​ Peter Pan ve sayıklamalar / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Peter Pan ve sayıklamalar

Peter Pan ve sayıklamalar
 

Çocukluk yıllarımı düşünürüm sık sık. Hiç bitmeyecekmiş gibi geçen mevsimler yaşardık. Yaz aylarında, hava kararana kadar sokakta oynardık. Sadece su içmek ve ekmek arası bir şeyler yemek için eve uğrardık. Akşam ailece tekrar dışarı çıkar, dondurma yerdik hep beraber. Haftasonları denize gider, parmak uçlarımız buruşuncaya, dudaklarımız morarıncaya kadar suda oynardık. Akrabaları ziyarete giderdik şehir dışına. Büyük teyzemin evi İstanbul, küçük teyzemin evi ise Ankara'ydı benim için. Çizgi film saatlerini ezbere bilirdim, zaman geçmez o saatler gelmezdi. Saniyeler dakika gibi, dakikalar saat gibi geçerdi. Yaz bittiği zaman sanki uzun bir ömür yaşamışçasına anım olurdu. Her mevsim kendine has güzel duygularla beraber aynı uzunlukta sürerdi.

Sonra yavaş yavaş işler değişmeye başladı. Büyüdükçe zaman hızlandı. Önce saniyeler saniye gibi oldu, dakikalar dakika gibi. Sonra mevsimler peş peşe akmaya başladı. Okul yılları giderek daha hızlı geçti. Daha dün üniversite sınavına hazırlanıyordum sanki. Ne kadar hızlı büyüdüğümü anladığımda daha da hızla yaşlanacağımı da anladım. Zaman çocukluğumdaki gibi akmadığı gibi, ivmeli hızla akışını arttırıyordu. Peki ama neden hızlanıyordu zaman?

Çocukluğumun o küçük dünyasında her şey o kadar gizemliydi ki, ufak ayrıntılar bile dehşetli merak uyandırıyordu bende. Algılarım sürekli açıktı ve ağzımda sürekli aynı soru gönüp duruyordu her çocukta olduğu gibi "neden bu böyle, neden şu şöyle, neden. . . , neden. . . ".

Sanırım zamanın hızlanması algılarımın kapanmasıyla başladı. Büyüdükçe dünyayı kendi gözlemlerimizle keşfetmekten uzaklaştık. Önce dünyanın bizim etrafımızda dönmediği öğretildi bize. Sonra uzun bir eğitime tabi tutulduk, dünyayı öğrettiler okullarda bize. Sıralarda yabancılaşırdım bazen, ben neredeyim ve bunlar neden gerekli diye. Kanıksamayı öğrettiler bize. O kadar çok şey öğrendim ki nasıl düşündüğümü unuttum zamanla ama sorun olmadı, düşünmeyi de öğrettiler sonunda.

Unuttuklarımı hatırlamaya çalışıyorum şimdi. Hayal gücüm mesela, nasıldı? Eski hayal gücümü unuttum, şimdi hayal gücüm gördüklerimle, duyduklarımla, hissettiklerimle sınırlı. Gördüklerim, duyduklarım, hissettiklerim bana verilenlerle sınırlı. Gazetelerin yazdıkları, televizyonların gösterdikleri, radyoların söyledikleri, egemenlerin hissettikleri hayal gücümün sınırlarını çiziyor. Zaman müthiş hızlı. İşe gitmem, gazete okumam, televizyon izlemem, internete girmem lazım. Gülmem, ağlamam, eğlenmem, sevmem lazım. Dünyayı yakalamam lazım. (mı? )

Saat çalıyor, yarım saate evden çıkmalıyım diyorum. Saate bakıyorum ve bir on dakika daha diyorum. Saat çalıyor, yirmi dakika sonra evden çıkmam lazım diyorum. Saate bakıyorum ve bir on dakika daha. Saat çalıyor, kalkıyorum, üstümü değiştiriyorum, dişimi fırçalıyorum, elimi-yüzümü yıkıyorum, müzik dinliyorum, kahvaltı ediyorum.

Evden tam zamanında çıkıyorum. Yürüyorum, hava mis gibi kokuyor, yerdeki karıncalara bakıyorum, rüyalarımı düşünüyorum. Her gün algıladığım binlerce olaydan, bilince çakaramadığım kısımları diyorum, rüyamda birleştirip anlamlı bir bütün mü elde ettim? Birden fark ediyorum, zaman sabahları yavaş akıyor.

Sabahları zaman yavaş akıyor. Çünkü tüm iletişim araçlarından uzak dinlenmiş bir beyin hayatın ritmini yakalıyor. Tüm öğretilerden ve sistemlerden uzak bir kaç dakika sanki bir kaç saat gibi geliyor. Anlıyorum ki hayal gücümün sınırlarını çizenler, zamanımı da çalıyorlar.

Zamanı yavaşlatmak için her şeyde uzaklaşmak lazım. Bilinçli ve geri dönüşü olan bir yabancılaşma yaşamak lazım. Üç ay, beş ay her şeyden el ayak çekip doğayı dinlemek lazım. Büyümemek için belki büyükleri dinlememek lazım. Dünyanın arada sırada da olsa benim etrafımda dönmesi lazım. Tabi tüm bunlar olurken delirmemek lazım ve tekrar sıradan yaşama dönebilmek lazım. . .

 
Toplam blog
: 2
: 979
Kayıt tarihi
: 20.08.06
 
 

Bilgisayar mühendisiyim. Sinema, kitaplar, yamaç paraşütü, bilişim, politika, bebek gelişimi konular..