Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '13

 
Kategori
Psikoloji
 

Öznel akıl mı, nesnel akıl mı?

Öznel akıl mı, nesnel akıl mı?
 

Akıl


Düşünce tarihinde “Okul” sözü aslında birbirinden hiç de uzak olmayan iki ayrı anlamı gösterir. Bunlardan birincisi, içinde eğitim ve öğretimin gerçekleştiği kurumu dile getirirken, ikincisi belli bir iç bütünlüğü olan bir akımı veya geleneği vurgular. “Frankfurt Okulu” dendiğinde, aslında bu iki anlamın birlikteliğinden söz edilmelidir. Çünkü Frankfurt Okulu, bir yandan çağımızın en önemli düşünce akımlarından, geleneklerinden biriyken, diğer yandan eğitim ve öğretim ağırlıklı olmaktan çok araştırma ağırlıklı olsa da, aynı zamanda bir kurumsal yapıya da sahiptir.

Frankfurt Okulu geleneği aynı zamanda bir “akıl eleştirisi” olarak da okunabilir. Modern toplumun eleştirisinde en fazla kullandıkları alan, Aydınlanma’dan bu yana aklın gelişimidir. Horkheimer aklın eleştirisine girerken çok önemli bir ayrım yapar: “Verstand” (öznel akıl ya da anlama yetisi) ve “Vernunft” (nesnel akıl ya da evrensel akıl). Aslında bu, Kant’tan beri Alman felsefesinde önemli yeri olan bir ayrımdır.

Öznel akıl, sadece öznenin bir niteliğidir. Nesne ise düzensiz, kaotik bir yığındır. Öznel aklın görevi bu kaotik yığını düzenli bir hale getirmektir; onu, ayrıştırmak, sınıflandırmak ve kullanmaktır. Öznel akıl, parçalayıcı, analitik ve biçimseldir; şeylerin dış biçimleriyle, görünüşleriyle ilgilenir ve ayrı oluşu temel alır. Öznel akıl, görüngüler dünyasını sağduyu denebilecek harc-ı alem akla göre düzenleyip yapılaştırır.

Onun için dünya yalnızca kendilerine benzeyen ve birbirlerine tamamen zıt olan belli sayıda varlıklardan oluşmuş bir dünyadır. O, dünyayı böyle algılayabildiği için de, bu görünüşün oluşturduğu yüzeyin derinindeki diyalektik ilişkileri kavrayabilecek biçimde dolayımsızlığı aşıp, ardına nüfuz edememektedir.

Horkheimer’a göre, öznel akıl, düşünme aygıtının soyut işleyişidir, sınıflandırma, çıkarsama ve tümden gelme yeteneğidir. O, kabul edilmiş amaçlara ulaşmak için seçilen araçların yeterli olup olmadığı üzerinde durur, amaçların kendilerinin de akla uygun olup olmadığı sorusunu sormaz.

Nesnel akıl ise, öz ile görünüş arasında, parça ile bütün arasında bir bağlantı olduğunun farkında olan akıldır. Dünyanın parçalanmış, bölünmüş görüntüsünü daha yüksek bir birlik ideali adına eleştirebilen de bu akıldır.  Nesnel akıl, yüzeydeki görünüşü aşıp derindeki ilişkileri kavrayabilecek bir zihinsel yetidir.

Horkheimer’a göre, nesnel akıl kuramı, insan ve amaçlarını da içine almak üzere bütün varlıkları kapsayan bir sistem ya da hiyerarşi kurmanın peşindedir.

Peki biz veya seçilmiş akil insanlar, Dünyayı algılamada, olaylar karşısında, Öznel aklımımızı kullanıyoruz, yoksa Nesnel alkımımızı?

Eğer bizim tümüyle aklımız gitmiş, kaçmışsa, yoksa, azsa bu soruya cevap vermek zor olmaz mı?

Nizamettin BİBER 

 
Toplam blog
: 887
: 2743
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..