- Kategori
- Deneme
Renkler yerel, değerler evrensel olacak; yerel değerler ölüm getirir evrensel renkler yaşamı bitirir

Renk benim, değer herkesin… Renk evimin aşı boyası, Elvan gelinin kınası, Etiler’in sosyetik Leyla’sı, Trabzon’un beton helvası… Değer insan hakları, deniz hukuku, Greenpeace, barış… Renk milli, değer evrensel olacak.
Renkleri evrensel yaptığınız zaman hayat biter “herkes dans etsin” Değerleri yerel yaptığınız zaman orada kan gövdeyi götürür. Örf ve adetlere göre ben hiçbir kuralı kabul etmem. İnsan hakları var, evrensel.
Dünyanın hepsi bir tek dinden mi? O halde din de yerel… İnanıyorsam ibadetimi yaparım, o kadar. Allah kulunun gömleğinin rengine karışmaz. Ve Türklük de… Yaşamımda hiçbir kuralı/doğruyu Türklüğe göre tespit etmem. Yakama bozkurt rozeti takar, hür dünyaya bakarım. Benim kabul ettiğim değerler evrensel.
Atatürk de yerel… Hoşuma gidiyorsa başıma cumhuriyet kalpağı takarım ama Atatürk benim değerlerimi belirleyemez. Atatürk şöyle dedi diye sadece meraktan okurum; başucu kitabım evrensel. Atatürk renktir, sakal renktir. Ancak açık ya da kapalı giyinmek özgürlüktür, evrensel.
Ve değerlerimiz yerel, renklerimiz evrensel olunca işte karşınıza bugünkü tablo çıkıyor. Türk’e benzemeyen Türkler, boşanmaya kalkan karısını öldürenler, 6 yaşındaki kız çocuğuna nikah kıyanlar, oruç tutmuyor diye saldıranlar… Atatürk’ün düzenini de getirseniz bu değişmeyecek. Çünkü değerler yerel olamaz.
Töremiz böyle diyor, dinimiz böyle diyor, atalarımız bunu söylemiş… O zaman çıkın insanlık aleminden. Benden boşanıyor diye karısını öldüren adamı New York’taki BM binasının kapısındaki köpeğin yerine bile bağlamam!
Ve bizim renklerimize laf söyleyenler… Nur yüzlü hacımın mübarek sakalı… İnanmış bırakmış. Erciyes’te uluyan kurtlar… Benim soyumun Asena’sı, laf söyleyenin ağzını yırtarım. Kürt’ümün Kürdistan’ı, bölge haritasına adını yazacaksınız; onların vatanı… Cumhuriyet mitingleri, bir devrin destanı… Laz’ım, Alevi’m daha daha nicelerim.
Gay renk değil değer, yani evrensel. Özgürlük değer, bize göre özgürlük olmaz. Ahlak namus renk, ister giyerim ister giymem; her renge mecbur değiliz. Sakal bırakmaya ya da Anıtkabir’e gitmeye mecbur olmadığımız gibi. Hukuk evrensel, Türkiye’deki mahkemeler AHİM’in şubesi gibi.
Renklerin bağlayıcılığı yoktur. İnsanlar Türk değilim diyebilir. Dine inanmaz. Şöyle ya da böyle giyinir. Atatürk’ü sevmez falan. Ancak değerler bağlayıcıdır. Altına imza attığımız hür dünya yasaları bizi bağlar.