- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Ramazan ayında beslenme

Toplumsal hayatımızda önemli bir yer teşkil eden Ramazan ayında, gün içerisinde yemek yenilemediği için sahur ve iftar yemeklerine ayrı bir özen gösterilmektedir Sahur normal kahvaltıdan, iftar ise akşam yemeğinden daha zengin bir şekilde hazırlanmaktadır. Bu nedenle Ramazan ayı ile birlikte beslenme alışkanlıklarında da değişiklikler meydana gelmektedir Aslında değerlendirilecek olursa günlük yaşantıdan tek farkı yeme ihtiyacının sadece gün batımından sonra olmasıdır. Öğün aralarının gündüzde olduğu gibi ayarlanması sağlık açısından çok önemli yer tutmaktadır. Ramazan ayına özgü tüketilen hamurlu tatlılar, pideler, börekler ve yüksek kalorili besinlerin tüketiminin artmasına bağlı olarak ister istemez bazı mide şikâyetleri de ortaya çıkmaktadır. Bu neden ile iftar ve söhür arasında mutlaka bir öğün daha oluşturmak gereklidir
İftar yemeğinde mümkün olduğunca aşırı yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı, niyet ılık bir çorba, hurma, hoşaf türleri ile açılarak aşırı su içmeye yönlenilmemeli az ve sık sık içilmelidir. İftarda mutlaka ara verilmeli kısa aralıklarla yemeye devam edilmelidir. Yiyecekler iyice çiğnenmeli ve ağızda kurutulmadan yutulmalıdır. Böylelikle mideye ve kalbe baskı azaltılmış olacaktır. Söhüre mutlaka kalkılmalı atlatılmamalıdır. Çünkü 12 saat olan gündüz açlık süresini 18 saate çıkarmakla birlikte mide asidinin aşırı salgılanmasına sebep vererek mide rahatsızlıklarına zemin hazırlanmış olunacaktır.
Ramazan ayında en sık karşılaşılan sorunlar, kan şekerinin ve tansiyonun ani yükselmesi, mide asidinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlanan Reflü ile kabızlıktır. Reflüyü önlemek için kahve, kakao, çikolata gibi aşırı kafein alımından kaçınmak, yağlı yiyeceklerden uzak durmak ve yemeği yer yemez yatmamak gerekir. Bunun dışında kabızlık problemi çekenler için posalı besinlerin daha fazla tüketilmesi yararlı olacaktır. Bunun için de meyve ve sebze tüketiminde özen gösterilmeli ve sofralardan eksik edilmemelidir. Ekmek olarak tam buğday veya çavdar ekmeğinin kullanılması sindirim açısından gereklidir.
Halk arasında oruç bazen zayıflamak için bir alternatif olarak değerlendirilir. Fakat bu yanlış bir düşünce ve izlenimdir. Gün boyu aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmakta, bu da Ramazan ayının özellikle ikinci yarısından itibaren zayıflamayı zorlaştırmaktadır. İşte bu nedenle Ramazan ayı boyunca öğün sıklığını artırmak amaçlanmalıdır. Ayrıca gün boyunca vücut susuz kalacağı için bol bol su tüketilmeli, mümkün olduğu kadar ağır yemeklerden, kızartmalardan kaçınılmalı. Yemek sonrası yenilecek tatlıların hamur işi olmamasına ve kızartılmadan yapılmasına özen gösterilmeli, sütlü tatlılar tercih edilmeli. Ramazan ayının simgesi haline gelen güllaç, sütlaç, ve benzerleri. uygun tatlı olarak kabul görmekle birlikte, tüketim miktarına da önem vermek gerekir.
Ramazan ayındaki bu ibadet ile Vücudun 11 ay boyunca aşırı çalışması ve yorulması na karşı düzenli bir beslenme alışkanlığı ile vücudun kendi kendini onarması, yenilemesi ve toksin maddelerden kendini arındırmasına yardımcı olunduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.
Sağlığınızın ve sofranızın daim olması dileklerimle.
Şakir Hakan GÜKŞEN
Sağlık Memuru
17, 09, 2007