- Kategori
- İlişkiler
Peki Peki Anladık

Unutulmamalı ki Aynı Yere Gideceğiz
Mazhar Fuat Özkan üçlüsünün kulakları çınlasın. Çok sevip saygı duyduğum sanatçılardır. Onlar iyi ki var. Hele bir şarkıları var pek severek dinlerim bende yeri ayrıdır. Çünkü karşılaştığım, şahit olduğum bazı olaylar karşısında sözleri aklıma gelir ve gülümsememe neden olur.
Bugün şarkının sözleri yine aklıma geldi ve gülümsedim hem de en kocamanından. Kendi kendine gülene deli derler ya vallahi delirmedim. Sadece her ne olursa olsun insani duyguların yitirilmemesi gerektiğine inanan, elinden geldiğince yitirmemeye çalışan, bazen başaramayınca da inadına gülümseyen biriyim hepsi bu. Tabi burada parantez açmakta fayda var hepimizin kusurları var hiç birimiz dört dörtlük değiliz aynı davranışları sergileyip farkında olmuyor da olabiliriz e insanoğluyuz ya canım şaşarız beşeriz. Ama elimizden geldiğince incitmemek, aslını astarını bilmeden ön yargılı davranmamak, insana insanca yaklaşıp bencilliği bir kenara bırakmak kanımca en güzeli, en yakışanı. Yarın hepimiz aynı yere gideceğiz ve giderken tacımız, tahtımız, kalemimiz, kağıdımız, makasımız, önlüğümüz, kravatımız, fırçamız, kartvizitimiz, egomuz, başarımız, başarısızlığımız, ismimiz, cismimiz (Biri beni durdursuuuuuun) vs vs her şey burada kalacak ve aniden ve ayrımsız. Hiç birimiz bir şey götüremeyeceğiz ki. Neyse sadede geleyim bugün istemeyerek te olsa bir olaya şahit oldum.
Aynı işle meşgul biri yaşça büyük iki muhterem hanımefendi tanıdım. Aralarında konuştukları, istemsiz de olsam zaman zaman beni de dahil ettikleri konu pek mühimdi. Büyük olan hanımefendinin söylemlerinden diğer hanımefendiyi yeni yeni tanıdığı, aslında hakkında çok şey bilmediği, dışardan gördüğü kadarıyla değerlendirdiği belliydi. Bir de ayıptır söylemesi oldukça egolu ayrıca, bahsettikleri guruplarındaki arkadaşlarının duygularını, düşüncelerini, çabalarını, yaşanmışlıklarını hiç önemsemeyen incinirler mi kırılırlar mı diye hiç umursamayan biriydi.
Hayretler içinde kaldığımı söylemeden edemeyeceğim. Alanlarında herkesi aynı kefeye koyan biriydi laflarıyla küçümsüyordu da küçümsüyordu bilmem bana garip geldi. Hiç birinin bir artısı yok muydu ki bu kadar küçümsüyordu anlayamadım. O insanların duyguları, iyi kötü emekleri, gayretleri, hayalleri yok muydu? Gönülden dökülen, emek verilen, alın teri olan her şey kıymetli değil miydi? Guruplarındaki herkesi eleştiriyor bazen yerden yere vuruyordu. Sadece arkası olanların, sırtlarını dayadıkları birileri sayesinde bir şeyler yapabildiklerini söylüyordu diğer hanımefendinin onun bu düşüncelerini kanıtlarla köreltmesine rağmen. Ve var gücüyle çamur atmayı sürdürüyordu. Özellikle diğer hanımefendiye ve sinsice. Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla misali. Söz dönüp dolaşıp kendine gelince de isminin önüne hemen titrini yerleştiriyordu. Ama kendini eleştirdiğine hiç şahit olmadım. Aksine aynı kulvarda olmalarına rağmen kendini yücelttikçe yücelttiğini gördüm eksiği var fazlası yok.
Aslında eleştirmesi değil takıldığım eleştiri güzeldir insanın eksiklerini, kusurlarını, düzeltmesi gereken davranışlarını, sözlerini görmesini sağlar. Hatta başarıya ulaşmada büyük katkısı vardır yol gösterir faydalıdır yani. Fakat dozunda. Takıldığım; abartılı, incitici türden, bilip bilmeden ön yargılı tutumu. Tabi bu kanıya nasıl varıyorum? Büyük hanımefendinin konuşma tarzından, sözlerinden ve küçük olan hanımefendinin söylemlerinden.
Kısa bir süre sonra olay çözüldü meğer ödül töreninden dönüyorlarmış. Küçük Hanım ödül almış (Büyük Hanım a göre öyle ve ya böyle yani küçük hanım takdir görmüş) Yahu bundan güzel bir şey var mı? Ne var yani sevincine ortak olsan, hevesini hayallerini yıkmasan ölür müsün? Bu gün o alır, yarın diğeri, başka bir gün sen. Mühim olan güzellik, insanlık, sevgi, saygı, paylaşmak değil mi yani? O kağıt parçası bunların önünde mi bilemedim. Öyle olmalı ki yakıp yıktı şaşırdım kaldım.
Yanımdan ayrıldıklarında merak edip kısa bir araştırma yaptım şöyle bir baktım duygularımda pek yanılmamışım bir biyografi akıllara zarar. Biyografiden ziyade kendini övmek tanıtmaktan ziyade küçük dünyaları ben yarattım. Her satır başında ben ben ben ben. Bunları ben söylemiyorum eleştirmiyorum bizzat kendi cümleleri. Ben de şöyle diyorum. Peki peki anladık her şeyi sen bilirsin, en başarılı sensin, en iyisini sen yaptın. En en en.... Mutlu ol kendini ön plana çıkarayım derken fesat kibirli tutumundan bir kalbi kırdın bugün tüm alkışlarım sana ve senin gibilere...
Başınızı şişirip vaktinizi aldıysam affınıza sığınıyorum acımasızca eleştirilen, küçümsenen onca insancığa hiç kıyamadım da içimi döküverdim. Bir sonraki buluşmamıza dek sağlıcakla kalın...Hayatınızda insani duygulara, değerlere önem verenlerle karşılaşmanız dileğiyle...
SİBEL YILMAZ