- Kategori
- Siyaset
Tünelin ucundaki ışık…

Türkiyede epeyi bir zamandır tek sesli bir politika izliyoruz. Muhalefet icraatlar ve düşünceler konusunda ne söylerse söylesin, iktidar bildiğini okuyor. Hemde inatla. Bu öyle ki, “sen daha bir fırın ekmek yemelisin” türünden hiçde şık olmayan hitaplara kadar varan bir süreçten geçtik. İktidar arkasındaki çoğunluğa, sindirdiği basına güvenerek dediğim dedik çaldığım düdük, örneği yönetimini sürdürdü. Taa ki, “Kürt açılımı mı, demokratik açılım mı, milli birlik açılımı mı, ” her ne ise iktidarın kendisinin de pek emin olamadığı konu gündeme gelene kadar.
Belli ki bu konuda, ne arkasındaki var olduğunu sandığı çoğunluk, ne sindirilmiş, ele geçirilmiş basın yetmedi. Hatta devreye sokulmak istenen yerel ve amerikalı sanatçılar bile bir işe yaramadı. Herhalde bu ara sayın Baykal bir fırın ekmek yedi ki, onunla görüşmeye mutabakat almaya karar verildi. Hemde CHPnin bu politikaya kesin karşı olduğu bilinerek. Bu durumda amaç nedir? CHPnin önerilerini dikkate almak mı, yoksa kendi aklında bulunan ama aylardır cesaret edip bir türlü açıklanamayan plana CHPyi ortak etmek mi?
Mektup atağı takdir etmek gerekir ki çok zekice idi. Bu sayede eğer Sayın Baykal şimdiye keder yaptığı gibi biz yokuz derse, halk önünde ben ayaklarına kadar gittim reddedildim, diyerek her zamanki mağdur edebiyatının yeni bir versiyonu ortaya konacak yok kabul görürse o zamanda ya işte muhalefetinde mutabakatını aldık, veya biz çabaladık ama olmadı denilebilecekti. Gerçekten çok zekice, kutluyorum.
Ancak Sayın Baykalın verdiği yanıtta şart koştuğu bir ayrıntı gerçekten şapka çıkarılacak cinsten. “Tv. kameraları kaydetsin”
Bu sayede gerçek ne ise ortaya çıkacak. Artık sayın başbakan kayıt olmaz diyerek bu görüşmeden kaçamaz. Halk da inşallah aylardır merak ettiği bu açılmın ne olduğunu öğrenecektir.
Salı, 13/10/2009