- Kategori
- Yoga / Meditasyon
Renk nedir ve neden renkler yaratılmıştır?

Renkler nurdur. Baktığınız her yerde Allahın nurunu görüyorsunuz demeyi çok duymuşsunuzdur. Baktığınız her yerde Allahın nurunu görünce aklınıza ne geliyor? Allahın varlığı. Ağaca baktığınızda Allahın herhangi bir şekildeki halini düşünüyorsunuz. Şimdi yeşilde Allaha ait bir renk ve onunlan yeryüzünü süslüyor. Diyor ki; “Ben seni birsürü nurdan yarattım. Ağacı yarattım ama ağaca birde nur verdim, yaşam enerjisi verdim. Ağacın ruhu da yeşildir. Ruhu öldüğü zaman ağaç kurur ve gider. İnsan öldüğü zaman da fiziksel bedeninin rengi kaybolur” ama insanlar böyle şeylere hiç dikkat etmiyorlar. Çiçek ne oluyor? Soluyor. İnsanın rengide soluyor ve gidiyor.
İnsan öldüğü zaman o ölümü neden hissediyorsunuz? Çünkü o nur boyut değiştirecek ya, boyut değiştirirken farklı bir renge bürüneceği için o yolculuk aşamasında yani yolculuğu yapıyor. Ölümün mekanizmasının altına girince ölümün enerjisindeki renk, ölümünde bir rengi var. Ölümün rengi yaşamın rengini kapatıyor. Tekrar o kanaldan ölüm kanalından geçtiği andan itibaren de farklı boyuttaki nurlarına kavuşuyor. Işıklarına kavuşuyor yani. O zaman ölmek te o rengin, yaşamın renginin kapatması demek.
Ağaçlardaki yeşil yaprak sararıyor ve düşüyor yani ölüyor. Bunu hiç böyle düşünmemiştiniz degil mi? Allahın nuru işte. Bizim gözümüzün gördüğü ve görmediği mor ötesi renkler de var, diğer boyuttaki renkler var. Mesela sesleri düşünüyorsunuz, Allah insanın kulaklarını her türlü sesleri duyabilecek durumda yaratmamış.
Allah şunu yapmış; yaptığı birçok şey varda evrimimiz ve konumuzla ilgili olanları anlatmaya ve sizleri bu blogtan bilgilendirmeye çalışıyoruz aklım, ruhum ve irademle birlikte. İlkönce sizin belli bir frekansta fiziksel bedeninizdeki sesleri buradaki sesleri belli bir frekansa kadar duymanızı sağlamış. İçsel sesiniz açıldığı zaman diğer ince tiz sesleri ve evrendeki bütün sesleri duyabiliyorsunuz o yüzden hani “ölmeden önce ölünüz” deyimi var ya. Ölmeden önce ölünüz demek gerçekten bu dünyadan ayrılmadan önce egonuzu öldürün, içsel sesinizi içsel kulağınızı içsel dokunuşlarınızı, içsel görünüzü açın demek. Herşeyi ile açmak o zaman açmanında bir rengi var. Açıldıkça rengi değişiyor ve diğer renkleri görüyorsunuz zaten olan şeyi görüyorsunuz, yani perden kalkıyor.
Renk dediğimiz yedi ana renk değil. Yedi ana renk bizim gördüğümüz. Bir sürü renk var. Sadece sizin görebildiğiniz yedi renk diğerlerini görebilmeniz için egonuzu yenmeniz ve diğer renkleri görebilmeniz gerekiyor. Yani bu dünyada ölmeniz, ölmeden önce ölmeniz gerekiyor.
Sizin evriminiz yükseldikçe renkleri görmeye başlıyorsunuz renkleri görmeye başladıkça neden mutlu oluyorsunuz ve seviniyorsunuz? Çünkü olay şu egomun bir bölümü daha yok oldu diye seviniyorsunuz.
Bazı insanlarl bu dünyaya gelirken seçiminde zaten egosunun büyük bir bölümünü yenmiş olduğu için renkleri görerek doğarlar. Daha doğrusu renkleri demeyeyim içsel gözü açık dünyaya gelmeyi seçerler. Allah insanları lutufla indirdirir. Ama bu dünyada içsel gözünü açabilme gibi bir olanağı herkesin vardır
Allahın Allah ismi çok muazzamdır. Allahın, Allah ismi bütün isimlerin kuvvetini taşıyor. Öyleyse bütün isimler yeryüzünde birşeyleri yaratıyorsa, birşeyleri varoluş yapıyorsa bütün isimlerin nuru Allahta demektir. O yüzden Allah zikri çok önemli. O zaman Allah dediğimizde negatif varlıkları kaçıracak renk oluşuyor.Biz o rengi göremiyoruz, tahmin ediyoruz ama onlar farkediyorlar.
