- Kategori
- Güncel
Para sayma makinesi, içi para dolu ayakkabı kutusu ve operasyon...

Bu günlerde yürütülen operasyonla yatıp, yine operasyonla uyanıyoruz…
E… Türkçemizde bir lafa vardır ya; “Körle yatan şaşı kalkar” diye…
Bizimki de öyle bir şey…
Operasyonlarla ilgili yapılan yorum ve kurmalara kendimizi kaptırıp, televizyonun başında biraz fazla zaman geçirince, ister istemez, operasyonla yatıyoruz(!)
Neyse böyle bir günün gecesinde yatağıma yatıp, derin bir uykuya dalmayı umarken, neredeyse gözlerim yarı açık rüya görmeye başladım.
Rüyamda; Rahmetli Babam evimin tavanında dolaşıyor, üzerinde beyaz bir giysi, “Baba orada ne yapıyorsun, gelsene aşağı oturalım, seni çok özledim, sana bir sarılayım, elini öpeyim” diyorum…
Babam pek oralı olmuyor.
Ve başlıyor söylenmeye.
- Şu yan odada ne işe yarıyor?
- Çalışma ofisi…
- Senin çalışma ofisinde kaç tane ‘Çelik Kasa’ var?
- 6
- Bu kadar kasanın içinde ne var?
- Para...
- Ya yatağının üzerindeki şu alet?
- Para sayma makinesi…
- Oğlum ben gittikten sonra sen ne iş yapıyorsun?
- Baba bildiğin gibi, senin gölgende yaşayıp gidiyoruz işte…
- İyi de bu kadar kasa, para sayma makinesi, yatağın üzerine serilmiş bu kadar parayı nereden kazandın?
- Ha o paralar mı? Onlar benim değil, o paraları arkadaşlarla paylaşacağız.
- Kimmiş o arkadaşlar?
- Hani senin bir zamanlar birlikte çalıştığın arkadaşların vardı ya, onların çocukları.
- Ha bir de evin giriş kapısının üstündeki vestiyerin üstünde kutular gördüm.
- Onlar mı? Onlar boş ayakkabı kutusu.
- Bir insanın boş ayakkabı kutusunu evinde tuttuğuna da ilk kez şahit oluyorum.
- O kutular boş değil.
- Peki, o kutuların içinde ne var?
- Bizim bankanın kasasında yer kalmayınca artan paraları getirdim.
- Koskoca bankada paraları koyacak yer bulamayıp, onu evinde saklayanını da ilk kez görüyorum. Oğlum ben gidince sana neler oldu? Senin huyun mu değişti? Eve bankaya çevirmişsin!
Ve beyaz giysiler içindeki babam süzülerek odanın tavanından ayrıldı, birden bire görünmez oldu. Ter içinde uyanıp, silkindim. Rüyamda bile olsa, bir operasyonun parçası olmanın nasıl bir duygu olduğunu anladım.
Ve şöyle bir karara vardım, ‘azcık aşım, ağrısız başım…’