- Kategori
- Ekonomi - Finans
Özelge Otomasyon Sistemi bu nedenle gerekli olmuştur

2010 yılında kabul edilen 6009 sayılı kanun ile özelgelerin etkinliğini artırıcı degişiklikler yapılmıştı.
Vergi usul kanununun 369'cu maddesinin 6009 sayılı kanunla değitirilmeden önceki hükmüne göre bir mükellefin kendisine yetkili makamlarca yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları halinde alacakları cevaba göre hareket eden mükelleflere bu fiilleri cezayı gerektirse dahi vergi cezası kesilmemekteydi. Özelgelerin pratikte sağladığı tek fayda buydu. İnceleme elemanları her zaman için kendilerine verilmiş özelgelere göre işlem yapan mükellefler hakkında vergi inceleme raporu düzenleyebilmekteydi.
6009 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle kendisine verilmiş özelgeye uygun hareket eden mükelleflere bu fiilleri cezayı gerektirse dahi vergi cezası kesilmemesine ilave olarak 01.08.2010 tarihinden geçerli olmak üzere gecikme faizide hesaplanmaması hükme baglanmıştır. Buna göre bir mükellef veya vergi sorumlusunun yetkili makamlarca kendisine yapılan izahata (verilen özelge) uygun hareket etmesi ve bilahare bu izahatın yanlış oldugunun anlaşılması halinde mükellef veya vergi sorumlusu adına yapılacak tarhiyat dolayısıyla vergi ziyaı cezası kesilmeyecek ve gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
Tabi bu degişiklik çok yerinde ve uygulama da çok faydalı olacaktır.
Zira eski sistemle her defterdarlık ve gelir idaresi kendi bilgisi dahilinde mükellefleri yönelndirmekte hatalı özelgeler nedeniyle hem mükellef ilerleyen dönemlerde zor durumda kalmakta hem de hazine açısından vergi kaybına neden olunmaktaydı.
Halbuki 6009 sayılı kanun ile yapılan degişikliklerle artık özelge havuzu uygulamasına geçilmiş aynı konuda istenen özelge için havuzda emsal özelge var ise bu özelge ilgiliye iletilecek yok ise komisyon tarafından hazırlanan özelge havuza konulacak.
Konuyu bu şekilde özetledikten sonra neden buna gereksinim duyuldu buna deginelim...
Çünkü en basit konuda dahi o kadar hatalı özelgeler verilebiliyor ki işte onlardan bir tanesi de aşagıdaki gibi;
Amasya Defterdarlığının 18.05.2010 tarih B.07.4.DEF.0.05.10.00-2010/5084-3 sayılı özelge ise ile teşvik hakkında izahat isteyen bir mükellefe verilen yanıt ve olması gereken gerçek durum...
''5084 sayılı Kanun kapsamında asgari ücretle işçi çalıştıran gelir vergisi mükellefi olduğunuz ve söz konusu Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca işverene sağlanan gelir vergisi stopajı teşvikinin, gelir olarak dikkate alınarak geçici vergi ve yıllık gelir vergisi beyannamelerine dahil edilip edilmeyeceği hakkında görüş talep edilmektedir.''
5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un "Gelir vergisi stopajı teşviki" başlıklı 3 üncü maddesinden bahsedilmiş (maddede kesinlikle sonuç kısmındaki yorum ile alakalı bir ifade kullanılmadığı halde) ve sonuç olarak da;
''Yukarıda yer alan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, 5084 sayılı Kanun ile getirilen gelir vergisi stopajı teşviki, yatırımların özendirilmesi ve istihdamın işveren üzerindeki maliyetinin azaltılması amacıyla getirilmiş olup, bu teşvik sonucu mükelleflerden tahsil edilmeyen tutarların geçici vergi veya yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecek gelire dahil edilmesi söz konusu değildir.''
denilmiştir.
Böylelikle stopaj teşviki hak eden bir mükellefin gelir veya kurumlar vergisi yönünden daha az bir vergi ödenmesine neden olunmuştur.
Halbuki bahse konu kanunun Çeşitli Hükümler Başlıklı 7.maddesinin f bendinde
''4 üncü madde hükmüne göre Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz, 6 ncı madde kapsamında Hazinece karşılanılan enerji giderleri, iadenin yapıldığı dönemde gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınır. ''
denilerek olması gereken şekliyle yani ister maliyetin azaltılması yoluna gidilerek istenirse de 602 hesap kullanılarak gelirlere yansıtılması sonucu vergilendirilmesi gerektiginin altı çizilmiştir.
Yine bu özelge verilirken diğer tebliğler ve kanunlar göz önüne alınmadan yapılmış bir yorum söz konusudur.
193 sayılı Gelir Vergisi Yasasının 1. maddesinde "Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği, tasarruf veya harcamasına kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratların safi tutarıdır".
denilerek kaynağı ne olursa olsun kişisel servette artışa neden olan her türlü gelirin (istisnalar hariç) vergilendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Devlet Teşviklerinin Muhasebeleştirilmesine ilişkin 20 nolu Türk Muhasebe Standardı kapsamında bu tür teşviklerin 602 Diğer gelirler başlığı altında gelir kaydedilmesi ve vergilendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Bahsedilen özelge aslında uzun zaman önce de degil yaklaşık 11 ay önce verilmiş yapılan hata ile de aslında özelge otomasyon sisteminin neden gerekli olduğu ispatlanmıştır.
Saygılarımla
Yıldırım ERCAN
http://www.huseyinust.com