- Kategori
- Müzik
Pavel ve kol düğmeleri ...

Her ay rapor vermeye gittigim " Mülteci Bürosu " nda bekliyorum. Sağ çaprazımda karşımda oturan adamın aksanından nereli olduğunu çıkarmaya çalışıyorum. Sarı saçları beyazlamaya yüz tutmuş, yüzünde derin derin izleri olan, mavi gözlü bir adam. Konuştuğu da herhalde Uzakdoğulu. Konuşuyor, anlatıyor. Bir ara göz göze geldik. Gülümsedik birbirimize...
Kadın görevli onun ve benim evraklarımı beraber getirdi. Önce onun evraklarını verdi. Üç ay sonra geleceksin, dedi. Bana da, altı ay sonra?
Asansör de beraber olduk. Alt kata varana kadar sesimiz soluğumuz çıkmadı. Aşağı da ben arabaya giderken arkamdan seslendi:
- Arabanız var mı?
- Var.
- Beni falanca yere kadar götürür müsünüz?
- Olur...
Onun oturacağı koltukda Barış Manço diski vardı. Yer açmak için aldım...
Barış Manço'nun "kol düğmeleri" ni kaçıncı kez dinliyorum?
- Ne müziği bu?
- Türk...
- Hey dedi, ben de komşunuz. Rus. İsmim Pavel...
Pavel 25 yıl önce Rusya'dan göç etmiş. Kirli işlere karışmış. Beş yıl hapse atmışlar. İyi davranışlarını görüp, cezasını üç yıla indirmişler ama hapisten çıkar çıkmaz yakasına muhacir bürosu yapışmış:
- Seni atacağız!
- Niye?
- Bu ülkede ağır suş işledin...
- Nereye atacaksınız?
- Ülkene!...
- Hangi ülkeme? Ben buraya geldiğimde Sovyet Sosyalist Cumhuriyteler Birliği vardı. Ben oranın vatandaşıydım. Atıldım. Şimdi SSCB diye bir ülke kalmadı. İsterseniz sorun!
Çaresiz, vatansız Pavel'i Amerika'da tutuyorlar! Beş yılını geçirsin de, tekrar vatandaslığa müracaat etsin diye...
Gençliğim de Barış Manço'nun 'Kol Düğmeleri'ni hiç dinlememiştim. Ta ki, bir zeytin gözlü bana bir kol düğmesi hediye edene kadar... Koğuş arkadaşım Cengiz Kılış dedi ki;
"Gelin telefon da teşekkür edelim..."
Hava Harp Okulu sinema salonunun girişinde ki jetonlu telefondan aradık. Cengiz "Kol Düğmeleri" ni söyledi. Bülent Manav ıslıkla, Müfit Bulut birşeyleri hafif hafif tıngırtarak Cengiz'e eşlik ettiler. Ben de 'Kol Düğmeleri' ni ilk defa orada tanışdım! Sene herhalde 1972.
Yıllar geçti Barış Manço'nun bu dünyadan göçtüğünü duyduk. Necmeddin Bey bize üzerinde 'Bizi hep sevmişti..' diye yazan bir diskini gönderdi. O gün bu gün döndere döndere Barış Manço'yu ve 'Kol Düğmeleri'ni dinlerim...
10 Şubat 2004. New Orleans'a rapor vermeye gidiyorum. Cem Karaca'nın vefatını duydum. Elimde Cem Karaca yok. Barış'ı dinleyerek yol aldım.
Pavel'e de Barış'la tanıştırdık...
Sessiz ve dikkatle dinledi.
"Güzel, çok güzel..." dedi.