​ Yaşam kalitesinde şampiyon olmak / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '13

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Yaşam kalitesinde şampiyon olmak

Yaşam kalitesinde şampiyon olmak
 

yaşam kalitesi


Yaşam kalitesi, insanların biyolojik durumları, yaşam biçimleri, ilişkileri ve içinde bulundukları çevrenin nicel ve nitel değerlerinin toplamı olarak tanımlanıyor.

Yaşamın bütünsel bir bakışla tüm boyutlarının üstün nitelikli olması kaliteli yaşamı mümkün kılabilmektedir. Araştırmalar incelendiğinde yaşam kalitesinin genel olarak dört ana alana bağlı olduğu ortaya çıkıyor. Bu alanlar; kişisel içsel alan (değerler, inançlar, arzular, kişisel hedefler, sorunlarla başa çıkma vb.), kişisel sosyal alan (aile yapısı, gelir durumu, iş durumu, toplumun tanıdığı olanaklar vb.), dışsal doğal çevre alanı (hava ve su kalitesi, çevresel hijyen vb.) ve dışsal toplumsal çevre alanı (kültürel, sosyal ve dinî kurumlar, toplumsal olanaklar, okul, sağlık hizmetleri, güvenlik, ulaşım, alışveriş vb.) olarak gruplandırılıyor. Yine başka bir değerlendirmeye göre yaşam kalitesi, açık ve kapalı mekân standartları, bireylerin refah düzeyi, hizmet çeşitliliği ve kalitesi bileşenlerini kapsıyor. Bu bağlamda çevresel kirlilik, yeşil alan, gelir seviyesi, işsizlik, suç oranı, eğitim, sağlık, belediye hizmetleri, sosyal ve kültürel faaliyetler gibi alanlar yaşam kalitesini etkileyen faktörlerden dir.ddddirddirddirddir.dd

Türkiye, Brezilya, Şili ve Meksika'nın ardından sonuncu oldu. Listenin en üst sırasında ise Avustralya yer aldı. Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Kaliteli Yaşam Anketi'nde, 34 ülke arasında sonuncu sırada yer aldı.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Kaliteli Yaşam Endeksi’ni yayımladı. Türkiye, kaliteli yaşamda sınıfta kaldı.

OECD, endeksi hazırlarken ülkeleri konut, gelir, iş imkânları, toplum, eğitim, çevre, şeffaflık, sağlık, hayat memnuniyeti, güvenlik ve iş-özel hayat dengesi kriterlerinde değerlendirdi.

Endeksin hazırlanmasında kullanılan 11 kriterin tamamı göz önüne alındığında Türkiye, Brezilya, Şili ve Meksika'nın ardından sonuncu oldu. Listenin en üst sırasında ise Avustralya yer aldı.

“Çaba sarf ediyor, ancak geride kaldı”

OECD, Türkiye’nin son 20 yılda vatandaşlarının yaşam kalitelerini yükseltmek için oldukça dikkat çeken bir çaba sarf ettiğine dikkat çekerken birçok başlıkta diğer ülkelerin gerisinde kaldığını belirtti.

Türkiye’nin yıllık hane halkı gelirinin OECD ortalaması olan yıllık 23 bin 47 doların altında kaldığı vurgulandı.

İşsizliğin de kaliteli yaşam için büyük önem taşıdığına dikkat çekilen raporda, Türkiye’de yaşları 15 ile 64 arasında olan kişilerin yüzde 48’inin paralı bir işi olduğu ve bunun OECD ortalaması olan yüzde 66’nın altında kaldığı ifade edildi.

Türkiye’de erkek nüfusunun yüzde 69’nun, kadın nüfusunun ise yüzde 28’nin paralı bir işi olduğuna dikkat çekilirken, Türk insanlarının yılda 1877 saat çalıştığı açıklandı. OECD ortalaması ise yılda 1776 saat. Türkiye’de uzun mesaili işlerde çalışan kesim nüfusun yüzde 46’sına denk gelirken OECD’de bu ortalama yüzde 9. Erkeklerin yüzde 50’si uzun mesai yaparken, kadınlar da bu oran yüzde 35.

En çok Türkler mutsuz

Avustralya bu yıl da dünyanın en mutlu ülkeleri arasında birinciliği başkalarına kaptırmazken, Türkiye, OECD’nin hazırladığı ‘mutluluk endeksinde’ en son sırada yer aldı. Türkiye’de bir günde, mutlu olduklarını söyleyenlerin oranı yüzde 68, OECD ortalaması ise yüzde 80.

Türkiye’nin yüzde 30’u lise mezunu

- Temiz suya erişebildiğini söyleyen Türkler’in oranı yüzde 61. Türkiye bu alanda da sondan birinci. Türkiye’nin havası OECD ortalamasından 1.5 kat daha kirli. Raporda Marmaray’ın İstanbul’un hava kirliliği probleminin çözümüne olumlu katkı yapacağı vurgulandı.

- Ortalama bir Türk 15.2 yıl eğitim alıyor. Bu sonuç Türkiye’yi raporda sondan ikinci yapıyor. Türkiye’de 25-64 yaş arası nüfusun sadece yüzde 31’i lise mezunu. OECD ortalaması ise yüzde 74.

- 15-24 yaş arası Türkler’in yüzde 18.4’ü işsiz.

- Türkiye hane halkına düşen oda sayısında da OECD ortalamasının çok gerisinde. Türkiye’de aile bireylerinden her birine evde 0.9 oda düşerken OECD genelinde bu rakam 1.6.

En çok biz çalışıyoruz ama...

- Türk insanı günün sadece 11.73 saatini kendine ayırabiliyor. Geri kalanında çalışıyor. Uzun saatler mesaiye kalan Türkler’in oranı yüzde 46. Türkler her iki alanda da açık ara sonuncu.

- Türkiye’de cinayet oranı 100 binde 3.3. Bu rakam bir önceki döneme göre 5.6’dan gerilemiş durumda. Ancak buna rağmen OECD ortalaması olan 2.2’nin halen üzerinde.

- Türkler yaşam kalitelerine 10 üzerinden 5.3 not veriyor. OECD ortalaması 6.6. Bu kriterde Türkiye 36 ülke içinde 33’üncü.

- Sağlık Türkiye’nin raporda tek olumlu yönü. Ancak bunda bile Türkiye 21’inci sıradan yukarı çıkamıyor. Türkler’in yüzde 67’si kendilerini sağlıklı buluyor. Ortalama yaşam süresi ise 74.6 yıl. Erkekler ortalama 72, kadınlar ise 77 yıl yaşıyor. 1960’tan bu yana Türkler’in ömrünün hayat kalitesindeki artışla her yıl 10 ay daha uzadı. 

Çok olumlu ve iddia edilenlerin aksine, demek ki neymiş, yaşam kalitesinde tersinden birinciyiz, esas olan tersinden de olsa şampiyon olmak mı yani?

Nizamettin BİBER

 
Toplam blog
: 887
: 2743
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..