- Kategori
- Edebiyat
Sabahattin Ali'yi anıyoruz

8 yıl önce başladığım blog yolculuğuma devam ediyorum, nice yıllara.
Bundan 67 yıl önce 42 yıllık kısa, sıkıntılı hayatını 2 Nisan 1948 de tamamladı, Sabahattin Ali. Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri oldu. 12 Şubat 1906 da Gümülcine’de dünyaya gelmiş, çocukluğu İstanbul, Çanakkale, İzmir ve Edremit’te geçmişti. 1928 de Yozgat ortaokulunda öğretmenliği sırasında devlet tarafından Almanya’ya gönderilmiş, dönüşünde Aydın ve Konya’da 1930 1932 yılları arasında Almanca öğretmenliği yapmıştı. Bu dönemde basılmamış şiirinden dolayı bir yıl Konya ve Sinop’ta hapis yatmıştı. Hapis sonrasında 1944 yılına kadar Ankara Ortaokulu ve Devlet konservatuarında çalışmış, hayatının geri kalan yıllarını serbest çalışmıştı. Aziz Nesin ile birlikte Marko paşa dergini yayınlamıştı. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış.1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiş.
Sabahattin Ali’nin az bilinen bir özelliği, Mehmet Ali Aybar, Ali Fuat Cebesoy ve Nazım Hikmet ile akraba olmasıdır. Nasıl mı?
1827 doğumlu Karl Detroit isimli çocuk, yetim ve yoksul biri. 18 yaşlarında gemilerde çalışmaya başlıyor, çalıştığı gemi İstanbul’a geliyor. Hayran kaldığı İstanbul için gemiden firar ediyor. İşte o küçük Karl, Müslüman olmuş, askeri mektepte öğrenim görmüş. Yıllar onu paşalığa kadar getirmiş. Mehmet Ali Paşa (Karl Detroit), 51 yaşında Arnavutluk ve Karadağ’da çıkan bir başkaldırıyı bastırmak için gittiği bölgede öldürülmüş. Mehmet Ali paşanın beş kızı olmuş. Bu kızlar, Mehmet Ali Aybar ve Nazım Hikmet’in anneanneleri, Ali Fuat Cebesoy’un annesi ve Sabahattin Ali’nin babaannesi olmuşlar.
Gelelim Sabahattin Ali’nin eserlerine.
Şiirler; Dağlar ve Rüzgar 1934, Kurbağanın Serenadı 1937
Hikayeler; Değirmen 1935, Kağnı 1936, Ses 1937, Yeni Dünya 1943, Sırça Köşk 1947
Romanlar; Kuyucaklı Yusuf 1937, İçimizdeki Şeytan 1940, Kürk Mantolu Madonna 1943,
Zülfü Livaneli tarafından bestelenen “Eşkıya dünyaya” ve “Leylim Ley”, Ali Kocatepe tarafından bestelenen “Melankoli”, “Ben sana vurgunum”, Edip Akbayram’ın seslendirdiği “Aldırma gönül” şarkıları Sabahattin Ali’nin şiirleridir
Ulusal edebiyatımızın en büyük değerlerinden biri olan Sabahattin Ali, Anadolu toprağını ve Anadolu’nun insanını en iyi dile getiren yazarımız olmuştur.
Ne yazık ki, siyasi görüşü sebebi ile işsiz ve parasız kalmış, can güvenliği nedeniyle yurt dışına kaçarken Bulgaristan sınırında öldürülmüştür, bu Türkiye Cumhuriyet tarihinin kara bir lekesidir.
Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma
Dışarda deli dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma
Görmek istersen denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül aldırma
Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Mahpus yata yata biter
Aldırma gönül aldırma
Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah'a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül aldırma
Kendisini saygıyla anıyoruz….


