- Kategori
- Güncel
Protokol ve tutanaklar (içeriğini bilmeye hakkımız yok mu?)
Bir kere bu ülkede “savaş” varmış gibi “barıştan” bahsetmek bana çok garip geliyor. Bu ülke hangi Ulus hangi devletle savaşıyor birinin bunu açıklaması gerekmiyor mu? Ya da şu soruya adam gibi cevap verilmesi gerekmiyor mu?
“PKK örgütü eli kanlı bir terör gurubu mudur yoksa devlet midir?”
Şimdi size bütün gazetelerde yayınlanan bir haberi hiçbir katkı yapmadan aynen aktarıyorum;
“PKK’lı ’Baver Dersim’ kod adlı Süleyman Şahin, aylardır ellerinde tuttukları kamu görevlilerini koşulsuz teslim edeceklerini, ellerinde başka resmi görevli bulunmadığını söyledi. Bununla çözüm sürecine katkı yaptıklarını söyleyen PKK’lı Şahin, konuşmasında şunları söyledi:
-Buraya gelen heyete kamu görevlilerine sağ salim teslim ediyoruz. Sayın Öcalan’ın çağrısı ve KCK’ nın talimatıyla bu kişileri şartsız bir şekilde heyete teslim edeceğiz.
Bizim bunları tutuklamamız, bu ülkede yaşanan savaş gerçeğinin sonucudur. Bunlara burada hiç bir kötü muamele yapılmadı. Sağlık ve güvenlikleri ön plandı tutuldu. Bir protokol imzalayarak heyete teslim edeceğiz. Bunları serbest bırakmamızın demokratik çözüm sürecine katkı sunacağını umuyorum. Türkiye halkı buna değer biçmelidir. Bu 8 kişinin dışında bizim elimizde herhangi bir resmi görevli yoktur.
***
Televizyonlarda tartışmaları izliyorum koca koca adamlar, adının önünde profesör akademisyen bakan gazeteci milletvekili yazanlar maalesef konuyu ve hiçbir sansüre gerek bile duymadan yayınlanan teslim anlarını PKK nın propagandası olarak algılayıp bunun üzerinde yorum yapmaları gerçekten utanç verici.
Adamlar rahat rahat bir masa kurmuş arkalarına sözüm ona bir bayrak asmış kaçırdıkları insanları da koyun dizer gibi dizmiş sırıtarak poz veriyorlar. Bunun adı propaganda falan değil Türkiye Cumhuriyetine Türk Silahlı Kuvvetlerine resmen kafa tutmak, “Türk halkıyla” alay etmektir beyler bayanlar. PKK neyin propagandasını yapacak katil olduklarının hayvanca saldırdıklarının kaçakçılıkla uyuşturucu, silah ve insan ticareti yaptıklarını mı? Mısırdaki sağır sultan bile biliyor biz mi bilmiyoruz acaba?
Bir kere şunu kesinlikle söylüyorum ki bu “barış süreci” hikâyeleri ile serbest bırakılan kamu görevlileri özgürlüklerine kavuşmuşlardır belki ama bilinmelidir ki onların özgürlüğü sayesinde bu ülkede milyonlarca aile ve genç bu teslimiyette tutuklanmıştır.
***
Haberin içinde bir kelime var kara harflerle aldım onu. (Bir protokol) Kaçırdıklarını bir protokol ile teslim edeceklermiş. Ve öğreniyoruz ki tutanak veya protokol düzenlenmiş imza karşılığında teslim edilmişler. Teslim eden kim PKK teslim alan kim PKK yandaşı…
Şimdiye kadar takip ettim hiç kimse, adı geçen ve imzalanan tutanak ya da protokol belgelerinin içinde neler yazıyor mutlaka bir şartı/şartları vardır, hangi şartları içeriyor ve imza edenler neyi taahhüt ediyorlar, diye sormadı ve hala da sormuyor. Bu protokol veya tutanaklarda ne yazıyor bilen var mı?
Vermeden almak Allah’a mahsustur. İktidar ve iktidarın yandaşları diyor ki İmralı Canisinin tabi onlar İmralı canisi demiyor Sayın Öcalan diyorlar, affedilmesi ev hapsi ya da bir başka siyasi kazanım edinmesi mümkün değildir.
Şimdi sizin aklınıza gelmiyor mu; İnsan kanından ve canından beslenen eli silahlı gözü dönmüş bu örgütün ve terörist başının hiçbir şey talep etmeden bu insanları teslim etmesi ya da iktidarın deyişi ile “barış sürecinin” PKK örgütüne çıkar temin etmeden netice bağlaması mümkün müdür? O halde iktidarın açıklamadığı ve PKK nın ve Öcalan’ın yararına olacak şeyler nedir bilmek hepimizin hakkı değil mi? Almadan verecek bir yapıda olsalar bugüne kadar on binlerce evladımızı neden şehit ettiler Kürt halkını sömürdüler, bir çıkarları yoksa beklentileri yoksa ellerinde silah ve bombalarla hala dağlarda geziyorlar?
***
Derler ya “şeytan azapta gerek” diye aynen katılıyorum belki kuşku duyup rahatsız oluyorum ama hem iktidar hem PKK yandaşları partililer maalesef gerçekleri açıklamıyorsa ve bu ülke halkından ileride çok büyük sorunlar yaratacak anlaşmaların içeriğini paylaşmıyorlarsa suç benim değildir.
Eğer bu ülke halkı “gerçekten” vatandaş olsaydı anında tepki gösterse ne yapıyorsunuz diye hesap sorabilseydi bugün bu insanlar bu kadar cüretkâr olamazlardı. Onların yüzü gülüyor kafaları dik gerçek vatandaşların vatanseverlerin milliyetçilerin başı öne düşmüş yüzleri ise asık ve mutsuzlar…
Şimdi askerlikte boşa geçen iki yılıma benden sonra ileride asker olacak oğlumun boşa geçecek zamanına, bu ülkede dağa çıkmadığıma, büyükşehirlerde gecekondu sahibi olmadığıma arsa işgal etmediğime, vatan sağ olsun deyip tıpış tıpış vergi verdiğime hem bin pişmanım hem de çok üzülüyorum…
Dikkat edin benim gibi yapanlar varla yok arasında sıkıntı içinde sorunlarla boğuşarak yaşıyorlar aksini yapanlar ise beyler krallar gibi yaşıyor “…..yle ceviz kırıyorlar…”
Her şeye rağmen umudumu hiç yitirmek istemiyorum ve inanıyorum ki bu ülkenin “gerçek sahipleri” kafalarını bir gün mutlaka kaldıracak gözlerini ve kulaklarını açacaktır…
Hayırlı Cumalar efendim…
Erdoğan ÖZGENÇ