- Kategori
- Felsefe
Varoluşsal Sıkıntı

Varoluşsal Sıkıntı
Bazı günler sabah uyanıp, güne gözlerimi açtığımda yüreğimi bir el sıkıyormuş gibi hissederim.
Nedensiz bir mutsuzluk yakama yapışır ve gün boyu peşimi bırakmaz. Birkaç gün sürdüğü olur bazen bu durumun.
Ruhumdaki kara sis perdesi göz açtırtmaz bana.
Gün boyu ağzımı bıçak açmaz, kimseyle konuşmak istemem, bazen konuşmak isteyenleri uzaklaştırırım yanımdan.
Bu günlerde ne yaparsam yapayım, hayattan hiçbir zevk ve mutluluk almam. Mümkün olsa perdeleri çekilmiş bir odada, gün boyu veya günlerce uyumak, insanlardan kaçmak isterim.
Bu sıkıntıyı yaşarken genellikle ne hissettiğime odaklanırım. Bir cevap ararım neden böyle mutsuz, bedbin hissettiğime ve hayattan sıkıldığıma dair.
Sıkıldığım için mi dünya saçma ve anlamsız görünür gözüme, yoksa dünya saçma olduğu için mi sıkılırım ?
Aslında korkarım da bu durumdan. İntihar edenleri anlarım böyle günlerde. Bilirim ki bu ruh halinin kesintisiz devam etmesi kesinlikle bir intihar sebebidir.
Allaha şükrederim ki sıklıkla olmaz. Sadece belli günlerde hiçbir neden olmaksızın böyle bir ruh haliyle yaşarım birkaç gün.
Yıllar önce okuduğum kitapların birinde kitabın kahramanı aynen benim gibi hissederdi. Bu duruma “varoluşsal sıkıntı” dendiğini işte o zaman öğrendim.
Ruh, dünyada var olmaya zaman zaman tepki gösterir ve isyan eder. En özet haliyle durum bu.
Zamansız, mekânsız, özgür bir ruh için bir bedene sıkışıp hapsolmak ve dünya işleri içinde yoğrulmak korkunç bir varoluşsal sıkıntı yaratır. Dünyalı olmak yorar ruhu.
Varlıklı olmanız, güzel / yakışıklı olmanız, bu dünyada istediğiniz her şeye sahip olmanız durumu değiştirmez. İçinizdeki varoluşsal sıkıntı peşinizi bırakmaz. Ne kadar hızlı, yorucu ve dolu dolu yaşarsanız yaşayın durum değişmez, çünkü varoluşsal sıkıntıdan kaçmak imkânsızdır!
Bazen de kişinin varoluşsal sıkıntısından kurtulabilmesi için bu sıkıntı fiziksel bir araz geliştirir ki psikosomatik hastalıklar oluşabilir. Organlarında bir şey olmasa da çeşitli şikâyetler ortaya çıkar veya oluşan baskı neticesi bazı fonksiyonlarında bozulmalar meydana gelir.
Kaçış yoktur maalesef.
Ne olursa olsun veya ne yaparsak yapalım varoluşsal sıkıntımızla yüzleşiriz.
Çözüm, burada –dünyada- yapmamız gereken öncelikle kendimizi her yönüyle tanıyabilmektir.
Yaşamın üstümüze kapattığı kapıların kilitlerini tek tek açarak içimizdeki öze ulaşabilmeye çalışmaktır.
Bu sıkıntıyı yenmemizin yegane yolu varoluşsal sıkıntımızla cesaretle yüzleşebilmektir.
Varolmanın yarattığı bu dizginlenemez sıkıntıyı insan özümüzü tanımak ve unuttuğumuz birlik bilincine geçerek aşabiliriz ancak.
Varoluşunuzla mutlu olacağınız ve sıkıntının size hiç uğramayacağı hafif günler dilerim.