- Kategori
- Güncel
Padişahım çok yaşa!!
Adamın biri pazara ürünlerini götürmüş. Akşama kadar hiçbir ürününü alan kimse çıkmadığı gibi, mallarına dönüp bakan bile olmamış. Adam çok üzülmüş, ama mal satamadığı için değil; "olumlu ya da olumsuz bir eleştiri alamadığı için
Öğrencilik yıllarımda "bilimsel tavır" diye bir uygulama vardı. Buna göre, bir çalışma sunan sınıftaki arkadaşımızın bu çalışmasını inceler, kanıt göstererek, duygularımıza yer vermeden eleştirirdik. Bu eleştiriler, sadece eksik çıkartmak, kusur bulmak için değil, övgüye değer yanlarında ortaya konması şeklindeydi. Sırada, yanımızda oturan arkadaşımızdan bile bu eleştirileri alırdık. Ve ne kadar çok eleştirilmişsek, o denli başarılı bir çalışma yapmış olduğumuzu anlar, gurur duyardık.
Giderek, yöneticilerimiz başta olmak üzere, en yakın komşumuza bile yaptığımız eleştiriler, neredeyse bir küfür, bir hakaret, ya da aşağılama olarak algılanır oldu. Günümüzde, kimse kimseye "gözünün üstünde kaşın var" demeye cesaret edemiyor.
Fatih hoca, kendisini eleştirenleri, neredeyse vatan haini, milli takımı sevmeyenler, durumuna sokmaya çalışıyor.
Siyasi partilerimizin ve onların sayın başkanlarının eleştiriye bakışlarını ve eleştiri karşısındaki tutumlarını bilmeyenimiz yoktur.
Bir vali, zamanın padişahına yazdığı mektubun imza bölümüne, herkesten daha çok yağ çekmek coşkusuyla, şöyle yazar: Def-i hacetiniz, kulunuz, köpeğiniz...
Yeni bir "YAĞCILAR CUMHURİYETİ" kurulmak isteniyor galiba.
Padişahım çok yaşa!!