancak bu kez duvara tosladı!
Acaba bu toslamada, Sabah Gazetesi ve ATV televizyonunun Amerikalılara satılmasının bir etkisi var mı?