​ Pusuda bir devlet ve cemaat… / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '12

 
Kategori
Güncel
 

Pusuda bir devlet ve cemaat…

Pusuda bir devlet ve cemaat…
 

Pusuda bir devlet ve cemaat…

Yıllardır ülkemizde bir fişleme muhabbeti gidiyor. Zaman zaman eskiden onlar fişliyordu sıra bizde diyen yönetim kadrosu elemanlarına bile rastladık. Bunlardan en ilginci ise cemaat ile ilgili olanlardı. Hala bile sorduğunuzda cemaat diye bir şeyin olmadığına, devlet yönetiminde illegal bir güce sahip böyle bir örgütün olmadığına yemin edebilirler.

Oysa bu iletişim çağında isteseniz de istemeseniz de bilgileri fazla salkıyamıyorsunuz. Hanefi Avcı bu fişlemelerle ilgili kayıtları savcılığa verdiğini ifade etmiş ama o kayıtlar yok sayılmıştı. Buharlaşmıştı.

Ahmet Şık, yeni kitabı Pusu’da açıklıyor. İlgi ile okunacak bir kitap.

““Bizi bilir sever ama eşi de polis olduğu için vakit bulamadığını söyleyerek kaytarır”, “Müspet bir arkadaş geç tanışıldı yakın takiple samimiyet kurulursa kazanılabilir”, “Bizi bilir programlarımıza katıldı. Samimi, ev ziyareti yapılsın”, “Derslerimize katılır. Dergi yok, himmet yok, namazı düzensiz kılar”, “Tedbirli yaklaşılsın”, “Cuma namazı kılar”, “Erken haber verildiğinde programları aksatmaz. Kitap okumayı sever. İyi takiple mesafe kateder”, “Dergi, 10 YTL himmeti var. Namaz kılar, dersleri takip eder. Görev almaktan kaçınır. Yakın takip ile kolay seviye alır”, “Arkadaş çevresi çok kötü, alışkanlıkları çok fazla.” Gibi birçok fişlemelerle emniyetten kimlerin nasıl ele geçirilip kullanıldığını anlatmış.

“Şık, kitabına neden ‘Pusu’ adını verdiğini de şöyle anlatıyor: “...düşüncelerimi bölük pörçük notlar halinde yazarken başımdan geçenleri anlatacak en uygun sözcüğün ‘pusu’ olduğuna karar verdim. Bir devlet fitnesi, bir devlet pususuydu bu. Kitaba bu adı vermemde usta kalem Çetin Altan’ın zaman zaman yazılarında vurguladığı gibi bu ülke topraklarında düello değil pusu kültürünün egemen olması da etkili oldu. Nedenini açıklamayı da ona bırakıyorum o halde: ‘Aristokrasinin egemen olduğu dönemlerde; şeref de şerefsizlik de nutuklarla değil eylemlerle kanıtlanır. Örneğin bir düello davetinde, davetten kaçan şerefsiz sayılırdı… Türkiye’de hiçbir zaman bir düello geleneği olmadı; bizim kültürümüzde, sadece pusu geleneği vardı…’ ” (sayfa 13)

Okuma özürlü olanlara bir diyeceğim yok. Ancak okumayı sevenlere iyi okumalar…

İzmir 2012-07-05

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..