- Kategori
- Güncel
Referandumda hayır demek siyasi bağnazlık değildir

Anayasa paketine “hayır” diyenlerin “tek bir mantıklı açıklamaları yok” söyleminde bulunanların karşısına çıkıp, “evet “ diyenlerin de “tek bir mantıklı açıklamaları yok” desek yanlış mı yapmış oluruz?
Bence hayır.
Doğrusu ise,
“Evet” diyenlerin de “hayır” diyenlerin de yeterince gerekçeleri vardır.
Ancak “hayır” diyenleri “siyasi bağnazlık” la suçlamak aymazlıktan öte bir şey değildir. Ve olaylara “sanal gözlükle” bakmak anlamına gelir. Diğeri de çıkıp “evet” diyenleri “siyasi bağnazlıkla” suçlayabilir.
CHP’yi statüküluculukla suçlayanlar da öncelikle kendi durumlarına baksınlar ve yandaşlıklarının gerekçesini topluma anlatsınlar. CHP statükocu değildir. Ruhunda ve geçmişinde devrimcilik geleneği olan bir partinin statükocu olma olasılığı var mıdır?
Atatürkçü kesimi toplumun değişim isteğine ayak uyduramamakla itham edenlerin “Kemalist” düşünceden ne anladıklarını sormak bile gereksiz bence. İnsanlar başkalarının ağzı ile değil kendi beyinleri ile düşündüklerinde gerçeği eminim ki göreceklerdir.
Yaşamak ve doğal ihtiyaçlarımızı karşılamak, geleceğimize aydınlık ve çağdaş hukuk normları çerçevesinde şekil vermek için yaşamdan kesitleri iyi irdelemeliyiz ve başkalarının ağzı ile değil kendi beynimiz ile düşünmenin önemini kavramalıyız.
Anayasa referandumuna “hayır” diyenleri mantıksızlıkla suçlayanlar acaba toplumun duyarlı olduğu konularda neden tek satır yazma cesaretini kendilerinde bulamazlar?
Örneğin toplumun çoğunluğu neden mutsuz bir yaşam sürdürmektedir?
Toplumda neden genel bir mutsuzluk hâkimdir?
İşsiz ve yoksul insanların yaşam şartlarından bir ilerlemenin olduğunu söyleyebilir miyiz?
Çocuğuna süt alamayan, çöp konteynırlarında yiyecek arayan, kirasını ödeyemeyen insanların yaşam koşullarını biliyor muyuz?
Siz elma şekeri isteyipte alamayan bir çocuğa rastladınız mı?
Sosyal devlet ilkesi yürürlükte olmasına rağmen köprü altında yaşayan ve sokaklarda dilenen insanların durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Belediyelerin dağıttığı gıda ve kömür yardımını alırken alnında boncuk boncuk ter akıtan insanların varlığına şahit oldunuz mu?
Sosyal yaşamı konu alan gerçekleri dile getirmek aklınıza geliyor mu?
Siz hiç elinize Pazar arabasını alıp semt pazarlarına çıkıp alışveriş yapan yoksulun arasına karıştınız mı?
Yoksa siz servisi olan devasa AVM’leri mi tercih ediyorsunuz?
Yoksa siz döner koltuğunuzda otururken sanal ortamda okuduklarınızın gerçek yaşamı dile getirdiğinden emin bir şekilde sigara bulutu üzerinizde asılı iken mi yazmayı ve düşünmeyi seviyorsunuz?
Kamu malları yıllardır özelleştiriliyor. Özelleştirilen işletmelerde çalışan binlerce insan işsiz kalıp evine bir lokma ekmek götürememenin çaresizliğini yaşıyor. Kimisi intihar ediyor. Kimisi bankalara borçlanıyor.
Borcunu ödeyemeyen ana babalar çocuklarını yalnız bırakıp hapishaneye düşüyor. Oğullarının kızlarının eğitimlerine yeterince kaynak ayıramıyor, varlıklı aile çocuklarının gittiği dershanelere çocuklarını gönderemiyorlar.
Gönderenlerin bir kısmı dershane borcunu ödeyemeyince hapishaneye düşüyor geride kalan çocukları intiharı seçiyor.
