Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '20

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
59
 

Reklamlar daha gerçekçi olsun.

 Son zamanlarda  sıkıntılı günler geçiriyoruz. Aslında bahar geldi,cemreler birer birer düştü, ağaçlara, çiçeklere can gelmeye başladı. Ama biz hergün değişen bir takım korkulu olayla titriyerek uyanıyoruz uykumuzdan.Önce deprem, sonra savaş,şimdilerde bütün dünyayı saran corona virüsü. Sanırım dertlerimiz bitmeyecek. Milyonlarca çekirgenin sınırlarımıza yaklaştığı söyleniyor. Bunun sonucunda karşılaşacağımız kıtlık tehlikesi derken mart sonunda dünyaya çarpacak göktaşı tehlikesi. Sonra ne çıkar bilmiyorum. Yaşarsak göreceğiz.

 Bütün bu problemli günlerde en çok evimizde vakit geçiriyoruz. Oysaki hava güzel dışarda. Bu mis gibi havada sahilde yürümek,denizi, bulutları seyretmek, dostlarımızla kahve içmek,kahkahalar atmak istiyor insan.Hepimiz büyük korku içindeyiz. Dün bir kaç dakikalığına evimizin yanındaki markete gittik kızımla. Alışveriş yaparken duyduğumuz bir hapşırık sesi hepimizi yerimizden zıplattı. Eskiden çok yaşa derdik, şimdi neredeyse hapşıranı yakalayıp boğazlayacağız. Hepimiz bu hale geldik.

 Bugünlerde en çok yaptığımız televizyon seyretmek. En büyük dileğim televizyon dizi ve programlarını hazırlayan ekiplerin sağlıklı olması ve bize yeni yayınlar hazırlamaları.

 Bu kadar çok televizyon seyrederken diziler falan derken reklamlara bile bakar olduk.

 Dün akşam iki reklam dikkatimi çekti. Daha önce de izlemiştim bu reklamları ve bir şeyler batmişti bana. Ben de bugün yazımda bu reklamlarda gördüğüm terslikleri yazayım dedim.

 İlk reklam bir kadın pedi reklamı. Ped alamadığı için okula gidemeyen, derslerinden uzak kalan kız çocukları anlatılıyor bu reklamda. Birden kendi gençliğim,okul yıllarım geldi aklıma. Kadın pedi ilk olarak 1886 yılında A.B.D de imal edilmiş ama yaygın kullanımı çok sonraları. Ülkemizde ise kadın pedinin tarihi çok eski değil. Googleden aradım tam olarak hangi yıllarda Türkiye'de kullanılmaya başlamış diye ama bulamadım.

 Ben 74 yaşında olduğuma göre 50 sen önce yoktu bu olay. İlk,Orta,Lise ve Üniversite yıllarımı böyle bir ped olayı olmadan geçirdim. Şiimdi yazımda neler kullandığımızı detaylı anlatmayacağım ama sabah erken okula gitmek üzere evden çıkıp akşama kadar bu sorunla başbaşa kalan bir genç kızın çektiklerini çok iyi anlayacaktır bir çok kişi. Bir de o kullandığımız materyelin yıkanıp, temizlenip geriye dönüşüm durumu vardı kı bu anlatılamıyacak bir eziyetti.

 Bu arada çocuk bezinin de geçmişi çok yeni ülkemde. 1972 ve 1982 doğumlu iki kızımı da kumaş bezlerle büyütmek zorunda kaldım. Köyde falan değildim, İstanbul'un göbeğinde yaşadım bunu. Küçük kızmın bezlenmesinin son zamanlarında bebek bezi bulabildik ama çok pahalıydı.Saat başı çış, kaka yapan bir bebeğini bezlerinin yıkanmasını, ütülenmesini düşünebiliyor musunuz.

 Bizler bu zor şartlarda okulumuza da gittik,aktivitelerimizi de yaptık. Keza bizden önceki nesiller annelerimiz, anneannelerimiz daha zor şartlarda yaşamışlar bu olayı.Sıcak su yok.deterjan yok.Çıtıla babam çıtıle.

 Neden kızlar gidemez okula şimdi.Acaba bahane mi bu durum. Dahe gerçekçi olabilir bu reklam.

 Gelelim ikinci reklama. Bu da bir şampuan reklamı. Güzel ve şık bir hanım kız kulısten geçip sahneye çıkıyor saçlarını savurarak. Kuliste yalnız olduğunu sadece özgüveninin yanında olduğunu belirtiyor. Reklamı izlerken hanım kız sahneye çıkıp bir pianonun başına oturacak veya kemanını eline alacak , çok uzun bir konser verecek sandım o kalabalık seyırcı karşısında.Oysa reklamı izlediğimde hanım kızın sadece sahneye çıkıp biblo bebek gibi salındığını gördüm. Ben konser başında harika olan saçlarından konser arasında şakır şakır sular akan bir kemancı annesi olduğum için bu reklamı anlayamadım. Sahnede biblo gibi salınmak için o kadar özgüvene gerek var mı.Keşke şampuan firması sahnede bir performans yapan kişinin saçlarını, kulisteki endişesini ve özgüvenni konu etseydi. Veya o hanım kızın televizyon dizisi çekimlerinden önce ve sonraki halini, o çekim sırasında saçlarından duyduğu özgüveni anlatsaydı. Daha gerçekçi olmaz mıydı.

Anlayacağınız reklamlar hiç de gerçekçi değil. Bana mı öyle geldi, yoksa sizler de öyle mi düşünüyorsunuz?..........

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 826
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1059
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster