​ Özgürlük ve barış madalyalarına dikkat… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '09

 
Kategori
Siyaset
 

Özgürlük ve barış madalyalarına dikkat…

Özgürlük ve barış madalyalarına dikkat…
 

Ahmet Altan biradere Leibzig Bankası’nın kurduğu bir Vakıf tarafından “özgürlük” ödülü veriliyor… Hazret, “ödülü, ” şişinerek verdiği “entel” bir demeçle sabıka dosyasının içine özenle yerleştiriyor… Aynı gün, Nobel Barış ödülü de, Obama’ya veriliyor. Ne isabet, ne tesadüf ve ne tuhaf!.. Birinci ödülün adı, özgürlük… İkincisinin adı, barış… Hay Allah!

Ve nedense, [herhalde yine bir tesadüf] Türk Silahlı Kuvvetleri’nin daha 2008’lerde yaptığı bir tespit çağrışıyor aklımızın bir ucunda [nedense?..] Evet, tarih 16 Temmuz 2008… Genelkurmay’ın yaptığı tespit şöyle: - Her fırsatta Türk Silahlı Kuvvetlerini ve onun mensuplarını olayların içine çekme gayretinde bulunan ve görünüşte özgürlük ve demokrasi savunucusu olduklarını vurgulayan çevreler, Türkiye’nin istikrarını bozan odaklar gelmiş bulunmaktadırlar… Ve tarih 31 Temmuz 2008… Genelkurmay yeni bir açıklama daha yapma gereğini duyuyor: - Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hukuk dışı saldırılara karşı, yalnız TSK’nın değil, onun gerçek sahibi Yüce Türk Milleti’nin de yasal ve demokratik tepti göstermesi doğal bir beklentidir… Açın bakın Altan biraderin başyazılarını yazdığı Taraf Gazetesi’nin sayfalarını… Açıklıkla göreceksiniz: Bu özgürlük ödüllü demokrasi havarisi kişinin başını çektiği yayınların temel derdi, Türk Silahlı Kuvvetleri!.. Yazıların ve haberlerin omurgası, ordunun yıpratılması ve halk indindeki güvenirliliğinin sarsılması ekseni etrafında oluşuyor…

Peki, niçin sözünü ettiğimiz bu “zevat” önde olmak üzere, “bazı kesimler, ” Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef almışlar ve boy hedefi haline getirmişlerdir? İşte bu soru, Türkiye’nin dostunu ve düşmanını birbirinden ayrıştıracak, önemli bir mihenk taşıdır. Çünkü bu sorunun yanıtı içinde, aynı zamanda, Türkiye’nin uygulaması gereken siyasetin temel unsurları yer almaktadır.

Türk Ordusu, Cumhuriyet rejiminin, demokratik hukuk devletinin ve Atatürk devrimlerinin savunucusudur, bekçisidir, teminatıdır… Türk Ordusu, aynı zamanda, Türkiye’nin milli devletinin, bağımsızlığının ve bölünmez bütünlüğünün garantisidir… Türk Ordusu, Türkiye’yi bölmek için yola çıkanların, Cumhuriyet rejimini yıkmak için çaba gösterenlerin ve ülkenin bölünmez bütünlüğünde gözü olanların baş düşmanıdır… Ve Türk Silahlı Kuvvetleri, bütün bu nitelikleri itibariyle de, tüm Türkiye halkının en güvendiği, en çok saygı duyduğu kurumların en başında gelmektedir. Bütün bu saydığımız nitelikleri kimin ya da kimlerin yıpratmaya çalışabileceğini kestirmek ya da bulup çıkartmak, oldukça kolay bir uğraştır… Türkiye üzerinde hesapları olan dış güçler ile onlarla çıkar ortaklığı içinde bulunan iç güçlerin temel hedefinin Türk Silahlı Kuvvetleri olması, şaşırtıcı bir sonuç değildir. İşte Türk Silahlı kuvvetleri tarafından zaman zaman yapılan açıklamalarda altı çizilen önemli olan husus budur… Ve dahası, Türk Genelkurmay Başkanlığı’nın, ordumuza karşı girişilen saldırılara karşı, “Türk Milleti’den yasal ve demokratik bir tepki göstermesini beklemesi, …” oldukça doğaldır… Ancak, görünen odur ki, “içerideki cephenin suskunluğu, ” halen sürmektedir. Ancak, Atatürk Devrimleri’nin yeniden rayına yerleştirilmesi ve tam bağımsız ve laik Cumhuriyet’in yaşatılabilmesi, bu suskunluğun, güçlü ve dirençli bir demokratik bilinçlenme sürecine dönüşmesine bağlıdır. Suskunluk, bilinçlenmeye… Bilinçlenme yapısal bir örgütlenmeye… Ve örgütlenme, doğru stratejiler eşliğinde başarıya ulaştırılmadıkça, bu bataklıktan çıkma imkânımız mevcut değildir.

http://www.soruyusormak.com/ http://www.dnm-ler.com/

 
Toplam blog
: 913
: 485
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..