- Kategori
- Deneme
Özlemek öğrenmektir bir bakıma

Yitirmiyorum umudumu.
Ben beklemeyi ve özlemeyi öğrendim
Onu ilk gördüğüm anı, o gülümsemesini, hatırladığımda içim ısınıyor. Beni sevdiğini söylediğini anları getiriyorum aklıma. Beni ölecekmiş gibi heyecanlanarak arzuladığında, elimi alıp göğsüne koyup küçücük kalbinin atışını dinlettiği, anları hatırlıyorum yüzümde bir gülümseme ile. Hala avuç içimde atıyor kalbi. Hangi ten bir daha onu ve beni böyle ölecekmiş gibi heyecanlandırabilir ki? Ve yorgun ve bitkin ve kan ter içinde, birbirine yapışmış iki kaşık gibi, benim ona, onun bana, sarılıp uyuduğumuz, o müthiş dingin, huzurlu geceleri özlüyorum. Rüyada yaşar gibi oluyorum, rüyanın sonunu hatırlamadan…
Özlüyorum… Üzülüyorum… Mutluyum…
İlk görünce anlayamadım ben. Dışarıdan bakınca belli olmuyor. Bana elleriyle çay bile getirmişti. Ben normal bir şey sanmıştım.
Ağzını açtı bir konuştu; kelimeleri sihirliydi. Gülünce sesinden içime bir sıcaklık, sevinç aktı… Biraz dikkatli baktım, yüzünün anlamı ve gözlerinin rengi sürekli değişiyordu. Kimse inanmaz bana ama, ben yemin ederim gerçekti… Yüzüyle gözleriyle konuşuyordu. Konuşurken başkaydı, müzik dinlerken başkaydı, yemek yerken başkaydı, sevişirken başkaydı…
Hele beni bir öptü…
O zaman anladım…
Ben yaşayan bir Tanrıça ile karşılaşmıştım. Ona dokundum… Yemek yedim onunla, müzik dinledim, hatta seviştim… Düşünsenize kaç kişi konuşabilmiştir bir Tanrıça ile…? Ben seviştim…
Hem özlemek de öğrenmektir bir bakıma.
O benim sessizliğimde bir ses…
Ben bir hasretin mutluluğunu öğrendim…
Onu özlemek mucizeleri anlamak gibi bir şey…
O yokken ellerini tutabiliyor ellerim…
Onunla yapamadıklarımı bile özlüyorum ben…
O benim en güzel hayallerim.
Onu özlemeyi seviyorum…
Bu benim ibadetim…
Öbür dünya’da sorarlarsa “Ne yaptın diye” bana
Bunu söylerim...