- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Pergel

Mutlu, sağlıklı, adaletli, samimi ve onurlu daireleriniz...
Bir kuşak mutlaka hatırlayacaktır, sınıftaki karatahtanın yanında ağaçtan yapılmış pergel,iletki, gönye ve cetvelden oluşan bir geometri takımı olurdu. Öğretmenlerimiz ders işlerken vücut organlarını gösteren maket, kan dolaşımını gösteren levha, dönen dünya küresi, Türkiye ve Dünya haritaları vs vs kullanırdı. Ansiklobedilerimiz, deyimler-atasözleri-kelime sözlüklerimiz, imla kılavuzlarımız vardı. Camekanli sınıf kitaplıklarımız vardı.
Öğretmenlerimiz ne güzel şeyler öğretmiş, ne iyi alışkanlıklar kazandırmışlar.
Çantalarımızda geometri takımlarının aynısı vardı.Gönyeyi cetvelle çizdiğimiz çizgiye oturtur kare-dikdörtgen çizerdik. İletki ile açı alır, iki noktayı birleştirirdik.
Pergel farklıydı.
Bir ucundaki çiviyi tahtaya sabitleyip, açılan ayaktaki tebeşir ile küçüklü büyüklü çemberler çizerdik. Ya çivi kayardı, ya tebeşir kırılırdı.Ya da iki ayağın birleştiği yerdeki vida sıkmazdı.Pergel tutmasını beceremeyenler yerde denerlerdi.
Defterde kullandığımız pergeli tepesinden tutar, sivri ucunu kağıda sabitler, diğer ayağa takılan küçük kalemle tepeden çevirince çember çizilirdi. Bir ayağı sabit, diğer ayağı hareketli pergeli kullanmak hiç kolay değildi.
Tüm canlılar aslında birer ‘pergel’ gibiyiz; sabit ayağımız ölümde, diğer ayağımız ile hayatta kaldığımız sürece çeşitli çaplarda çemberler çiziyoruz. Çemberin içini yaşam ile dolduruyor, daireler yapıyoruz.
Örneğin; sabah evden çıkıyor, işe gidiyoruz. Akşam, işten çıkıp eve geliyoruz. Giderken, çalışırken, dönerken vs yaşadıklarımızı -yani dairenin içine koyduklarımızı – akıl ve vicdanımız ile hesaplayabiliyoruz.
Mutlu, sağlıklı, adaletli, samimi ve onurlu daireleriniz olsun!.