İnsanların kalplerinin temizlenmesinde yeşil renkte oluyor, şifa rengi. Sevgi ile temizleniyor. Yani yeşili koşulsuz sevgiye götürüyor. Peki beyazda da yeşil var onlar nedir ve her renk nasıl oluşuyor? Şimdi Allah insanlara; “beyaz gibi saf ve temiz olursanız, o zaman içinizde bütün nurlar oluşur” diyor. Çünkü beyazda bütün renkler var. Eğer siz saflaşırsanız o renkleri görür ve hissedersiniz.
Sadece bu dünyada gördüğümüz yedi rengin ve diğer ara renklerinde dışında sayısız sonu belli olmayacak kadar çok renk vardır. Tabi burada da var ama bizim gözümüz bu kadarını algılayabiliyor. Ruhsallığımız bu kadarını algılayabiliyor. Ama ruhsallık açıldığında tabi daha fazlasını da görür algılar. O rengarenk cümbüşün içine girer diğer farklı renkleri de görür. Burada renklerin meydana getirilmesinde bir sebeb var. Neden bitkiler meydana getirildiyse, hayvanlar meydana getirildiyse yağmur neden meydana getirildiyse Allah o kadar büyük ki renk te onun yaptıklarından bir tanesi ve daha görmediğimiz bilmediğimiz yaptığı neler var. İşte onlardan biri olan sivrisinek olayını bilirmisiniz? Sivrisinek 60 km öteden ısırdığı insanın kokusunu bularak onu 60 km uzaktan takip eder. İlkönce bir kişinin kanını alır, ondan sonra kendi süzgeçleri vardır. O kan temiz mi değil mi diye oradan geçirir. Sivrisineğin o küçücük vücüdunda bir laborutuvarı vardır. O laborutuvardan geçirir. Isırmış olduğu insanın kanı temizse onu kullanır, değilse o kanı vucudundan dışarı atar. Zannettiğiniz gibi hani sivrisinekler pis ve mikroblu oldukları için insandan insana mikrop taşıyorlar biliriz ya. İnsandaki mikroplu bir kanı gördüklerinde (bunu bilim adamları tespit etmiş durumdalar) almaz.
Hayvanlar genelde renksiz görürler. Kokuya göre giderler.Hayvanlar için renk ne ifade ediyor diye de bir soru gelebilir insanın aklına. Önemli olan insanlar, hayvanlar rengi kullanamazlar ama insanlar rengi kullanacağı için rengi görmüşlerdir. Rengi görmeseler kullanacakları birşey olduğunu da bilmezler. Görmedikleri için kullanamıyacaklar. Daha görmedikleri neler var kullanabilecekleri!!
Hayvanların hemen hemen hepsi renk görmezler çünkü renk onların işine yaramıyacak ama insanlar renk görürler ama hepsini görmezler. Çünkü sadece gördükleri kadarı işine yarayacak buradan yola çıktığımızda bakıyoruz ki Tanrı durduk yere hiçbirşey yapmıyor. Herkesi bildiği kadarından sorumlu tutuyor ve dünyada ne zamanı boşa harcıyor ne bilgiyi boşa harcıyor, nede insanların fiziksel ve ruhsal yapısı ile ilgili geçişlerini boşa çıkarıyor. Hiçbirşekilde boşa enerji harcamak yoktur. Eğer biz renkleri görüyorsak.Neden korvesu denilen bir renk olmamış. Örnek olarak söylüyorum neden yeşil olmuş? Neden mavi olmuş? Hiç görmeyen bir insana maviyi anlatacak olsanız nasıl anlatırsınız? Şimdi doğuştan gözleri kapalı hiçbirşeyi görmemiş ve diyor ki ben nasıl biryerde yaşıyorum siz diyorsunuz ki gökyüzü mavi, mavi okyanuslar var. Yeşillerle maviler giderek koyulaşıyor, derinliklerine göre çivit bir maviye dönüşüyor. Aslında çivit mavide senin. Bakın dikkat edin bunlar dikkat istiyor. Okyanuslara gittiğiniz zaman derinleşiyor derinleşiyor, bir çivit mavi halini alıyor, yeşil kayboluyor. Yani ne kadar derinleşirseniz sizin aura renginiz çivit maviye dönüşür. Çivit mavi yada asıl rengi çivit mavi olan bilgeliğin derin düşüncenin, egonun en ince sızıntılarını bulup yakalayabilmenin rengidir. O yüzden renkler neden yaratılmış olabilir? Örneğin hiç görmeyen birine maviyi anlat derseniz size ne der? Belki mavi için huzur ve sakinlik verir der. Peki huzur verdi sakinlik verdi ben hiç maviyi görmedim, öyle anlatıyorsunuz ve diyorum ki huzur, sakinlik ve renk ne demek. Benim içime huzur veriyor. Peki buna huzur demiyorum da neden mavi diyorum?
