​ Rakamlar önemlidir : 1-3 / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '07

 
Kategori
Futbol
 

Rakamlar önemlidir : 1-3

Rakamlar önemlidir : 1-3
 

Gelin Gençlerbirliği-Galatasaray maçı analizinde bir değişiklik yapalım ve en sonda söylememiz gerekeni peşinen yazalım: Haftalardır tek santraforlu taktikleri benimseyen Galatasaray uzun aradan sonra Necati ve Ümit Karan’la ileri ucu çiftleyince 3 puanı da kolay aldı. Şampiyonluk yarışından büyük ölçüde kopan, Türkiye Kupasından elenen Galatasaray’ın ortaya koyduğu rahat oyunu ve üç gollü galibiyeti ironik mi bulursunuz yoksa lirik mi orası size kalmış ancak “Her işte bir hayır vardır.” deyişini bu maça dair akıl notlarına tüm Galatasaraylıların yazmaları gerekiyor. Geçen hafta gördüğü kart yüzünden Adnan Polat tarafından taraftar mahkemesinde takıma ihanet etmekten yargılanan İliç, görünen o ki Eric Gerets’in 4–4–2 taktiğini hatırlamasına vesile olmuş.

Türk spor basınında “usta kalem” tabir edilen birçok yazarımızdan duymuşsunuzdur. “Taktik tahtasındaki rakamların önemi yoktur, önemli olan maçı kazanma azmi ve hırsıdır.” diye... Bu gibi yorumların “hırs” ve “kazanma azmi” noktalarına her zaman katılıyor olmakla birlikte, taktik tahtasının da en az onlar kadar önem arz ettiğini düşünenlerdenim. Gençlerbirliği – Galatasaray maçı keskin çizgilerle göstermiştir ki, dünya futbolunda “taktik formasyonların” durmaksızın gelişimi tesadüflere bağlı bir devinim değil. Bir takım usta kalemlerin “Ha 3–5–8 oynamışsın ha 3–5–2. Rakamlarla olacak işler değil bunlar.” mealindeki temcit pilavı yorumlarına bakmayın siz. O isimlerle birlikte geçmişte kalsaydık takımlarımız belki de WM taktiğinin kitabını yazacaklardı şimdi. Ne dersiniz?
Tüm dünyada klasik 10 numaraların, teknik direktörlerin başına “tatlı belalar” olarak kalmaya başladığı bir futbol dönemindeyiz. Dörtlü defansın önüne ön libero tabir edilen oyuncuları yerleştirmeyi kafanıza koyduysanız bir kere, hele bir de çakılı oynatıyorsanız çapalarınızı, o dakikadan sonra 10 numaranıza yer aramaya başlayabilirsiniz. Tıpkı Beşiktaş teknik direktörü Jean Tigana’nın elindeki iki 10 numaraya zorlama mevkiler bulması gibi... Çözüm için ya çift santrafordan feragat edip, tek santrafor arkası üçlü oynatacaksınız (4–2–3–1) ya sevimli 10 numaranız ve santraforunuz ileride yalnızları oynayacaklar (4–4–1–1) ya da maestrolar farklı görevlerle (örneğin kanat oyuncusu yada çapa) sahaya çıkmaya razı olacaklar. İşte Galatasaray’ı sezon başından bu yana kilitleyen çok bilinmeyenli denklem. Kadrosundaki forvetlerin bolluğuna ve İliç’in varlığına aldanarak çoğu zaman tek santraforlu düzenlerle sezonu geçiren Galatasaray’ın bu sezonki düşüşünde pek çok faktör etkili olabilir. Ancak geçen sezonun neredeyse tamamını 4–1–3–2 ile geçiren sarı-kırmızılıların performans kaybında bu sezon tek santraforlu düzenin de payı olduğunun görülmesi gerekiyor.

Gençlerbirliği karşısında sahaya 4-4-2 düzeninde yayılan Galatasaray, defans bloğunu Sabri-Emre-Tomas-Orhan dan oluşturmuş, dört kişilik orta sahayı ise sağda Hasan Şaş, solda Ayhan ortada Cihan ve İnamoto’dan kurmuştu. İleri uçtaki Necati-Ümit Karan ikilisi ile hücum zenginliği bariz şekilde artan sarı-kırmızılılar oyunun her dakikasında rakibinden üstün olan taraftı. Skorla orantılı bir biçimde 3puanı hak eden bir futbol ortaya koyan Gerets’in talebeleri üç puanı rahat kazandılar.

Her ne kadar Gençlerbirliği golü bulduktan sonra bir beş dakika tempo yapmaya çalıştıysa da, gören gözler için maç iki 90 dakika daha oynansa Gençlerbirliği’nin Galatasaray’dan puan alması bir çeşit hayaldi. Özellikle orta sahada top dağıtacak bir playmaker’ın eksikliğini fazlasıyla hisseden Ankara ekibinde İlhan Cavcav’ın yeni transfer dönemindeki ilk işi bu eksikliği gidermeye yönelik arayışlar olmalı. Geçmiş dönemlerdeki transfer formu son iki sezondur düşen Cavcav, birkaç rötuşla ve Mesut Bakkal önderliğinde bu takımı çok daha başarılı noktalara taşıyabilir.

Analizimizin sonunda iki noktaya kısaca değinelim. Birincisi kırmızı görmüş boğalar gibi futbol oynama huyunu bir kenara bırakan Hasan Şaş’ın Galatasaray için ne kadar önemli ve gerekli bir görev üstlendiği. İkincisi ise hakem Cem Deda’nın penaltı kararı... Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu penaltının verilip verilmemesi maçın sonucuna hiçbir şekilde etki edemezdi çünkü Gençlerbirliği’nin bu futbolu ile Galatasaray’dan puan alması mümkün değildi. Ancak şampiyonluk yolunda ve düşme potasında mücadelenin giderek kızıştığı bir dönemde MHK’nın Cem Deda gibi hakemlerin formda olmasına ihtiyaç duyacağı açık!
 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..