Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Rüşvet ve yolsuzluklar için mi, hakikaten?

Rüşvet ve yolsuzluklar için bir çalışma başlatılmış, operasyon düzenlenmiş, birçok ünlü isim gözaltına alınmış. İnsanın sevinesi gerekiyor normal şartlar altında, bir vatandaş olarak, adalet yerini buluyor diye…

Demek ki adalet sistemi çalışıyor ve biz vatandaşları koruyan bir devletimiz var diye…

Haberleri ilk okuduğumda “Ohh, yani… Sonunda…” diye şöyle bir derin nefes alayım dedimse de öncelikle ciğerlerim izin vermedi, sonrasındaysa beynim!

(Yataktan kalktığımda yaklaşık yarım saat öksürmezsem ciğerlerim toksinleri atamıyor ama beynim ve yüreğim öyle değil! Çok şükür!)

Cıkss! Bu işte bir iş var, mirim!...

(Ne fena! Paranoyak olduk hep birlikte; her bir taşın altında bin fena arar duruma geldik; yahu biz bu kadar fesat değildik!)

İnsanın sevinmesi gereken durumda işkillenmesi normal midir? Vallaha da billaha da değildir! Eeee, bir soralım bakalım neden böyle işkilli bir toplum haline geldik?

Aslına bakarsanız “Toplum” diyorum ya, yüzde elli gibi verilen rakamlar karşılığı insanlar zaten sorgulamıyor, gerçekten yüzde elli midir, o ayrı bir konu, lakin asla sorgulamayan bir kesim var, bu doğru!

Bir toplum ne diye işkillenir seçilen yönetimden?

Oy atmadığı biri başa geldi diye kin mi tutar sanıyorsunuz insanlar? Yok canım… İnsanoğlu, iyilik gelen yeri sever; hele ki bizim gibi ekonomik sıkıntıların altında ezilen toplumlarda…

Ne yapsa “Tapıyoruz” diyen belli bir grubun karşısında “Her yaptığında bir hak yemek vardır!” diye düşünen, en azından yüzde elli oranına ulaşan bir fikir ayrılığı karşısında ciddi anlamda bir sıkıntı vardır!

O sıkıntı da “Güvensizlik” olarak kendini gösteriyor ki zaten güven konusunda güvenilmez bir durumdayız!

Öz kızına tecavüz edenler mi, öz kızını satanlar mı; tecavüzden dolayı oluşan hamileliklerin, resmi olarak,  sonlandırılmamasından mı başlasam, bilemedim…

Bu bir örnek, basit diye sınıflandırılacak bir örnek; bu basit örnek kaç kişiyi etkileyecek, kimsenin umurunda değil, arkadaş!

“Açız” demek yasak, “işsiziz” demek yasak; ödediğimiz vergilerin akıbetini sormak da yasak!

Her bir türlü şekilde gözaltına alınıp, yıllarca hapislerde tutulup, haklarında ölüme eşdeğer kararların verildiği ülkede bir anda adalet mekanizması çalışıyor, öyle mi?

Vallaha, son on yıl içinde yaşamıyor olsaydım inanırdım da şu an inanamıyorum!

Keşke benim şahsi güvensizliğim olsa, utansam sonrasında ve özür dilesem…

Bana bu güvensizliği yaşatanlar da utansalar, elbet, durduk yerde paranoyak olmadım ya!

Sahi, biz kapımızı her çalanı buyur eden, soframıza konuk eden insanlardık; insanlara inanırdık, güvenirdik…

Ne zaman bu hale geldik?

Bizi bu hale getirenler utansın derken her türlü hile ve yanılsamaya karşı da dikkatli olunması gerekiyor.

Ne fena…

Millet kendi içinde kuşkuya düşmüş; kardeş kardeşe güvenmiyor… Vatandaş ülkenin başındakilere güvenmiyor!

Ülkenin başındakinin icraatlarını beğenmeyebilirsin, yaptıklarına hoş bakmayabilirsin de, güvenmemek, yalan söylediğine inanmak, her türlü durumu kendi lehine çevirebileceğine inanmak… Seçimlere hile karıştığından şüphe etmek, çözüm üretip de onaylanmadığını görmek…

Vatandaşın inancını çürütür be kardeşim!

Hayır yani, vatandaşın  parasızlıktan beli kırılıyorken Suriyeli’lere kol- kanat gerilmesi de burar bu halkın  gönlünü; sen önemsemesen de o burulan gönülleri!

Yani, yine bir yalan-dolan kaygısı, yine bir çapanoğlu beklentisi…

Durduk yerde bir halk bu duruma düşmez, hele ki bizim gibi misafirperver, dost canlısı bir vatandaş için!

Niye güvenemiyoruz dersek; belediye seçimleri için bakanlarını harcayan bir yönetim üç-beş bakanının çocuklarını da harcayabilir, kolayca, maksat “Adalet işliyor” olsun! Ya da ne bileyim, aklımın almadığı daha başka nedenler neyse…

Elbet, belki de yanılıyorumdur, keşke öyle olsa…

Yürek inanmak istiyor da beyin geçmişi hatırlıyor; bu hale getirenler utansın! Böyle işkilli, böyle yalan-dolana bulanmamıştık! İyi komşularımız vardı, arkadaşlarımız… Güvendiğimiz insanlar vardı; cumhurbaşkanımıza da güvenirdik, başbakanımıza da… Beğenmesek de bazı kararlarını, yine de güvenirdik; bir şekilde güvenilir kılmışlardı kendilerini…

Güvenmemek pek fena!

İnsanın her an sırtından bıçaklanacak hissi içinde olması pek kötü…

Yani, bakın en yakın örnek: Rüşvet ve yolsuzluklarla ilgili çalışma yapılmış, insan bu çalışmanın derinleşmesini, efendime söyleyeyim, madem bürokratlara dahi uzandı, daha da üst düzeye çıkmasını bekler ve umutlanır ya… Umutlanmaya bile korkan, altında kim bilir ne hesaplar var diye kafasını kaşıyan, en azından yüzde elliye tekabül, bir halk var!

Güvenemeyen de mi kabahat yoksa o güveni sağlayamayanda mı diye sormama bile gerek yok!...

(Bu arada "Cemaat" ise sorumlusu, cemaat ve iktidar partisinin ilişkilerinin de deşifre edilmesi gerekir ki bu meyanda "İrtica ile mücadele" konusu da tekrar gözden geçirilmeli ve manasız yere hapse atılanlar da gündeme gelmelidir. Ne demişti başbakan: Men dakka dukka!

http//twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..