Şimdi bizlere herşey bir yanılsama. Körlerin hepsi görüyor ve nasıl görüyor. Bizim gözlerimiz açıkken oyalanacak birsürü şeyimiz var. Bizler yoga vve meditasyon yaparken birsürü objeler görürüz. O objelere takıldığımız için önce onları temizleriz. Ağaç gördük kuş zıpladı adalar oluştu, ucsuz bucaksız ovalar içinde dolaşırız. Şelalelerin altında yıkanarak hafifleriz. Görüntüyü alabildiğimiz ve hayal gücümüzle orantılı hep görüntüler oluşturabiliriz. Şimdi görüntü oluşuyor oluşuyor. Onları temizlemeye çalışıyoruz. Herbir görüntünün bir anlamı var. Yani siz kendi negatifliklerinizle ilgili birşeyi hatırlamaya çalışıyorsunuz. Obje görelim obje olsun. İşte bizde bu dünyada herşeye bakıyoruz. Duvar var, güzel adamlar var, güzel kadınlar var. Bizi oyalayabilecek o kadar çok görüntü var ki hepsi tuzak. Eğer ki bunların arkasındakini görebilirseniz asıl renkler o zaman başlıyor.
Gördüğünüz hiçbirşey renk değil. Şimdi renk nedir’e geldiğinizde gözleri görmeyen bir insan bu dünyanın gerçek yüzünü görüyor. Hiç körlerle konuştunuz mu, ne görüyorsun diye? O zaman bir konuşun. Onlar bu dünyanın gerçek yüzünü görüyor. O yüzden size maviyi sormuyor. Niye biliyormusunuz? Size maviyi o anlatıyor. Mavinin ne olduğunu gözleri görmeyen biri çok rahat anlatabiliyor. Hele birazda ruhsallığı gelişmişse. Çok yaşlı bir kadın vardı bundan yıllarca önce Toros dağlarında yaşıyordu arkadaşım anlatmıştı. Sana senin nasıl birisi olduğunu anlatıyor o sıra herkes diyor ki a bilemedi görmüyor tabi, ama senin ışığını anlatıyor. Sağ tarafında siyahlar var diyor ama doğuştan hiç görmemiş siya işte sol tarafında maviler var diyor maviyi nasıl bilirsin dediğinizde. O özgürlüktür diyor, maviyle konuşabilirsin diyor. Bakın iletişim olduğunu hissediyor. Size mavi renk iletişimi anlatıyor, oradaki frekansları anlatıyor. Şimdi acaba görmek mi yi görmemek mi? Yani biz o insanlara baktığımız zaman acırız. Ben bunları birçok insanın ağzından duydum. Deriz ki; işte Allah merhametliyse bunları nasıl kör yaratıyordu. Şimdi insanlara dönüp baktığımda herkesin bir mucize tarafı vardır. Herkesin bin tane, onbin tane mucize tarafı var aslında karanlıkta olan biziz. Şimdi biz nasıl görüyoruz? Beynimiz karanlık beynin içinde hiçbir şekilde ışık yok beyin simsiyah ama insan bir enerji ve elektrik. Bilim adamlarının ve doktorların anlattığını anlatıyorum. Karşımda duran birine baktığım zaman, Sizin üzerinizdeki maviye yada Ebru hanımın üzerindeki kırmızıya baktığım zaman orada oluşan enerjinin yansıması benim beynime böyle girdi. Şu anda benim frekansımda karşıdaki maskenin almış olduğu atomlar onun içerisindeki elektriksel mekanizmanın benim gözüme yansıması bu. Kırmızı, pembe, mavi. Ama aslında kırmızı kırmızı değil. Pembe pembe değil. Peki neden biz böyle algılıyoruz. Çünkü bu dünyada bir frekansa bir elektrik frekansına ihtiyacımız var. O yüzden renkler bir elektriktir. Renkler bir akımdır.
Şimdilik renkler konusunda bu kadar bilgi yeterli olmuştur umarım. Renkler konusu başlıbaşına bir deryadır, bir okyanustur. Bu tür bilgileri okudukça herkes evrimi kadar anlar, bilir ve farkeder. O yüzden yazıyı her okuduğunuzda bazen farklı birşeyler de yakalayabilirsiniz. Sorularınız olduğunda herzaman beklerim. Tabi yorumlarınızı da.
Sevgi ve ışıkla kalın