​ Rıza, Pirselimoğlu ile Söyleşi / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '08

 
Kategori
Sinema
 

Rıza, Pirselimoğlu ile Söyleşi

Rıza, Pirselimoğlu ile Söyleşi
 

Tayfun Pirselimoğlu (E.Ü. MÖTBE'de söyleşi -26 Mart 2008-)


Ege Üniversitesi Kampüsü'nde Kültür ve Sanat Evi sanıyorken MÖTBE'de gösterileceğini öğrenip özlenen yağmurun altında yürüdüm. Akşamki 16:9 Ekibi'nin Kaybedenler'inin etkisi daha geçmemişken kaybeden başka insanların öyküsünün içine düştüm.

Tayfun Pirselimoğlu'nun senaryosunu yazıp yönettiği film sonrası, söyleşisi sırasında söylediği gibi, "15 milyonluk İstanbul'da 3 milyonun hiç yaşamadığını yaşayan 12 milyon var". Rıza, bir kamyon şoförüdür; kamyonun krank mili kırılır, 10 milyarlık masraf çıkarmıştır. İstanbul'un diğer yüzünün sesleri fondaki müzik olur ve tüm durağanlığıyla yürüyüp giden film olgunlaşırken izleyici de kendini büyütür. Toplumsal yaraları yadsımanın olanaksızlığı dogmasına denk, umarsız bir arayış içindeki bu insanların kurtuluşu da olanaksız görünmektedir. Çatışma noktası, filmin çok ilerlediği dakikalardadır: Rıza para için Afganlı kaçak adamı öldürür. Geri dönülmezliğin dehşetinde, suçluluk duygusunda, örtbas etme güdüsü ve derinde yaşanan pişmanlıklarda izleyici, Rıza'ya empati besler; özdeşleşmekte bir sakınca görmez.

İstanbul Küçükpazar'da televizyon eğlencenin simgesi, piyango bileti umudun ışığıdır; işsizler, kaçaklar, oğlunu bekleyen bir baba ve kurtuluşun müşterileri bu bekâr odaları ile kötü otellerde yaşarlar. Cılız ve esrarlı ışıklar, damlayan musluklar, eski lavabo ve tuvalet fayansları, kirli havlu ve çarşaflar, çarşı lokantaları, çamaşırhaneler, yakası yenmiş gömlekler, sökük atletler, buruşuk gömlekler, uzamış ense traşları, kirli eller; donuk bakan ışığı kaçmış kara gözler her kareye egemendir. İnsanlar ya yatmak, ya da yürümek zorundadır. Bu atmosfer, ölmüş eşin ayakkabılarını artık göz önünden kaldıran Aysel'in, eskiden onu terk edip giden Rıza'yı evine kabul etmesiyle biraz değişir. Halılar, desenli perdeler, temiz bir mutfak, temiz bir sofra ve 'sıcak yuva' havasıyla sarmalanarak oturma odasının kanepesinde ev sahibinden rica edilen temiz bir uyku... Aslında Aysel de kendini ölmüş eşinin sonundan sorumlu tutmaktadır. Sevgisini ve yaptığı hatayı itiraf edip kendisiyle paylaşan Rıza'ya, o da acı çektiği sırrını 'işlediği günah' olarak anlatıp paylaşır. Bildiğimiz İstanbul'u ancak en son sahnede, Rıza'nın sırtının elverdiği boşluklardan görebiliriz. İstanbul-Adana yolları bahanedir.

Romancı ve filmci Pirselimoğlu'nun söyleşisine katılanlar olarak ilerideki günlerde, giriş bölümünde kalınmış bir anekdot aktarabileceğiz: İşsizlik, kaçaklar ve Dostoyevski etkisinden söz ederken sahneye ilerleyen bir genç, bir kitabı yerden konuşmacıların masasına doğru iterek iki hamlede kaydırdı. Dikkatler bu gence döndü ama Tayfun Bey konuşmasını sürdürüyordu. Mizansendir duygusuna kapıldım. Derken ayakkabılarını da çıkarıp kitabın az ötesine koydu ve "İş istiyorum hocam!" deyip sahneye çıkan basamaklara oturup bir sigara yaktı. Pirselimoğlu, "Ben de istiyorum" dedi, konuşmasını kesmedi. O sırada güvenlik gelip genci kibarca dışarı çıkardı, sahnenin sarı parkeleri üzerindeki kitap ve ayakkabıları aldılar. Konuşmacıların da şaşırdığını görünce bunun bir temsil olduğu yanılgısından çıkabildik. İlginçtir, masaya doğru itilen kitap, Pirselimoğlu'nun Çöl Masalları adlı yapıtıydı...

Söyleşi uzun ve yararlıydı. Özellikle sinema tv öğrencileri ile öğretim üyelerinin soru ve düşüncelerinin aktarıldığı kocaman MÖTBE salonu keşke daha çok dolu olsaydı. İzmir'de ilk gösterimi izlemenin, Pirselimoğlu ile aynı havayı soluyarak konuşmaları dinlemenin keyfi başka yerde olamazdı. Üstelik yalnızca beş kopya yapılabilmiş bu film umarım çok izleyiciyle buluşur.

Uluslararası Berlin Film Festivali'nde gösterilen Rıza, büyük ilgi gördü. Dünyayı da dolaştıktan sonra Türkiye'ye gelip 19. Ankara Uluslararası Film Festivali'nde "En İyi Film Ödülü"nü aldı. "En İyi Yönetmen Ödülü" nü de Tayfun Pirselimoğlu kazandı. Yine ödüllü filmi Hiçbir Yerde'yi izlemiş olanlar zaten Rıza'yı merak edeceklerdir.

Söyleşinin son dakikalarını üzülerek kaçırdım, İKSEV'e yetişmem gerekiyordu. Yağmur dinmiş, ortalık çamur olmuş, güneş kampüse gülümsüyordu. Çöl Masalları'nı okuyan genç de salonun dışında çiçek tarhının betonuna oturmuş bekliyordu...

 
Toplam blog
: 101
: 2403
Kayıt tarihi
: 18.11.07
 
 

İzmir'den merhaba! İzmir'de, Göcek'te, Marmaris'te, Milas'ta, Söke'de, Bodrum'da sonra yine İzmir..