- Kategori
- Kültür - Sanat
Ruhunu temiz tut ki, o da seni temiz tutsun

Andante 2010 Klasik Müzik Ödülleri ve Fazıl Say
Yine Fazıl Say, yine çarpıcı bir konu ve çarpıcı bir yazı.
Üye olduğum Klasik Batı Müziği Yahoo Grubu’na, leziz bir yazısı düştü yine değerli sanatçımızın. Bu nefis yazı, sadece grup üyeleriyle sınırlı kalmamalıydı; klasik müziği, Fazıl Say’ı sevenlerin ulaşabileceği tüm yollar kullanılmalı, bu metin paylaşılmalıydı. Değerli dost (Say’ın menajeri)Kadir Dursun’un bilgileri dahilinde, Milliyet Blog’da ulaşabildiğim kadar okurla paylaşılmalıydı; "Kreutzer Sonatı" başlıklı yazı.
Söz Fazıl Say’ın:
EN ÇARPICI KONSER PARÇASI
"Kreutzer Sonatı"na yukarıdan bakabilen müzisyen, cennette iyi bir
dost edinmiştir.
Bu eser bir baş yapıttır. Keman ve Piyano dağarcığının tartışmasız
"baş köşesinde" duran bir deha çiziğidir...
Ama, yukarıdan bakamayan müzisyen !!! Ovvvv, vay haline senin...
Bu çok çarpıcı, çalması çok güç, çok komplike eser karşısında elleri
kolları, midesi ve bacakları birbirine düğümlenmiş , felaketin eşiğine sürüklenmiş
olur, bu eseri çalmayı becerecek nitelikte
olmayan müzisyenler.
KREUTZER, gerek piyano, gerek keman için o kadar zordur ki, Beethoven'in
"Piyano solo Sonatları"nda, hatta Konçertolarında rastlayamıyacağımız
zorluklar bulundurur.
Ruhunu temiz tut ki, o da seni temiz tutsun…
Vay haline müzisyen, eğer kötü günündeysen ve o akşam konser programında
Beethoven'in KREUTZER SONATI var ise.
BRIDGETOWER
Beethoven, Dokuzuncu Keman ve Piyano Sonatı’nı aslında ünü kemancı RUDOLPH
KREUTZER için yazmadı.
1803 yılında , Viyana'ya genç bir İngiliz kemancı taşınmıştı. Adı, BRIDGETOWER
idi. Bridgetower, aslında "kemanın şeytanı" Paganini'ye rakip olabilecek
tarihteki tek kemancı idi.
Bridgetower ile Beethoven dost olurlar.
O tarihte uzun ve yıpratıcı bir "kriz" döneminde olan
Beethoven, Bridgetower'in kendisinde yarattığı ilham ve şevk ile tekrar
düzelmiştir. Onun için çılgınca bir beste yapmaya başlamış, içindeki
"deli"ye yeniden kavuşmanın meşki içerisindedir...
Dokuzuncu Keman Piyano Sonatını’da sadece Bridgetower ve kendisinin
çalabileceği şekilde yazmaya koyulmuştur. Beethoven her gün, yeni
bestelediği bölümleri Bridgetower ile prova yapmaktadır.
Rivayete göre, mutluluktan uçmaktaymış Beethoven o sırada. Bridgetower'a sarılıp
kutlamaktaymış her provadan sonra...
Sonatı ilk kez bir dostlar gecesinde beraber çalarlar.
O gece, aynı zamanda iyi bir zampara olan Bridgetower, Beethoven'in çok ilgi
duyduğu bir güzel kadını tavlar.
Beethoven "şok" geçirir. İçindeki melek gitmiş yerine
"yine" bir kızgın Beethoven gelmiştir.
Beethoven'daki hayal kırıklığı sonsuzdur.
Bridgetower'i hayatından siler. Ona ithaf ettiği sayfayı yırtar.
Ve de ,Opus 49 , "9" numaralı LA MAJOR Sonatını döneminin Viyana'da
yaşayan kıdemli kemancısı KREUTZER'e ithaf eder.
