- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Özelleştirme-devletin mülksüzleştirilmesi (1)
Özelleştirme; özü itibariyle, kamunun elinde bulunan varlıkların-işletmelerin elden çıkarılarak, özel kişi ya da kuruluşlara devredilmesidir. Başka bir ifade ile bazı üretim araçları üzerinde bulunan kamu mülkiyetinin, özel kesim yararına yeniden dağıtılmasıdır.
Bizim jenerasyon "yerli malı, yurdun malı, bunu herkes korumalı-kullanmalı" deyimiyle eğitilmiş ve yetiştirilmiştir. Kamu'ya, yani halkın bütününe ait olan KİT'lerin, her zaman yararlı ve gerekliliğine inanılmıştır.
1980 sonrası sektörde olumsuzluklar yaşanmışsa, bunun sorumlusunun, üç kafadarlardan olan "bürokrat-işadamı-politikacı" olduğu düşünülmüştür.
Bankaları halk mı batırdı? Kar eden ve en fazla kurumlar vergisi ödeyen kamu kurumlarını halk mı sattı? Hayali ihracatı kimler yaptı? Kendi kendine yeter 7 tarım ülkesinden biri iken, tarım ürünlerinin ithaline kimler izin verdi? Hayvancılığı üreticiler mi baltaladı?
1980'li yıllardan itibaren; özelleştirme söylemi, serveti tabana yaymak gibi bir savla desteklenmiş, tabanın zenginliğini gören bir Allah'ın kuluna bugüne kadar rastlanılamamıştır.
KİGEM tarafından düzenlenen "kamu hizmeti ve kamu mülkiyeti" konulu sempozyumda; Prof.Dr. Bilsay Kuruç, kamu girişimciliğinin, 1955'ten sonra sulandırıldığını belirtirken, siyasilerin "altın yumurtlayan tavuk" olarak gördükleri KİT'leri, içten çökertmek pahasına, yüksek maliyet-düşük fiyat politikasıyla, çıkar sağlamak için kullandıklarına dikkat çekmiştir. Prof.Dr. Bilsay Kuruç'a göre, 1955 yılından önce 13 adet, 1955-1978 arasında 6 adet KİT ve 194 adet işletme kurulmuştu.
TÜRK-İŞ özelleştirme komisyonu, 1993 yılından itibaren devlet desteği (sübvansiyon) kalkan kamu işletmelerinin, vergi ödemelerinde her geçen yıl artış gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Karlı olan ticaret sektöründen çekilen, yatırımları kesilen KİT'lerin, kamuya yük izleniminin çarpıtıldığını gösteren raporda; 1990-1995 yıllarında 200 bin kişilik istihdam daraltılmasına gidildiği, çalışan başına katma değer açısından, kamunun özel sektörle başa baş gittiği kaydedildi. 500 büyük firma arasında kamu işletmelerindeki sübvansiyon % 75'den % 14-29 oranlarına geriledi.
Kurumlar vergisi, emekli kesenekleri, sigorta primleri, çalışanlara ödenen ücretlerden dolayı, zarar ettiği ileri sürülerek, KİT'lerden kurtulmak amacıyla elden çıkarılması, karlarından da vazgeçilmesi anlamına gelir.
Kaldı ki yukarıda sıraladığımız ilk üç gerekçe, devletin iç işleyişiyle ilgili olup, kaynakların, bir cepten öbür cebe aktarılması olarak değerlendirilmektedir.