- Kategori
- İlişkiler
Palyaço burnunu attı artık

İnsanları güldüren, eğlendiren bir kimsedir palyaço. Özellikle çocukların çok beğendiği ve gördüklerinde yüzlerini gülümseten bir kişilik...
Belki hepimiz birer palyaçoyuz bu hayatta… Ya da kimileri palyaço kimileri de bunlarla eğlenen kişiler…
Peki ya palyaço… Gerçekten o eğleniyor mu yaptıklarına? Kendine gülüyor mu acaba? Hayır, gülmüyor kendine… Hangi ruhsal durumda olursa olsun güldürmek zorundadır insanları. Çünkü o zaman yaptığı işte değer kazanabilir…
Peki ya üzgün ve kırılmışsa hayata… Ağlayan palyaço görüntüleri geçiyor gözlerimin önünden... Çok tezat bir görüntü oluşturuyor aslında… Komik bir görüntü ve ağlayan gözler… Ama kimse inanmaz palyaçonun ağladığına… Rol yaptığını, bunun da oynadığı oyunun bir parçası olduğunu sanırız. Kimseyi inandıramaz palyaço yaşadıklarına… Küser kendine, kendisine gülen insanlara ve hayata…
Palyaço kıyafeti üzerinde oldukça, kırmızı burnunu taktıkça herkes gülmeye devam edecektir ona. Ne yaparsa yapsın…
Sonra alır kırmızı burnu burnundan ve fırlatır bir köşeye. Parçalamak ister üzerindeki giysileri… Palyaçoluğun bitmesini ister..Artık rahat ağlayabilsin diye…
Ağlar, ağladıkça yüzündeki boyalar karışır birbirine. Ebruli bir renk huzmesi oluşur yüzünde… Ağlaması bile başka bir komikliği çıkartır tekrar yüzünde… Ne yapacak palyaço yüzündeki bu hali… Usarelerde mi yıkasın, aseton mu kullansın bunun için…
Kendisi kahkahayla gülmeye başlar haline bu kez. Çünkü burnunu atmıştır yüzünden… Gülmek istediği için güler, tıpkı ağlamak istediğinde ağlamak istemesi gibi…
Herkes gülmez artık bu duruma… Ve palyaço hem kendine hem de herkese gülmeye başlar sahiden…