​ Rüyalar gerçek olsaydı ... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

29 Temmuz '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Rüyalar gerçek olsaydı ...

Ülkemizin en “kibar” hatta kibarlığın en çok yakıştığı hanımefendi sanatçımız Emel Sayın’ı ve onun söylediği;

“Rüyalar gerçek olsa…” şarkısını hatırlar mısınız? 

Şarkıya “Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm…” diye başladığında hem Emel Sayın’ın muhteşem güzel gözlerini izlemek hem de yumuşacık sesini dinlemek için bütün işimi gücümü bırakırdım…

Çok severim Emel Sayın’ı hala çok güzel bir hanımefendi kardeşim “özel imalat mıdır” nedir?

***

Sabah kalktım, oğlanı dershaneye bırakacağım, aşağıya ineceğim asansörün kapısını açtım, karşımda on yıldır aynı apartmanda olduğumuz halde tanışamadığım, ama her gördüğümde selam verdiğim halde selamımı almayan (?) güzel komşumuzu gördüm…

Günaydın dedim;

Gözlerimin içine tatlı tatlı bakarak “günaydın Erdoğan bey” dedi…

***

Dönüşte trafik o kadar rahattı ki, arabamın radyosunu açtım şarkılar, türküler dinleyerek geldim, ne bir korna çalan var ne de yanımdan jet gibi, geçen arabalar…

Turgut Özal Kenan Evren kavşağına geldim yeşil ışık yanıyordu, hızla geçeceğim bir kadın yanında bebesiyle yaya yolundan geçiyordu, “zank” diye durdum yol verdim…

Kadın kaldırma varmadan döndü “teşekkür ederim beyefendi…” dedi…

***

Yolumun üzerinde dev iki market var, Grosseri ve Ekoroma, ya şundadır ya bundadır dedim, Ekoroma çıktı,  “Ekoroma’ ya girdim…

Akşama iftara misafirler var “et” alayım dedim, baktım vitrinde taptaze günlük(?) etler. Koyun etinin fiyatlarına baktım parça et 29.99 yazıyor, oradaki görevliye döndüm çok pahalı 20 TL olmaz mı dedim…

“Ne demek abi, canın sağ olsun senin, et neymiş köpeğin olsun senin için kilosu 20 TL dedi…

Ve aldı eti yavaşça tarttı, yağlarını sinirlerini temizledi güzelce sardı ve paketledi “afiyet olsun” güle güle yiyin dedi elime verdi…

***

Hava nasıl sıcak anlatamam, sabahın erken saati ama cehennem sıcağı hakim güne…

Marketten çıktım sokak aralarından geçiyorum, baktım ağaçların altına bir kap su ve biraz da yiyecek koymuşlar, tavuk kemik kırıntıları sokak kedi ve köpekleri yesin kuşlar su içsin, diye…

Hava sıcaklığı 38 derece nem oranı ise %89… Sokaklar pırıl pırıl yollar cam gibi dümdüz, ne bir çatlak var ne bir “çukur…” üstelik “Yaya”  kaldırımlarında park etmiş bir tek araç yok…

***

Eve geldim, tam o sırada cep telefonum çaldı arayan ev sahibimiz;

“Erdoğan Abi, neredesin dedi, der demez benim betim benzim attı, sırası mı şimdi, biliyorum kirayı isteyecek, haklı Mayıs da ödemem gerekiyordu iki ay geciktiğimi biliyorum, tam kıvıracağım;

“Abi dedi, biliyorum zor günler geçiriyorsun kendini sıkma nede olsa on yıldır kiracımsın, herkesin başına gelir önemli değil seneye iki yıllığını bir verirsin…”

***

Televizyonu açtım; haberleri izliyorum; Taksim Meydanı ve Gezi Parkı “kurtarılmış bölge” kapsamından çıkarılmış, bütün halk; bu kadar demokrasi çok bu denli özgürlük neyimize diye yürüyüş yapıyor, bir kısım “onlar” dedikleri vatandaşlar da ellerinde Türk Bayrakları, “ülkemizi böldürmeyeceğiz” diye slogan atıyorlar…

Türk polisi en önde, ellerinde Atatürk posterleri ile “halkımızın yanındayız” yazılı pankartları taşıyorlardı. Etrafta “İnegöl köftecilerinin, Nohutlu Pilav satanların” arabalarından başka bir şey yok ne Toma ne akrepler…

Başbakan TV de; Kardeşlerim, sizi anlıyorum haklısınız, ister seçin ister seçmeyin hepinizi hararetle kucaklıyorum, eylemlerinizi de yürekten destekliyorum, ben olsam ben de öyle yapardım.

Gezi Parkının adı da bundan böyle “Atatürk Parkıdır”  hayırlara vesile olsun, diyor…

***

Bir başka kanala geçtim karşımda Diyanet İşleri Başkanı…

Antalya Lara plajında toplantı yapmış vaaz veriyor, sahilde bikinili genç kızlar, delikanlılar çocuklar cıvıl ve cıbıl, iğne atsanız yere düşmez milyonlarca kişi, her milletten, duyan gelmiş…

Dünyanın dört bir yanından akın akın gelen Müslümanlar toplanmış vaazı dinliyorlar, ağlayan sızlayan, kendini yerden yere atan kadınlar…

Diyanet işleri Başkanı; Her şey insanlık için dünyayı ve insanlığı kurtaracak tek şey; SEVGİDİR, ülkeleri yönetenler “sevginin” saygının önünü kesmesinler yeter, diyor…

***

Milli Futbol Takımımız dünya kupasında, Brezilya ile oynuyoruz. Ama öyle güzel bir maç oluyor ki yerimde duramıyorum.

Milli Takım Brezilya Milli takımı ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Hatta öyle anlar yaşanıyor ki üç oyuncumuz üçgen kurmuşlar ortada; Lyonel Messi…

Neyse son dakikalara gelmek üzereyiz maç sıfır, sıfır giderken sağdan gelen muz ortaya yükseliyor biri sülün gibi, çakıyor kafayı ve doksana takılıyor top, gooolll…

Golü kim attı diye bakıyorum ekran da; Drogba…

İyi mi Drogba Türk olmuş milli takıma girmiş haberimiz yok, golü atana kadar niye fark etmemişim ki, hem Messi Arjantinli Brezilya takımında ne işi var, diye aval aval düşünürken;

Maç bitti, 1-0, stat bayram yeri oyucular omuzlarda, sunucu mikrofonu Erman Toroğlu’na uzattı, takımı nasıl buldunuz sayın Toroğlu hani Brezilya yenilmez, bu Milli Takım Brezilyayı hiç yenemez diyorlardı?

Toroğlu skor iyi takım vasattı amma velakin yiğidi öldür hakkını yeme; Fenerbahçe hem iyi takım hem de büyük takım, Aziz Yıldırım büyük başkan, dedi…

***

Bu kadar da olamaz, ne oluyor lan, yoksa ben öldüm de haberim mi yok deyip dualar okuyarak fırladım yataktan…

Meğer hepsi “Rüyaymış…”

***

Keşke dedim Emel Sayın; “Rüyalar gerçek olsa, görmeyi bırak sana her gün gelirdim…” deseydi…

 

İyi haftalar efendim…

 

Erdoğan ÖZGENÇ

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..