​ Piyasa denetiminden piyasanın denetimine / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Piyasa denetiminden piyasanın denetimine

Piyasa denetiminden piyasanın denetimine
 

Piyasa ve Denetim


Siyasi etki altında kalarak görevlerini yeterli düzeyde yerine getiremedikleri iddiasıyla geleneksel bürokratik yapının dışına alınan ve ekonomi için yaşamsal önemi bulunan düzenleme ve denetleme otoriteleri günümüzde yaşanan küresel kriz ortamında bu seferde piyasanın etki alanında kaldıkları için eleştiri oklarının hedefi olmaktadırlar.

ABD’de başlayarak Avrupa ve Uzakdoğu’daki ülkeleri etkileyen ve giderek tüm ülkelere yayılan finansal krizin reel sektöre sirayet etmeye başladığı bugünlerde krizin oluşumunun sebepleri tartışılmaktadır. Finansal kuruluşların aktiflerinde bulunan varlık ve menkul kıymetlerin likit özelliğini yitirmesiyle toksik maddelere dönüşmesi bu kuruluşların iflas ve birleşmelerini tetiklemiştir. Finansal istikrar ve güven ortamının yanısıra kredi mekanizmasının sağlıklı çalışmasını bozan gelişmeler neticesinde kamu otoriteleri koordineli şekilde piyasa ve finansal kurumlara destek vermeye başlamıştır. Ekonomiye devlet müdahalesinin bizzat serbest girişimciler tarafından istendiği bu dönemde dikkate alınması gereken farklı bir nokta ortaya çıkmıştır.

Bu nokta; liberal ve liberalleşme yolundaki ülkelerde ekonomide devletin temsilciliği görevini yapan, ancak temsilciliğini çağın liberal bakış açısıyla şekillendiren Bağımsız İdari Otoritelerin (BİO) işlevlerinin gündeme gelmesidir. Özerk kurum olarak da nitelenen ve finans, sermaye, bankacılık gibi hassas alanlarda faaliyet gösteren, Türkiyede’ki BDDK, SPK, TMSF gibi kuruluşların ABD’de ki muadili FED, SEC, FDIC’ın krize giden süreçte neler yaptıkları gerekli düzenleme, denetleme ve uyarı işlevlerini yerine getirip getirmedikleri tartışılmaktadır. Varlık fiyatlarındaki balonlara işaret eden ve kriz ya da resesyona gidildiğini ifade eden yorumların son yıllarda dile getirilmesi ve özellikle 2007 yılının ortalarından itibaren bağımsız yorumcuların tepkilerini daha sert ifade etmelerine karşın Eylül-2008 döneminde zirveye ulaşan krize yönelik olarak genelde kamu otoritesi özelde ise ilgili BİO’lar tarafından herhangi bir öncü girişimde bulunulmamıştır. FED’in politika faizlerini son dönemde piyasadan gelen çağrılara cevap olarak %6’lardan %0’a doğru indirmesi ise köklü bir reform niteliği taşımayan, reel etkiden uzak bir girişim olarak kalmıştır.

ABD ve Avrupa’da krize giden yolda BİO’ların, finansal yapının karmaşıklığına işaret eden, şu anda realize olan zararları ölçen ve muhtemel kayıplara önlemler getiren kamuoyuna yansıyan girişimlerinin bulunmaması bu kurumların oluşumuna ihtiyaç doğuran nedenleri ve başarısızlıklarının sebeplerini gündeme taşımıştır.

İktisat tarihi, ekonominin sadece özel sermaye/piyasa ya da devlet/kamu işletmeciliğinin faaliyet alanına terkedilmeyecek kadar hassas olduğunu göstermiştir. Yaşanan süreç sonunda, kar ve rekabet güdüsüyle hareket eden girişimcileri destekleyecek, denetleyecek ve bölgesel/sektörel sebeplerle duruma göre doğrudan müdahalelerde bulunacak bir devlet idaresine ihtiyaç duyulmuştur. Ancak bahse konu kamu idaresinin siyasi mekanizmanın olağan hiyerarşik yapısı dışında kalması ve yönetiminin ise hukuki çerçevesi net olarak çizilmiş şekilde, halkın tercihi sonucu iktidara gelen siyasilerin ve tüketici/üretici/girişimci/yargı temsilcilerinin buluştuğu bir koalisyon hüviyetini yansıtması gerekliliği üzerinde genelde bir mutabakat sağlanmıştır.

