​ Radyo, Televizyon ve İnternetin ilişkilerimize etkisi / Teknoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '12

 
Kategori
Teknoloji
 

Radyo, Televizyon ve İnternetin ilişkilerimize etkisi

Radyo, Televizyon ve İnternetin ilişkilerimize etkisi
 

Radyo dinlerken herkes beraberdi faklı işler yaparkende dinleyebiliyor ve hep beraber olabiliyordunuz...


Radyo, 1940'tan 1980'e kadar Türkiye'de halkın hizmetinde bulunan temiz masum bir aygıttı. Herkes onun basında toplanıp akşam saatlerinde haberleri dinledikten sonra "radyo tiyatrosu" ve "arkası yarın" gibi muhteşem eserlerin radyoya uyarlanmış halini heycanla dinliyor, radyo ile gelen bir romantizm, ambiyans evin içine yansıyordu. Radyo eğitiyor ve sevgiyi bölmüyordu, arttırıyordu...

(Bir radyo nostaljisi için tüm Rus edebiyatının merkezindeki ünlü eseri "Palto"yu tiyatroya uyarlanmış şekilde dinleyiniz http://www.4shared.com/audio/IKp_GZd1/Radyo_Tiyatrosu_-_Palto_Gogol.html )

Sanatçıların sesleri evin duvarlarına saatin tiktaklarıyla beraber siniyor ve benim gibi yaşı 40'ın üzerindeki insanlara anı üretiyordu.

Radyo insan ilişkilerine asla zarar vermedi, paylaşıma katkıda bulundu.

Sonra Televizyon geldi, tek kanallı dönemlerde insanlar akraba ve komşularına gitmek yerine evde oturup dizisini  eyretmek istedi. Dallas'ın öpüşme ve yatak sahneleri buna alışık olmayan toplumumuzda utanç doğurdu ( 34. ve 35. Dk sahnelerini insanlar beraber seyretmye zamanla alıştılar - Dallasın bir bölümü  http://www.putlocker.com/file/68192C3A318A87B2#   34. dk ya getirin ).

1980'e kadar ki dizilerde buna dikkat edilirdi. 1980'in muhafazakar darbesi toplumun ilk yozlaşma hareketini Dallas'la başlattı.

1990lı yıllarda kanal ve dizi çoğaldıkça akraba ziyaretleri iyice bitti.

2000li yıllarda ise Televizyonun yıktığı akrabalık ilişkilerine bu sefer de ailenin içine giren ve herkesin bir elinde laptopla köşesine çekildiği ve ailenin fertlerinin birbirinin yüzünü Facebook'tan görmeye başladığı dönemler başladı.

İnternette herkes kendi dalgasına bakmaya başladı.

İnternetin bir özelliği daha vardı, internet bir birikimi olup da ne aradığını bilenler için mükemmel bir bilgi ortamı sundu.

Fakat yeni nesil okadar boştu ki ne aradığını bilmediği için internetin sunduğu olanakları asla göremediler.

Ne arayacağını bilen yaşı 50-60 üstü emekli bilge insanlar interneti bırakın mouse, desktop, flash bellek ne demek bilmiyordu bile. 2008 yılında yılbaşında dayılarımdan biri flash belleği düdük sanıp üflemiş ötmeyincede kızmıştı. Sanırım bu durumu iyice açıklıyor.

Bununla beraber genelde yaşı 35-45 arası olan eğitimli kesim kesinlikle çok daha şanslı zira ne aradığını bilerek interneti son derece verimli kullanabilmektedirler..

Fakat bir gerçek var ki teknoloji ilerledikçe yakındakiler uzaklaşıyor ve uzaktakiler gittikçe yaklaşıyor. Dünyanın en büyük dahisi ve mucidi Nikola Tesla'nın ışınlanma teorisi de gerçek olursa ve insan aynı anda bir kaç mekanda olmaya başlarsa o zaman işler arap saçına mı döner yoksa düzelir mi bunu da zaman gösterecek sanıyorum.

 
Toplam blog
: 722
: 3757
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..