- Kategori
- Futbol
Ramires Santos do Nascimento - CRUZEİRO

Brezilya futbolunun son yıllardaki en üretken kulüplerinden biri kuşkusuz Cruzeiro. Guilherme’nin 5 milyon euro karşılığında Dynamo Kiew’e transferinden sonra, bünyesinde ihraca hazır halde bulundurduğu Wagner, Thiago Helleno, Fabricio, Kleber gibi diğer kalbur üstü oyuncular lacivert-beyazlıların önümüzdeki dönemde para kaynağını oluşturacak. Ve tabi ki takımın en pahallı yıldızı Ramires…
Ramires Santos do Nascimento, teknik koordinatör Sergio Moura’nın referansıyla 2007 Nisan’ında Joinville takımından 300.000 euroluk bir maliyetle, %30’luk transfer payı bırakılarak transfer edildi. “Box-to-box” tanımlamasının içini doldurabilecek tipte oyun karakteri, ayrıcalıklı futbol tekniği, bir santrforun sezgisel yeteneğine ve gol vuruşlarındaki becerisine sahip oluşu, hırsı ve inatçı futbol kişiliği Ramires’i modern futbolun aranan tipte orta alan oyuncusu yapacak. İlk bakışta göze çarpan zayıf ve çelimsiz fizyolojik yapısı, görev bölgesini domine edişiyle ve oyundaki ağırlığıyla ortadan kayboluyor. Pas becerisi ve zekası oyunun insiyatifini kolaylıkla ele geçirmesini sağlıyor. Tarzına uygun karakterli futbolcularla birlikte mükemmel bir pas akışı ortaya çıkartıyor.
Rio de Janeiro’lu genç 2007 Mayıs’ında Fluminense ile oynanan maçta ilk kez formasını giydi Cruzeiro takımının ve 77 dakika sahada kaldı. 2007 sezonu boyunca forma şansı bulduğu 32 lig maçının 27’sinde 90 dakika boyunca oyunda kalmayı başaran Ramires sezonu 3 gol, 4 asistlik skor performansıyla kapattı. Bu durum, bir orta alan oyuncusu için göz alıcı bir performansmış gibi gözükmese de, yaşı göz önünde bulundurulduğunda ümit verici bir tabloya dönüşecekti.
2008 sezonu tahmin edildiği ölçüde çok daha parlak geçti Ramires’in. Forma giydiği 25 maçın 22’sinde 90 dakika boyunca sahada kaldı. Olgunlaşmaya başlayan oyunu, ve 6 gol 3 asistlik performansıyla bir önceki sezonun önüne geçti.
Marco Aurelio’nun Türkiye’ye ilk geldiği dönemi(2003) hatırlayanlar, Ramires’in fizyolojik yapısının ve oyun stilinin O’na fazlasıyla benzediğini görebilirler. Kıvraklığı, hücuma çıkışlarındaki etkinliğini, sağ kanada ve gol bölgesine inişlerini, adam eksiltmedeki becerisini, kısa ve basit pas tercihlerini… Kimbilir belki de gelecek yıllar Ramires’in de tıpkı Marco gibi defansif özelliklerini ön plana çıkartmasına ve savunmanın önüne çekilerek değişmez bir “çapa” modeline gelmesine tanık olacaktır.