Bu mutabakat kamu idaresinin geleneksel yapısında bir değişimide beraberinde getirmiştir. Bu değişime verilen cevap BİO yapılanması olmuştur. Piyasa aksaklıklarının yaşandığı ve toplumsal yaşamda özel bir öneme sahip olan, özel girişim özgürlüğü, haberleşme, bilgi alma ve mülkiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerle doğrudan ilgileri bulunan iletişim, medya, rekabet, enerji, bankacılık ve finans sektörü gibi kamunun duyarlı alanlarının tam rekabet şartları içerisinde faaliyette bulunmaları, politikanın ve politikacıların etkisinden arındırılmaları amaçları ve belirli alanlarda uzmanlaşılarak daha hızlı hareket edilmesi ihtiyacı BİO’ların doğmasında rol oynayan başlıca nedenlerdendir.

Günümüzdeki BİO yapılanmaları siyasete bir alternatifmiş gibi sunulmakta, hesap verebilirlikleri ve bağımsızlıkları tartışılmaktadır. Parlementer sistemde, bütün idari birimlerin nihai amiri, halk tarafından seçilen ve siyasi kimliği olan kişilerdir. Böylece bu birimlerin yerine getirdiği idari faaliyet meşrulaştırılmış olmaktadır. Piyasa-kamu ekonomisinin vazgeçilmez şartları ve parlementer sistemin gerekleri bu kurumların fonksiyonlarını karmaşık hale getirmektedir. Kendilerini yaratan koşulların olumsuz izlerini bünyesinde taşıyan bu kurumların siyasi veya piyasa aktörlerinin baskılarından tamamen soyutlanamadıkları bir gerçektir.

Türkiye’de ekonominin hassas alanlarının siyasetin etkisinden arındırılması amacı bu kurumları doğuran bir faktörken, Türkiye’den farklı bir yapıya sahip olan ABD’de ise BİO’ların siyasetin etkisinden ziyade piyasanın etki alanına kaydığı düşünülmektedir. ABD’nin piyasayı herşeyin üzerinde gören kendine özgü yapısı ve kültürü zaman içerisinde olaylara ve gelişmelere piyasa gözlüğüyle bakılması sonucuna yol açmış ve bünyesinde olması gereken özgünlüğü kaybeden ABD’de ki BİO’lar piyasanın bakış açısına teslim olarak kendileri açısından hassasiyet taşıyan alanlarda risk ölçümünü yapmamış veya yapamamış, bazı kesimlerce dile getirilen uyarılara kayıtsız kalmıştır.

Piyasa ekonomisinin BİO’lar yoluyla kendisine uygun idari yapıyı oluşturarak siyasilerin konumunu sınırladığı ve bu kurumlar aracılığıyla kendi taleplerine uygun ekonomi politikası oluşturmaya çalıştığı yönünde görüşler bulunmaktadır.

Kendisinden istenen “<ı>amaç ve gereksinimleri” ideal olmasa dahi ideal seviyeye yakın bir düzeyde karşılaması beklenen BİO’ların siyaset ve piyasa arasındaki denge alanından diğer birisinin kontrol alanına kaymasının sonuçlarını ağır bir maliyetle bizlere gösteren en güzel örnekler yakın dönemde Türkiye’de yaşanan kriz ve halihazırda içerisinde bulunulan ABD merkezli küresel kriz deneyimleri olmuştur.

 
Toplam blog
: 28
: 1654
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

İstanbul'dan tarih, ekonomi, siyaset ve kültüre ilgi duyan, güzel bir dille ifade edilen, edebi v..