- Kategori
- Felsefe
Peri masalı

Günlüğümden:
"Çok ama çook uzak bir ülkede titreşimlerle anlaşan ve konuşmanın gereğini bile duymayan insanlar yaşarmış. Görme, duyma, dokunma duyuları da çok gelişmişmiş bu insanların. Kimse birbirine emir vermezmiş ama her iş de zamanında yapılırmış. Bulaşık bile ilahi bir şiir eşliğinde yıkanır gibiymiş. Herkes sorumluluğunu bilir, gereksiz gürültü patırtıya hiç yer kalmazmış.
İlk geldiklerinde bir çölmüş orası ama doğayla tam bir bütünlük sağladıklarından olacak en kısa zamanda adına "Cennet " denmiş bu ülkenin. "
Peri masalında yaşayan bu insanların toplum teki olarak değil de birey olarak herbirinin kendisini yaşaması ve ayni zamanda sosyal yönden de diğerleriyle uyum sağlaması sanıldığı kadar güç müdür ?
Öyle ya bir felsefe kuramı ya da sezgisi olan herkes bunu belirtmek zorundadır. Bu genellikle yapılmaz ve rafta durur.
Söylenecek olan şudur. İnsan daha az bencil, daha az kibirli daha çok hoşgörülü olabilir. Emek geçerli olabilir. Eğer sosyal sınıflar ve baskılar ortadan kalksa kişi kendini yaşayacak ve sürü teki olarak değil bir birey olarak kendi değerlerini ortaya koyabilecek ve anlaşılabilecek. Onaylanmak ve uyum sağlamak için bireysel değerini ardına itmek zorunda kalmayacak. Yeni bir hayat biçimi de körelmiş yüksek değerleri ortaya çıkaracak.
Doğruluğu kullanmanın doğruluk olduğu bir dünya istiyorum.
İyi insanların soyunu, doğru yaşamanın doğru sayıldığı bir dünyayı özlüyorum.
Bazı manevi değerler vardır ki hiç bir maddi ölçüye sığmaz. Ben onun adına "Mutluluk" derim.
Mikroplardan kurtulabildikçe, yüreğimizde, kafamızda, bilincimizde, belleğimizde hor görülen, ezilen, çiğnenen dostluk duygumuzu, dostluğun özünü, insancıllığımızı, bir giz gibi saklı kalmış sevecenliğimizle, coşkuyla insanı, yaşamı sevmek demek bana sorarsanız evrensellik katına yükselmektir.
Noktasına virgülüne dokunmadan 34 yıl önce yazmış olduğum yazılardan bir adet ...
İstanbul 1973