Poseidon- çok şaşırtmıştı. onlar bir çok yasağı delmişlerdi. şimdi hatırlamadığı ama çok kızdığı şey / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '16

 
Kategori
Öykü
 

Poseidon- çok şaşırtmıştı. onlar bir çok yasağı delmişlerdi. şimdi hatırlamadığı ama çok kızdığı şey

Poseidon- çok şaşırtmıştı. onlar bir çok yasağı delmişlerdi. şimdi hatırlamadığı ama çok kızdığı şey
 

POSEİDON - NAZAN ŞARA ŞATANA


Siz yaparsanız hayallerinizi kocaman

Kocaman kocamanlarında şaşkınlığında 

Olur mu olmaz mı nınn heyecanında

Hadi canımların ta içinde

Neticeyi de bilmeden

Olur mu olmazların telaşında Heyecana gerek yok

Abartmayalım bakalım ne hikaye anlatılmış 

*

Bir Rüya- Bir Masal- Bir Hikaye

Ya da siz neye yorarsanız

*

Çok şaşırmıştı. Onlar birçok yasağı delmişlerdi. Şimdi hatırlamadığı ama çok kızdığı şeyleri yapmışlardı. Nasıl olurda hatırlamazdı? Buraya onları cezalandırmaya hatta yok etmeye gelmemiş miydi?

“Sizin gücünüz nasıl bu kadar büyük olabilir. Ben yerleri gökleri birbirine karıştırırım. Yabamı sertçe vurduğumda kayalardan sular fışkırtırım. Ben dünyaya hükmederim.”

Sustu üçüne de bir süre baktı, devam etti.

“Sizi bilmiyorum. Sevgiyi anlamıyorum.”

Kadın onun gözlerinin içine bakıyordu. Bu kadar güzel bir kadını ilk defa istemediğini buna rağmen onu dinlemekten keyif aldığını da o zaman fark etti. O kadınları hiç böyle düşünmemişti. Kadınlar için sadece tek bir istek duyardı o da şimdiki duyduklarıyla alakası yoktu. Kadın,

“Siz sevgiyi nasıl olurda bilmezsiniz? Siz farklısınız asıl sizin bilmeniz gerekmez mi?”

''Gerekir mi?”

“Gerekir elbette, sizin çocuklarınız yok mu?''

“Var ama ben onları sevmem ki, Pegasus ile Chrysaor var Orion var başkaları da var. Ama ben onları görmem bile.”

Küçük kız,

“Sen onları sevmiyor musun?”

“Sevgi ne?”

Kadın erkeğinin ve çocuğunun elini tuttu.

“Sevgi bağlılık, sevgi yakın ilgi sevgi içsel duygu yani sevme duygusu.”

“Sevme duygusu.”

“Bilir misiniz yaşayan her şey sevginin ürünüdür. Çünkü sevmek yaşamaktır. İnanmaktır, güvenmektir, sevmek sevdiği olmaktır, sevmek paylaşmaktır, sevgide son olmaz, yaşadıkça sevgi çoğalır, bir olunur, birlikte yaşanılır. Sevmek bir çeşit kutsanmaktır. Sevmek aşkın kendisi olmaktır. Sevgi onun için ölümü göze almaktır.”

“Bunların hepsi bir kalp çarpması, bir duygu heyecanı için öylemi?”

“Değmez mi?”

“Değer mi?”

Düşündü. Belki de ilk defa, sevindi belki de ilk defa, gülümsedi yüreği ile birleşerek bu hayatında yaptığı ilk dediği en büyük güzellikti.

“Siz bana karşı gelmiştiniz?”

“Ne yaparak?”

“Sizin duygularınız benim gücümü azaltmıştı?”

“Bu kötü müydü?”

Evin babası sormuştu bu defa Poseiodon’a,

Adama baktı, korkmuyordu, gözlerine baktı mutluydu.

“Mutluluk neydi?”

“Mutluluk bu halin “dedi adam,

“Mutluluk kinlerden arınman, mutluluk sevinç, mutluluk yürek... Bütün bunlar vicdanı güçlendirir. O zaman kötülüklere ‘yapma’ – ‘olmaz’ der.”

Adam sustu, karşısındakinin gözlerine bakarken yürekliydi, doğruydu hiç korkmuyordu. Neden korksundu. O güçlü biriydi oysa karşısında gücüyle tanınan tanrı dediği güçlü biri vardı. O’na neydi?

“Sizin büyük olmanız, kendinizi tanrı olarak adlandırmanız kimin umurunda?

Siz vicdanı bilmedikten sonra,

Siz mutluluğu tatmadıktan hele de sevgi den yoksun olduğunuz sürece,

Bir dilim ekmeğin lezzetinden de,

Evladınızın tutuğunuz elinin sıcaklığından d,

Sevgiliniz gözlerinin içindeki size bakarken yanan aşk ateşinden de,

Komşunuzun tok yatan kapı köpeğinden de,

Selamlaşmadan hayır duaları aldığınız etrafınızdakilerden de haberiniz olmaz.

Siz paylaşmayı bilmezsiniz. Paylaşmak sevginin gerektirdiğidir.

Acımayı bilmezsiniz acımak vicdanı olanlara yakışır. Büyüklük sizin gibi Olympos’ta tanrıyım diye gezen halktan haberi olmayan sahte isimlerle dolaşan yeri göğü sarsanlarla olmaz.

Biz sevginin bize artmağını olan huzurla yaşıyoruz.

Biz sabah doğan güneşe de şükür ediyoruz, akşam karanlıklara dönen dünyamıza da…

Biz tabiatı sorgulamıyoruz üstelik vicdanımız ve sevgimiz dağı taşı, denizi, ağaçları, çiçekleri, hayvanları ve birbirimizi kollamamız gerektiğini, acıtmamamızın da şart olduğunu biliyoruz.

Biz çok insan tek yürek halinde sizin gibi devleri işte böyle mağlup ediyoruz.

Bir gülümseme, bir tüten baca, bir ilim ekmek birkaç zeytin işte bütün mesele burada.

Biz birbirimize merhaba diyebiliyorsak gülümseyerek altın saraya ihtiyacımız yok,

Biz nasılsınız diye birbirimizin hatırını soruyorsak inan ki altın arabalara, at sürülerine yeri göğü yakan asalara da ihtiyacımız yok.

Biz mutluyuz çünkü biz sevmeyi biliyoruz.

Elbette kendimizi de seviyoruz ama ettiği kadarıyla başkalarına duyduğumuzdan fazla değil.

O zaman eşitlik oluyor, o zaman kavga olmuyor.

O zaman çocuklar gülüyor.

Poseidon küçük kıza baktı.

Küçük kız gülüyordu.

Nazan Şara Şatana

 
Toplam blog
: 1731
: 4678
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....