- Kategori
- Aşk - Evlilik
Pencerenin kenarındaki saksı

Ne zaman oraya yerleştirmişti ki bunu hatırlamıyordu. Ya da? Hafızasını zorlamaya çalışıyordu. O gün yoktu işte. Belki de an be an vardı ama yok olmasını istiyordu...
Sabah kalkmıştı...Aynı neşeyle... Evet! Her yeni güne neşeyle başlamayı çocukluğundan beri görev edinmişti kendine. İşyerinin servisine yetişmek için acele etmesi gerekiyordu..Yüzünü yıkadı..Dişini fırçaladı..Makyajını yaptı özenle. "Önce kendime güzel gözükmeliyim" diyordu her sabah aynanın karşısında. Mutfağa yöneldi. Hemen bir kahve yaptı kendine. Yanında da küçük bir dilim kek. Çantasını son kez kontrol etti. Önemli bir toplantı vardı çünkü...Sonra kedinin mamasını verdi ve evden çıktı. Son bir bakış atmak istedi . Neden ki? Akşam döneceğim...!!
Yolun karşısına geçti..Servisi beklemeye başladı..Acaba erken mi çıktım yada geçmi kaldım diye düşündü..Saatine bakmak gelmedi aklına..Evet servis geliyor..Kapı açıldı..Bindi.."Herkese günaydın" dedikten sonra şöförün değiştiğini fark etti..Her sabah kendisini almaya gelen o delikanlı değildi..Arkadaşına kaş göz işaretiyle sordu.."Sus" işaretiyle karşılaştı..Anlayamadı ama sustu..
Derin bir sessizlik vardı arabanın içinde..Sanki herkes bir şeylerden haberdar ama konuşmuyorlardı..Köprü trafiğine girdiler..Araba durdu..İnsanlar canlandı birdenbire..Ama sessizlik aynı..O an şöförle gözgöze geldi dikiz aynasından..Adamın gözleri kan çanağına dönmüştü..Suskundu..Meraklanmıştı..Birden aklına müthiş bir fikir geldi..Hemen yanında oturan arkadaşına mesaj çekti "nedir noluyor neden herkes bu kadar suskun". Çünkü öyle alışmıştı ki bu servisin neşesine..Okula giden çocuklar gibi şamatalıydılar her sabah..Cevap geldi.."Şöförümüz akşam evine dönerken kaza geçirmiş..Şu anda yoğun bakımda..Bu beyde babası..".Sustu..Biran delikanlının gözleri geldi gözlerinin önüne..Yaklaşık 3 senedir her sabah kapısından alıyor akşamları bırakıyordu..Ve aralarında gelişen diyalog sadece "günaydın" "iyi akşamlar" dan ibaretti..Ama sanki çok yakından tanıyormuş gibi hissetti kendini..Dün akşamı düşündü.."Acaba servisten inerken dalgınlıkla ona iyi akşamlar dememiş olabilirmiyim"..Derin bir sızı kapladı içini..
İş yerine varınca bilgi alacağını biliyordu...Arabanın durma sesine kadar sanki hiç yaşamamış gibi oldu..İndiler yine sessizce..Şirketin kapısından içeri girince o deminden beri dilsiz olan insanlar bir anda konuşmaya başladılar..Müthiş bir kakafoni vardı içeride.. "Servisi şirkete bıraktıktan sonra otobüse binmiş evine dönerken, bulunduğu otobüs önündeki arabaya çarpmamak için sert bir fren yapıyor ve "delikanlı" en önde oturduğu için camdan dışarı fırlıyor..Hemen hastahaneye kaldırıyorlar..Ameliyata ordan da yoğun bakıma..Onun dışında kimsenin burnu bile kanamıyor..
Duyduklarından sonra uzun süre kendine gelemiyor..İçini derin bir sızı kaplıyor yine..Nedenini anlayamadığı !!. Şirket olarak ziyarete gitmeye karar veriyorlar..Öğle yemeğinde konu daha detaylı ele alınıyor..O akşam servis gelemeyecek..Çünkü babasının hastahaneye gitmesi gerekiyor..
Kadın da herkes gibi taksiye biniyor..Evini tarif ediyor ve sessizce yol alıyorlar..Cep telefonu çalıyor..Arkadaşı sinemaya gitmeyi teklif ediyor..İçi sıkıntılı ..Önce düşünüyor sonra "tamam" diyor ve şöförede buradan dönelim diyor..Ani bir dönüş yapıyorlar !!
Hastahane de herkes perişan bir şekilde ameliyat sonucunu bekliyor ! Tüm şirket orada..Kafeterya da aralarında geçen konu " nasıl böyle bir şey olur, nasıl bir tesadüftür bu..eğer bizim şöför kaza geçirmeseydi, beyin ölümü gerçekleşmeseydi ve onun kalbi Oya'ya takılmasaydı "!!
Evet..delikanlının beyin ölümü gerçekleşmiş ve kalbide kadına nakledilmişti..
Ancak henüz uyanamamıştı..Tam 90 gün uyudu..Uyandığında hastahane penceresinin önünde bir "saksı" ilişti gözüne ilk kez..Uzun saatler sonra konuşabildiğinde ilk sorduğu çiçeğin sahibi oldu..Aldığı cevap " sana kalbini veren delikanlının babası getirdi.."..İnanamadı, hatırlayamadı, utandı kendinden..100 gün sonra evine getirdiler..Tüm şirket her gün geliyordu..Anlatıyorlardı bu yaşamadığı 90 günü kendisine..Onun aklında ise tek soru vardı O delikanlı nasıl ölmüştü !..
O gece bir rüya gördü..Delikanlı elinde bir saksıyla servis kapısında kendisini bekliyordu.."ben sana ilk gördüğüm günden beri aşığım ..ama bunu hiç bir zaman söyleyemedim..beni tersleyeceğini biliyordum ..Ama bak sonunda başardım .."benim kalbim senin artık !!..
Sıçrayarak uyandı..kalbini tuttu..Sıcacık bir his uyandı içinde..Kalktı saksıyı aldı içeriden...Derin bir uykuya dalmadan önce şu sözler döküldü dudaklarından.."evet kalbin bende.keşke..keşke söyleseydin ".