Esnafa sorarsan siftah yapmadan kepenk kapatanlar durumlarından şikâyetçiler. Kredi kartı borçluları milyonları bulmuş durumda. İnsanların durup dururken kredi kartına aşırı borçlanmalarının mantıklı bir açıklaması olabilir mi?
Ülke toprakları yabancılara neden satılıyor?
Yabancı maden şirketlerinin altın arama bahanesi ile ağaç ve doğa katliamı yaptıkları dile getiriliyor.
HES’ler ile özgür akan dereler borulara hapsedilip denize ulaştırılmaya çalışılıyor. Tarihi ve kültürel değerler balçıkla kapatılıyor. Sular altında bırakılıyor.
Benzeri yüzlerce binlerce olay.
Yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrı tutulmasının önemi söz konusudur. Aksi durumda yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanır. Kuvvetler ayrılığının tercih edilmesi gerektiği konusunda hukukçular hemfikirdir.
Referandumla yapılan değişiklikte HSYK üye sayısının artırılmasına rağmen, HSYK bünyesinde Adalet Bakanı ve müsteşarının kalmaya devam etmesi kuvvetler ayrılığına uygun mudur?
Referandumda yüzde seksen beş oranında “hayır” diyen insanları siyasi bağnazlıkla suçlayan ve kimi yazılarınızda toplumun belli kesimini oluşturan ve sayıları milyonları bulan bir grubu “yanaşma” diyerek öteleyen yaklaşımınız yerine bu konulara yoğunlaşsanız nasıl olur?
“Yanaşma” olarak ötelediğiniz insanlar bu ülkenin ve Cumhuriyetin çimentosudur.
İnsanları öteleme gibi bir düşünceleri olmadığı gibi başkalarına “yanaşma” diyecek kadar da kendinden geçmemekte mantıklı düşünmekteler.
Unutmamak gerekir ki:
Karaburun’da kara yobazlar, gencecik bir kızın üzerine, üstelik karıları ve çocukları ile çullanıp “bikini giyen pislikleri” istemiyoruz diye saldırdılar.
“Kadınla erkeğin dans etmesi, oynaması haramdır” fetvasını verdiler.
Sapanca’da Türkiye Büyükler Kürek Şampiyonası’na katılan Ankara Üniversiteli milli sporcular, şort giydikleri için ilçe merkezinde “saldırıya “uğradı.
Türk toplumunun Osmanlı’dan bu yana “batılılaşma” çabaları biline biline “Türk toplumuna travma yaşatıldı. Bir gece içinde kıyafetlerini ve dillerini değiştirmeleri istendi…” dendi.
Kadınları çalışma hayatından çekip almanın, eve kapatmanın derdindeler.
Ve bunu, İslam toplumlarında geri kalmışlığın sebeplerinden bir olan kadının ikinci plana itilip, eve hapsedilmesi olduğunu görmezden gelerek yapmaktalar.
Emperyalizme karşı verilen mücadelede kadının rolünü unutarak yapmaktalar.
Kimi tali sorunları en önemli “kültür sorunu” belirleyip, çıkmaz sokakta paslandırarak, ambalajlayıp paketleyerek yapmaktalar.
Cüppelisi cüppesizi ülkenin spor salonlarında, stadyumlarında vaaz vermekte, düşünceyi ve çağdaşlaşmayı başkalarına teslim etmiş beyinler, ülkeye giderek egemen olmakta.
Demokrasi ve batılılaşma yerine “Humeyni’yi daha çok seviyorum” söylemi ile güneşin battığı yere sırtımızı dönmekteyiz.
Kimi kalemşorlar “Mütareke Basını ve Saz Arkadaşlarının “ yıllar öncesi yaptıklarını yapmakta, ellerini ağırdan çalan “Çingene” müziğine uygun hareket ettirerek kukla oynatıcılara selam göndermek için en önde saf tutmanın gayretini göstermekteler.
Bu ülkenin insanları siz sanıyor musunuz ki Atatürk rozetlerini yakalarından çıkaracak, Atatürk sevgisini yüreğinden silecekler. Siz ipe sapa gelmez söylemlerle ne Atatürkçülüğü bu ülke insanının yüreğinden söküp atabilirsiniz ne de saygıyı yok edebilirsiniz.