- Kategori
- Efsaneler
Pamukkale'nin sihirli suları yüzbinlerce insanı kendine çekiyor...

Pamukkale
Pamukkale’ye gideceğiz “beyaz cennete”… Yol ne kadar sürecek diye kaptana soruyoruz. Beyaz cennetle karşılaşmak için kaygılıyım. Sadece ülkenin değil, tüm Dünya’nın eşsiz doğa harikası Pamukkale. Bir inceliyorsunuz… Anadolu’nun her yeri tarihi, doğal, kültürel zenginliklerle bezenmiş.
Gözlerimde beyaz cenneti görüntülüyorum. Bulutlar üstünde saatlerce… Heyecanlıyım, biraz da kaygılı. Pamukkale’yi gördüğümde geç kalmış mıydım? Ama bir şansımın olduğunu düşündüm. Beyaz cennetin heyecanını yazılarından, fotoğraflarından doyasıya yaşadım.
92’li yıllarda anımsıyorum, Pamukkale’nin kirlendiğini gören yabancı turistler kendi ülkelerinde“Eğer Pamukkale’yi görmediyseniz hemen gidin görün. Gecikirseniz böyle bir şansa sahip olmayacaksınız” demişlerdi.
O güneşli günde Pamukkale’de çıplak ayakla yürürken, kendisini kaynaktan çıkan suların rahatlığına bırakan insanlara aldırmadan, Pamukkale’nin sararmış, heyecansız, yorgun halini seyrediyordum. Birden bir ses beni uyandırıyor… “Bize bıraktıklarınızla anılacaksınız”. Öğrencimin sesiydi…
Beyaz cennette hüzünlü, Hierapolis’te heyecanlı, antik tiyatroda ise yine fotoğraf sahnesindeydim.
Pamukkale adını nereden almıştı?
Söylenceye göre çok eski zamanlarda Çökelez dağı'nın yamaçlarında yaşayan yoksul bir çoban ailesinin çirkin kızları varmış. Kızcağız bu haline o denli üzülüyormuş ki, günün birinde dayanamamış dağın eteklerinden köpükler saça saça dökülen sulara, kendini bırakmış. Yaşamına son vermek istemiş. Neredeyse boğulmak üzereyken atıyla dolaşan Denizli beyi'nin yakışıklı oğlu, sular içinde çırpınan dünya güzeli kıza aşık olmuş. Pamukkale'nin şifalı suları yoksul çobanın çirkin kızını güzelleştirmekle kalmamış, mutlu bir yaşama kavuşturmuş.. .
İşte o günden bu yana Pamukkale’nin sihirli suları yüz binlerce insanı kendine çekiyor…
Beyaz cenneti yukarıdan zakkumların pembe renkli çiçeklerinin arasından bir daha seyrediyorum. Bulutlar üstünde yarı hüzünlü…