- Kategori
- İstanbul
Özledim seni İstanbul
Ayrılıklar farklılıklar anlatılırken denir ya hep, iki yakadan olmak, ben öbür boğazdan geldim. İstanbul sevgilim, ben mecnun aşığın, geldim. Benim bir araya gelmeyen yakamı senin iki yakana bağlamaya geldim.
Taşının toprağının altını kalmamış olsa da, altını kazıp tünel, üstüne büyük yük plazalar yapılmış olsa da hala benim için ilk aşkımsın. Satılmış tarihin mecrası Haydarpaşa Garı’ nın önünden ilk defa görmüştüm seni. Kadıköy sahili boyunca ilk yürüyüşün heyecanıyla bulamamıştım Beşiktaş iskelesini. Ne güzel günlerdi yetmiş yedi tepelim. Sanma ki siyah beyaz fotoğraflara bakan buğulu gözlerin pusu var üzerimde. Alabildiğine renkli, mavi üzerine beyaz bulut benekli Kasım gökyüzünden martılar sesleniyor. O zaman anlamamıştım dillerini oysa simit istiyorlarmış. Vapur da bir ben vardım bir de ayaklarımın dibinde kaderine razı yaşlı valizim ve rıhtımda her halde dünyanın dengesi bozulmasın diye her yana koşturan insanlar, insanlar, insanlar. Yine o insanlardan biri olmaya geldim zilli, şallı ve güllü sevgilim.
Değiştim biraz, hayat hoyrat sevdi son zamanlarda, bedenim yorgun kalbim ve beynim üzgün, daha kırılganım. Şu iki sene de iyice inandım insan topraktan yaratılmıştır ki acının ateşinde pişmeden işe yarar hale gelmesin. Hamdım oldum, çiğdim piştim mi? Yok be canım cananım ben de ne gezer öyle şeyler. Artık biraz daha serseriyim sadece bir de seni özledim.
Akşama murdar etmeden balığı bir Bebek yapalım mı?