- Kategori
- Felsefe
Özüme yaklaşıyorum !

Güneşsiz, soğuk, puslu ve yağışlı havalarda yazma istediğim artıyor.
Mutlaka yağışlı, puslu, soğuk ve gri olmalı havanın rengi.
O zaman yazabiliyorum.
Blog yazılarımla ilgili bir istatistik çıkarılsa, havanın soğuk ve yağışlı olduğu günlerde daha çok yazdığım ortaya çıkar.
Bugün de o malum günlerden.
Oldukça yağışlı, gri ve soğuk bir Haziran günü.
Tam yazmalık!
Pencereden bakıyorum yağmur hızlandı, kara kara bulutlar çoğaldı, hava da git gide soğuyor.
Saate bakıyorum, biraz gecikti mi ne, diye geçiriyorum içimden?
Hiç böyle yapmazdı!
Yok, yok gelir birazdan. Eli kulağındadır.
Veee geldi işte.
“Nerde kaldın, neden randevuya geciktin ?” diyorum.
“Takıldım biraz, uğrayacağım yerler vardı.” diyor.
Üstelemiyorum, geldi ya önemli olan bu.
Söyle bakalım diyorum ilhama, ne yazdıracaksın bugün bana.
“Seninle ilgili diyor.”
“Benimle ilgili ne ?” diyorum.
“Sen artık gerçek sen”sin, bunu yazacaksın bugün” diyor.
“O ne demek, eskiden ben gerçek ben değil miydim ?” diyorum.
“Hayır, değildin” diyor.
“Açıkla biraz, ne demek istediğini” diyorum.
“Uğraştın ama değdi, karanlık taraflarını yok etmeye başladın son yıllarda” diyor.
Teşekkür edip, düşünmeye başlıyorum.
Tahmin ediyorum ne demek istediğini.
Egomdu en karanlık tarafım, bunu biliyorum, evet zor oldu ama epey azaldı. Tamamen yok olmayacak biliyorum ama iyice azaltmak lazım. Yoksa mutluluk haram bana.
Konuşmaya devam ediyor.
“Her aşkta kendini daha çok buluyor ve özüne kavuşuyorsun” diyor.
Artık sevgilimle olduğum her an içimdeki benlerden biri daha kıyafetini çıkarıp çıplaklaşıyor ve ben her seferinde özüme bir adım daha yaklaşıyorum. Bu sayede gerçek ben olmaya adım adım yaklaşıyorum.
Kendimi sevmeyi öğrendikçe, onu daha çok seviyorum.
Onu kendi parçam gibi görmek, kendi uzantım gibi hissetmek, tamamlanamadığım yönlerimi gösteriyor bana.
Kendi içime baktıkça, aradığım bütün cevapların aslında orada olduğunu görüyorum.
O’na karşı hissettiğim sevgiyi ve aşkı, kendime karşıda hissetmeye başladıkça, bu seferde kabımdan taşarak herkese, her şeye aşkla sarılıyorum.
Özüme yaklaşıyorum.
Ve bütün bunları yazarken, Osho’dan okuduğum bir yazı aklıma geliyor.
"Sevgi sana egon olmayan bir şeyle uyumlu olmanın ilk tecrübesini sağlar. Sevgi sana hiçbir zaman senin egonun bir parçası olmamış birisi ile ahenk içinde olma dersini verir. Şayet bir kadınla/erkekle ahenk içinde olabilirsen, bir arkadaşla, bir insanla ahenk içinde olabilirsen, çocuğunla yahut annenle ahenk içinde olabilirsen niçin tüm insan evlatlarıyla ahenk içinde olamayasın? Ve şayet tek bir kişiyle ahenk içinde olmak böylesine keyif veriyorsa tüm insanlarla ahenk içinde olmanın sonucu ne olacaktır? Ve şayet sen tüm insanlarla ahenk içinde olabilirsen niçin hayvanlarla, kuşlarla ve ağaçlarla ahenk içinde olmayasın? O zaman bir adım diğerine yol açar. Sevgi bir merdivendir. O bir kişi ile başlar ve bütünlükle son bulur. Sevgi başlangıçtır. Tanrı sondur. Sevgiden korkmak, sevginin geliştiren korkusundan korkmak, karanlık bir hücrenin içinde kapalı kalmaktır."
Hava yükseliyor, güneş yüzünü göstermeye başladı.
Gitme vakti geldi İlham'ın.
Teşekkür ediyorum geldiği ve bütün bunları yazdırdığı için bana.
Yine gel diyorum kapalı havaları bekleme….