(Hatırlatmak isterim :"Kreutzer sonatı"nın ardından bestelediği eserler
sırası ile, 5. Senfoni, Appasionata Sonatı, Razumovski Quarteti gibi onun en
dramatik dönemi olacaktır.)
Bridgetower ise hovardalığı yüzünden Beethoven'la olan dostluğunu kaybettiği
gibi, zaman içinde Viyana'da tutunacak adres bulamayıp, tarihin süpürgesinde
yok olmaya mahkum olur. Belki de bir başka Paganini de bu şekilde son bulur...
TOLSTOY
Beethoven'ın bestesinin ardından yaklaşık 85 yıl sonra, büyük Rus romancısı Leo
Tolstoy baş yapıtlarından birini kaleme alır: KREUTZER SONATI.
Bu 120 sayfalık bir kısa romandır.
Ben bu eseri, Tolstoy'un romanları arasında, Anne Karenina'nın tohumu ve
masum fidan hali olarak görmekteyim.
Konu itibariyle, bir Rus aristokratı, hayattaki en büyük tutkusu piyano çalmak
olan karısı, eve gelen "çok yetenekli kemancı" misafir adam, misafir
ile kadının haftalar süresince beraber müzik yapması, Kreutzer Sonatı provaları,
kemancı adamın inanılmaz becerisine büyülenen kadın, kadının içten içe büyüyen
gizli aşkı, en sonunda elbette çok "Tolstoyvari"
psikolojik ve sosyal sorgulamalar, kadının kocasının ezikliği-endişesi-
hayal kırıklığı, kadının baş edemediği aşk hissiyatı-ahlak ve toplum çıkmazı,
olayları önemsemeyen bir zampara kemancı...Toplum... Birey...Aşk...Hazin
ve rezil bir içine düşülmüşlük...
Bir dev yazarın dev eseridir...
Bir müzik eserinin bir edebiyat eserine bu kadar büyük ilham olabileceğinin en
güzel örneğidir Tolstoy'un bu romanı...
Kreutzer Sonatı’nı hayatımda 300 kereden fazla performe ettim. 2003-2005 yılları
arasında büyük kemancı MAXIM VENGEROV ile olan dünya turnemizde en az 100
kere.
Bilin bakalım Vengerov'un çaldığı Stradivarius marka kemanın adı neydi?:
KREUTZER. Evet Vengerov, Stradivarius
'un ürettiği o inanılmaz kemanlar arasında en yüce olanını, zamanında
Kreutzer'in çaldığı kemanı çalmaktaydı...
2005 -2010 yılları arasında ise ( kanımca günümüzün en ilginç, en
çarpıcı müzisyeni olan ) PATRICIA KOPATCHINSKAJA ile de bu sonatı 200'den fazla
yerde beraber çaldık. Patricia ile, bir de çok ilgi gören CD sini yapmıştık 2007
yılında...
Bu sonatı her çaldığım gün mutlu olurum. Derinden mutlu olurum...
"Andante ödülleri gecesi"nde de bunu demek istedim: "Asıl büyük
ödül, hayatta müzik yapabilmek."
Mesela : Kreutzer Sonatı’nı çalmak. Beethoven cennetine yakın hissetmek. Vengerov, Kopatschinskaja gibi insanoğlunun ender tipleri ile bu
gezegenin nice diyarında, 1 metre yakından beraber nefes alıp
vermek.
Ödül bu benim için...
Günümüz Türkiyesi’nde ne Beethoven'dan ne Tolstoy'dan haberdar olmayan
bir toplumun içindeyiz maalesef!
Bir takım insanlar, bir takım insanlara sürekli ahlak dersi veriyor...Ne acı!..
Acı olan şu: Ne büyük "yalan" aslında her sey .
Yalanların dünyasında olmak acı...
Ruhunu temiz tut ki, o da seni temiz tutsun...
FAZIL
14.5.2010
Budapeşte